Alışveriş merkezleri nereye koşuyor?

 Alışveriş merkezleri nereye koşuyor? Alışveriş merkezleri nereye koşuyor?

Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Fikrİ Türkel bugünkü köşe yazısında:" Alışveriş merkezleri nereye koşuyor?" sorusuna yanıt verdi. Türkel, Fransa Cannes'te gerçekleşen MAPİC fuarından da bahsetti...

Alışveriş merkezleri nereye koşuyor?


Uzun dönemdir ortalıkta görünmeyen Mehmet Bayraktar ile Cannes'da karşılaştık. AVM deyince Galeria aklı gelir ve bu projeyi Türkiye'ye getiren Mehmet Bayraktar o tarihte daha 24 yaşındaydı.


Bayraktar ailesinin AVM ilgisi aslında 1972'ye dayanıyormuş. O günlerde Sabancı Ailesi ile Bayraktarlar işbirliği yapmış ve lastik fabrikası kurmaya karar vermişler. O dönemde ABD'de lastik sanayinin merkezi Ohio idi. Sakıp Sabancı ve Hüseyin Bayraktar lisans anlaşmaları için oraya gidince kar yağışı altında kendilerini AVM'ye atarlar. Bunu gören Hüseyin Bey, 'Bundan bir tane Türkiye'ye yapalım' der. Ancak bunu gerçekleştirmek ancak 1989'da nasip olur.


Sonraki yıllarda sessiz bir dönem geçer ve 2000'li yıllarda süreç hızlanır. Bu hızlı süreç bazı karışıklıklar oluştursa da sektöre ilgi hem içerde hem dışarda devam ediyor.


Üç gündür Cannes'da AVM'lerin geleceği tartışılıyor. Daha doğrusu dünyanın en büyük alışveriş merkezleri fuarı Mapic'de hem projeler tanıtılıyor hem de perakendeciliğin gündemi konuşuluyor. 69 ülkeden, 730 stant, 850 yatırımcı, 2 bin 400 perakendecinin katıldığı dev bir organizasyon.


Türkiye'deki son durumu Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi Belgü'nün verdiği rakamlarla özetliyeyim. 14 milyar yabancı sermayenin girdiği sektöre 45 milyar dolar yatırım yapıldı ve 385 bin kişi istihdam ediliyor.


9 milyon metrekare kiralanabilir alana ulaşan sektördeki AVM sayısı da 327'ye ulaştı. 24 ilimizde hala AVM yok.  Ankara  ve Denizli'deki yoğunluğa rağmen İstanbul'un pek çok bölgesinde potansiyel yatırım alanları görülüyor. Ve bu yıl 60 milyar dolar ciro bekleniyor.


Mapic'deki gözlemlerime göre Türkiye'ye ilgi devam ediyor. Eskiden arazi geliştirip, bunun üzerine proje yapanların yerine artık, fonlar gelmeye başladı ve bu süreç artacak görünüyor. Bunda Türkiye'nin kredi notunun artması ve yatırımın geri dönüşümü de etkili olduğu söyleniyor.


Bunun yanı sıra Türk yatırımcılar da hem kendi projelerini satmak hem de yurtdışına açılmak üzere fuarda bulunuyor. Akasya, Dumankaya, Multi Development, Öncüoğlu, Rönesans (Renaissance), Eroğlu, EMAR Square, İş GYO'nun projelerinin sergilendiğini gördüm. Ayrıca uluslararası yatırımcılar da Türkiye'deki projelerinin lansmanını yapıyorlar.


İşin ilginç tarafı perakende firmaları da ziyaretçi olarak fuarda yoğun faaliyet içinde. Çünkü herbiri dünyadaki farklı projelerde yer almak istiyorlar. Bunların başında Simit Sarayı geliyor. Simit Sarayı fuar süresince simit başta olmak üzere 30 bin civarında ürün dağıtımı yapmayı planlamış. Bir standı var ve gezici bir büfesi de Cannes sahilinde tanıtım yapıyor.


Hem AYD'nin hem de Birleşmiş Markalar Derneği'nin (BMD) Türkiye perakendeciliğini anlatan panelleri oldu.


Türkiye'deki projeler mimari ve ekonomik değer olarak dünyadaki emsallerini aratmayacak seviyede. BMD Başkanı Hüseyin Doğan, 'Türkiye'nin yıldızlarına ilgi büyük' diyerek dünyaya açılmak isteyen markalara talebin çokluğunu işaret etti.


Buna rağmen Türkiye, dünyadaki AVM ve gayrimenkul pastasından istenilen payı alamıyor. Geçen yıl küresel yatırımcılar, 180 milyar dolarlık yatırım yapmışlar ama Türkiye'ye düşen kısım ancak 250 milyon dolarda kalmış. Bunun artırılması için çalışmalar yürütülüyor. Bu sebeple fuarda Yatırım Ajansı yöneticileri de görüşmeler yaptı.


Yabancıların en büyük çekincesi; dövizle kiralama yapıldığında enflasyon artışının esas almayı engelleyen yasanın önümüzdeki dönemde yürürlüğe girecek olması.


Ayrıca Yatırım Ajansı ilettikleri diğer çekinceleri var: Pazar günü AVM'ler açık olsun ve konsept oluştururken, ihtisas bölümlerine farklı sektörlerden mağaza açılmasın. Yani tekstilcilerin arasına köfteci girmesin... AVM satınalmalarında vergi tahakkuk ettirilmesin. Fabrika satışlarındaki hüküm burada da uygulanmalı...


Sonuçta Türkiye'ye yeni yatırımcılar gelecek ve yerli yatırımcılar da dünyaya açılacak. Çevre etkisi artacak, mimari konsept değişecek ve mahalle aralarına küçük, fonksiyonel yeni alışveriş yerleri açılacak.


Fikri Türkel/Yenişafak Gazetesi