27 / 06 / 2022

Yeşil Mutabakat yapı sektörünü nasıl etkileyecek?

Yeşil Mutabakat yapı sektörünü nasıl etkileyecek?

Yeşil Mutabakat Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için önemli bir imkan olarak belirtiliyor. Peki nedir Yeşil Mutabakat? Çimento ve yapı sektörlerini nasıl etkiler? İşte detaylar...



AB Komisyonu tarafından Avrupa Yeşil Mutabakat Çağrısı (European Green Deal) Aralık 2019'da açıklanmıştı. Avrupa Birliği’nin ‘Yeşil Mutabakat’ adını verdiği bu yeni büyüme stratejisi, sanayiden tarıma, ulaştırmadan enerjiye “karbonsuz bir ekonomi” modeli getirirken, ticareti de etkileyecek.

Dünya Gazetesi köşe yazarı Didem Eryar Ünlü, bugünkü köşesinde Aralık 2019’da AB Komisyonu tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakat Çağrısı'nı (European Green Deal) kaleme aldı. 

İşte Didem Eryar Ünlü'nün 'Yeşil Mutabakat Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için önemli bir fırsat' başlıklı yazısı...

Avrupa Birliği, Aralık 2019’da AB Komisyonu tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakat Çağrısı (European Green Deal) ile 2030’a kadar karbon salımını yüzde 50 azaltmayı, 2050 yılına kadar ise net-sıfır karbon salım hedefine ulaşmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği’nin ‘Yeşil Mutabakat’ adını verdiği bu yeni büyüme stratejisi, sanayiden tarıma, ulaştırmadan enerjiye “karbonsuz bir ekonomi” modeli getirirken, ticareti de yeniden şekillendirecek.

Yeşil Mutabakat yapı sektörünü nasıl etkileyecek?

Avrupa Komisyonu, bu hedefe yönelik 1 trilyon Euro'luk bir yatırım planı açıkladı. AB mali araçları, kamu ve özel sektör yatırımlarını içeren bu yatırım planı önümüzdeki 10 yıl için ekonominin dönüşümünü finanse etmeyi amaçlıyor. AB’nin bu süreçteki öncelikleri; çevre dostu teknolojilere yatırım yapılması, sanayide inovasyonun desteklenmesi, özel ve toplu taşıma sektörlerinde ulaşımın temiz, ucuz ve sağlıklı alternatifler ile sunulması, enerji sektörünün karbonsuzlaşması ve yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, binaların enerji verimli hale getirilmesi olarak sıralanıyor.

Mutabakat çerçevesinde “karbon sınır vergisi- sınırda karbon düzenlemesi- SKD” uygulanması planlanıyor. Bu bağlamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu da gündeme geliyor. Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. Dolayısıyla, bu dönüşüm Türkiye’yi son derece yakından ilgilendiriyor.

İş dünyasının olumlu değişimi tetikleme ve iyiliği yayma gücüne inanan S360, sürdürülebilirliği sağlamanın önündeki engelleri aşmaya yönelik stratejik bir yol gösterici görevi üstleniyor. Bir B Corp şirketi olan S360 kendi tanımı ile “fayda ile kârlılığı bir araya getiriyor.”

S360, geçtiğimiz günlerde Avrupa Yeşil Mutabakat Çağrısı’nın Türkiye’deki yedi sektöre yönelik olası etkilerini, risk ve fırsatlarını inceleyen bir çalışma gerçekleştirdi. Çimento ve yapı, tekstil, tarım ve gıda, perakende, sanayi, enerji ve finans sektörlerini inceleyen S360’a göre, Yeşil Mutabakat Türkiye için bir risk olduğu kadar, sürdürülebilir kalkınma için yeni bir fırsat sunuyor. Yedi sektöre yönelik gerçekleştirilen bu kapsamlı çalışmanın temel noktalarını özetlemeye çalıştım...

Yeşil Mutabakat yapı sektörünü nasıl etkileyecek?

Yeşil dönüşümün başlıca sektörlere etkisi

ÇİMENTO VE YAPI SEKTÖRÜ

- Çimento ve yapı sektörlerinde öne çıkan başlıklar, kaynak ve enerji verimli binaların inşa edilmesi ve yenilenmesi, çimento ve yapı ürünleri sektörü için sürdürülebilir ürün çözümlerinin geliştirilmesi olarak tanımlanıyor. AB Komisyonu Yeşil Mutabakat kapsamında, eski ve verimli olmayan binaların yenilenmesine odaklanıyor ve bu yenileme işlemleri sırasında döngüsel ekonomiye katkı sağlayacak malzeme kullanımı ön plana çıkıyor.

Demir-çelik ve çimento gibi enerji yoğun endüstriler, çeşitli değer zincirlerine ürün tedarik ettikleri için Avrupa ekonomisi açısından vazgeçilmez bir konumda yer alıyor. Dolayısıyla bu sektörlerin karbondan arındırılması ve modernleşmesi koyulan hedeflere ulaşılması için kilit rolü bulunuyor. AB, bölgedeki karbon kaçağını azaltmak amacıyla, sınırda karbon düzenlemesi- SKD mekanizmasıyla ticarette yeni vergiler ve tarife dışı engeller getirmeyi planlıyor.

Uzmanlara göre SKD ilk olarak çimento ana hammaddesi olan klinker, kireçtaşı, alçı ve elektrik gibi sektörleri kapsama alarak yürürlüğe girecek. İlerleyen aşamalarda kağıt, organik kimyasallar, cam ve seramik ürünleri, kok, gübre, rafineri ürünleri, temel demir-çelik ürünleri ve alüminyum gibi ürünlerin kapsama alınması bekleniyor. AB pazarına yapılan ihracat kaynaklı CO2 salımı için ton başına 30 Euro ödenmek zorunda kalınması durumunda bundan en çok 170 milyon Euro ile çimento sektörünün etkileneceği öngörülüyor.

Pandemide sağlıklı evlere talep arttı!