Çukurova Balkon

Başbakan Erdoğan: Bizim şehir anlayışımızın temelinde insan vardır!

Başbakan Erdoğan: Bizim şehir anlayışımızın temelinde insan vardır! Başbakan Erdoğan: Bizim şehir anlayışımızın temelinde insan vardır!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir şehir inşa ederken ülkeyi bayındır hale getirirken, sadece binalara, yollara köprülere ağırlık verilirse eksik bir çaba içine girilmiş olacağını söyledi...


Kartal’ın hemen teslim en cazip sitesinde! 364.000 TL’ye ev sahibi olun!



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir şehir inşa ederken ülkeyi bayındır hale getirirken, sadece binalara, yollara köprülere ağırlık verilirse eksik bir çaba içine girilmiş olacağını belirterek, "Bizim şehir anlayışımızın temelinde insan vardır." dedi. Erdoğan, "Bizim şehir anlayışımızın temelinde canlı hayatı vardır. Bugün bu şuurla hareket ediyor, tarihle bugünü buluşturan şehirler inşa ediyor, gönüller kazanmayı hedefliyoruz. Modern şehirler inşa ederken insanlarımızın tabii hayattan kopmamasına, ağaçtan yeşilden ayrılmamasına özen gösteriyoruz. Biz gençliğimize inanıyoruz, gençliğimize güveniyoruz.” diye ekledi.  Ankara  Gölbaşı ilçesinde ağaç dikme töreninde iki ağaç diken Erdoğan, birine kendi adını diğerine ise dün dünyaya gelen torunu Ali Tahir'in adını verdi.


Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 5 milyon üniversite öğrencisi için 5 milyon ağaç dikim törenine katıldı. Gazi Üniversitesi Gölbaşı Kampüsü'nde düzenlenen törene katılan Erdoğan, aynı anda Van Yüzüncü Yıl, Gaziantep Hasan Kalyoncu, Kırşehir Ahi Evran, Burdur Mehmet Akif ve Balıkesir Üniversitesi’ne bağlanarak ağaç dikimlerini gerçekleştirdi.


Burada bir konuşma yapan Erdoğan, “Bugün 81 vilayette bütün üniversitelerimizde bu fidan dikimi gerçekleşiyor. Gazi Üniversitesi'nin Gölbaşı Kampüsü'nde bunun gerçekleşmesi manidardır. Gençler şunu unutmayın: Bugüne kadar 43 üniversite ile bu amaçla protokol imzaladık. Diğer üniversitelerle bu protokoller imzalanmaya devam edecek. İnanıyorum ki tüm yüksek öğretim kurumlarıyla anlaşmalar sağlayarak geleceğimiz olan gençlerimizi daha fazla yeşille buluşturacak, ağacın, yeşilin, tabii ortamın hakim olduğu mekanlarda eğitim görmelerini sağlayacağız. Biz bu projeye temmuz ayında başladık. Hayata geçirmek için ağaçlandırma sezonunun açılışını bekledik. 5 milyon üniversiteli öğrencimiz adına ta 5 milyon fidan dikmiş olacağız.” dedi.


Konuşmasında Ziya Paşa'nın bir beytini okuyan Erdoğan, “Eşşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' İnşallah bu eserlerle övüneceğiz, lafla değil. Bizim dünyada uluslararası platformlarda yaptığımız ziyaretlerde, hep fidan veya ağaç diktirirler ki buraya filanca zaman Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı geldi diye ve bir plaket de altına yerleştirilir. Şimdi de bütün bu fidanlarla bu üniversiteden filanca genç yetişti mezun oldu.” şeklinde konuştu. 


Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün dünyanın en iyi üniversiteleri bilimsel çalışmalarının yanında mimarisiyle, estetiğiyle, kampüslerinin güzelliğiyle de ön plana çıkıyor. Cazibesini bu şekilde artırıyor. İnsanın yetişmesinde en az dersler kadar, en az eğitim kalitesi kadar okul binalarının, kampüslerinin çevrenin estetiği de önem arz ediyor. Gri binalardan gri düşünceler doğar. Özgür, renkli, estetik, yeşille bezenmiş bir çevreden ise özgür düşünce doğar. Nezaketle, zarafetle bezenmiş fikirler doğar. Eğitim bir konsantrasyon işidir, motivasyon işidir. Öğrenci başarılı olabilmesi için zihnen fiziken dingin olmalı, sakin bir ortamda huzurlu bir ortamda bulunmalıdır. Bu yüzden üniversiteleri yaparken mümkün olduğunca şehirlerin dışında, geniş alanlarda tabiatla iç içe tasarlamak gerekiyor. Bakınız biz atalarımızdan sadece binalar, şanlı bir tarih, zengin bir kültür devralmadık, aynı zamanda yüksek bir medeniyetin nasıl inşa edileceğini de öğrendik. Bugün Diyarbakır'dan İstanbul'a; Konya'dan Bursa'ya Sivas'tan Edirne'ye hangi kadim şehrimize giderseniz gidin orada tarihi eserlerin hemen yanı başında avlu içinde devasa anıt ağaçlara, yüzlerce yıllık çınarlara rastlarsınız. Ecdadımız köklü şehirler kurarken aynı zamanda köklü çınarları da şehirlere nakşetmiştir. Camilerimizin avlusu akasyalarla, meşelerle, çınarlarla doludur. O günün öğrencileri kuş cıvıltıları eşliğinde, çiçek açmış ağaçları izleyerek, çınarların ceviz ağaçlarının gölgelerinde serinleyerek eğitim almışlar, kendilerini geleceğe böyle hazırlamışlardı. İşte o anlayış tarihe damgasını vuran bir medeniyete kaynaklık etti. Ve nice mimarlar, nice şairler, nice bilim adamları bu şekilde yetişti. Bu şuurla üniversitelerimizin fiziki altyapılarını tasarlıyor, kampüsleri ağaçlandırıyor, onları yeşille buluşturuyor, gençlerimizin ufuklarını açacak zihinlerini dinlendirecek ortamlar oluşturuyoruz.”


Bir şehir inşa ederken ülkeyi bayındır hale getirirken, sadece binalara, yollara köprülere ağırlık verilirse eksik bir çaba içine girilmiş olacağının altını çizen Erdoğan, “Bizim şehir anlayışımızın temelinde insan vardır. Bizim şehir anlayışımızın temelinde canlı hayatı vardır. Bu gün bu şuurla hareket ediyor, tarihle bu günü buluşturan şehirler inşa ediyor, gönüller kazanmayı hedefliyoruz. Modern şehirler inşa ederken insanlarımızın tabii hayattan kopmamasına, ağaçtan yeşilden ayrılmamasına özen gösteriyoruz. Biz gençliğimize inanıyoruz, gençliğimize güveniyoruz.” diye ekledi.


Erdoğan, gençlere şöyle seslendi: “Gençler bu uğurda sizlerden hiçbir şeyi esirgemedik, esirgemeyeceğiz. Çünkü gençliğe yapılan her türlü yatırım millete yapılmıştır, geleceğimize yapılmıştır. Gençlerimiz düşünsün sorgulasın araştırsın, bilgi neredeyse bulup onu alabilsin diye her türlü imkanı onlara sunuyoruz. Unutmayın ilim Müslümanın yitiğidir. Nerede bulursanız alınız. Özellikle gençlerimizin, özellikle yaşı 15-25 arasında olan gençlerimizin bu hususu özellikle bilmelerini hassaten rica ediyorum. Son 100 yılık süreçte Türkiye'nin gençliği hep zor zamanlar gördü. Son derece meşakkatli günlerden geçti, çok ağır bedeller ödedi. 1. Dünya Savaşı’nda, Çanakkale'de Sarıkamış’ta diğer cephelerde yüzbinlerce gencimizi kaybettik. Kalan gençlerimizin büyük bir kısmını İstiklal savaşımızda şehit verdik. İkinci Dünya savaşı yıllarında, tek parti döneminde gençlerimiz ülkenin tamamıyla birlikte en ağır yoksulluğu yaşadılar. 50'li yıllarda gençlerimiz sokaklarda kullanıldılar. Gençler bunları sizler yaşamadınız, bilmiyorsunuz, onun için buraları iyi takip edin. 70’lerde gençler ellerine verilen silahlarla birbirlerini katlettiler, birbirilerine kıydılar. 80'lerde yine ağır baskılara ağır zulümlere şahit oldular. Ardından terör olaylarında, faili meçhullerde, işkencelerde, kamplaşma ve kutuplaştırma girişimlerinde gençlerimiz eziyet çektiler. Bunun yanında gençlerimize dünyanın gelişmiş ülkelerindeki imkanlar sunulmadı. İşte bizim dedelerimiz, bizim babalarımız annelerimiz bizim gençliğimiz mahrumiyet içinde yokluk, yoksulluk içinde ağır baskıların, şiddetin, kışkırtmaların arasında geçirdik. Bizler gençliğimizi imkansızlıklar içinde yaşadık. Şu andaki gençler Allah'a hamdolsun yaklaşık 100 yıldır gençlerin yaşadığı o ağır sorunları yaşamıyor o ağır sorunlara maruz kalmıyorlar. Yaklaşık 100 yıldır ilk kez gençlerimiz çok önemli fırsatlara bundan önce hiçbir genç neslin görmediği haklara kavuşuyorlar. Bunu bütün samimiyetimle ifade ediyor, iddia ediyorum. En az yüz yıllık tarihi süreç için en talihli genç nesil işte bu günün genç neslidir. Gençler! Şuraları hassasiyetle takip etmenizi dinlemenizi istiyorum. Bugünün genç nesli abilerine, ablalarına, anne babalarına, dedelerine, ninelerine sorsunlar, onların nasıl bir gençlik nasıl bir hayat yaşadıklarını öğrensinler, kendileriyle kıyas etsinler. Türkiye’de ilkokul okumak, ilkokul bulmak bile zordu. Biz 11 yıl önce göreve geldiğimizde, Türkiye'de 346 bin derslik vardı. 79 yılda Osmanlı'dan alınanlarla birlikte Türkiye’de 346 bin derslik sayısına ulaşılabilmiştir. Biz sadece 11 yılda Türkiye genelinde 188 bin derslik inşa ettik. Dünyada internet varken bizim okullarımızda internet yoktu. Göreve geldiğimizde sınırlı sayıda okulumuzda internet vardı. Şu anda tüm okullarımızda internet var. Dünyada bilgisayar varken, bizim okullarımızda sınırlı sayıda bilgisayar vardı. Şu anda bırakın bilgisayarı Fatih projesini, akıllı tahtaları, tablet bilgisayarları okullarımızla buluşturuyoruz. 2002 yılında 53 devlet, 76 üniversite vardı. Üniversite sayısını toplamda 175'e çıkardık. Üniversite harçlarında 10 yıllar boyunca gençler şikâyet ettiler. Harçları kaldıran biz olduk. İftiharla söylüyorum. Bugün okumak isteyen, eğitim görmek isteyen bir gencimizin önündeki tüm engelleri kaldırdık. Şu anda burs ya da kredi almayan öğrenci yok. Müracaat ettiği takdirde ya burs alır ya kredi alır. Toplamda 1 milyon 300 bin öğrenciye burs ya da kredi veriyoruz.”


Sadece eğitimde değil ekonomiden dış politikaya, demokrasiden sosyal hayata kadar Türkiye’nin çok büyük bir değişimden geçtiğini anlatan Erdoğan, “Nasıl bir geçmişten geldiğini bilmeyen gençlerimiz bugün sahip olduklarını yeterince fark etmeyebilirler. Ancak bu bizim için asla mazeret değil. Geçmişin bu günden kötü olması bu günle yetineceğimiz anlamına gelmez. Bilim özellikle yaşadığımız bu meşakkati gençlerimiz yaşamasın istiyoruz. Daha samimi olarak onlara aydınlık bir yarın hazırlamak istiyoruz. İnşallah yarının gençleri bu günün gençlerinden çok da ha kalkınmış bir Türkiye'ye sahip olacaklar. Şu anda yepyeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Savunma Sanayi'ye bakın kendi gemimizi artık kendimiz yapıyoruz. Kendi tankımızı, insansız hava araçlarını kendimiz üretiyoruz. Buraya geldik. Helikopterimizi, uydularımızı kendimiz üretiyoruz. Buraya geldik. İşte gençler asrın projesi Marmaray. İşte üçüncü köprü, hızlı tren hatları, Anadolu’nun dört bir yanındaki bölünmüş yollar. Göreve geldiğim Türkiye de bölünmüş yol 6 bin 100 km idi. Buna 17 bin km bölünmüş yol ilave ettik. Şimdi milletimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçuruyoruz. Geldiğimizde Türkiye'de kaç tane havaalanı vardır biliyor musunuz? 26. Şimdi kaç tane var, 52. daha devam ediyor. Kimin aklına geliyor. Şırnak'ta Şerafettin Elçi Havalimanı yapılacak. Ama biz söz verdik yaptık. Soruyorum Hakkari'nin Yüksekova'sına havalimanı yapılacak desek kim inanırdı? Yılsonuna kadar bütün engellemelere rağmen onu bitirmeye çalışıyoruz. Ve yılsonu Hakkari Havalimanını da açmış olacağız. Bütün bunları yaparken tabiata, tarihe, kültürel mirasa dokunmuyoruz. Büyürken özümüze yabancılaşmıyoruz. Yol, köprü, tünel, konut, hastane, okul yaparken tabiatı tahrip etmiyoruz. Çünkü biz bu topraklarda misafir değiliz, biz bu topraklarda ev sahibiyiz.” ifadelerini kullandı.


Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece bu günü değil yarınları, sadece kendimizi değil, çocuklarımızı, torunlarımızı da düşünüyoruz. Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Ağaç dikme konusunda çevre hassasiyeti konusunda kimse bizi eleştiremez. Biz ağaç dikme konusunda çevrecilik konusunda Cumhuriyet tarihinin en büyük projesini yürüttük. Bu topraklara bu ülkenin şimdiye kadar gördüğü en fazla fidanı biz diktik. Bu çalışmalar neticesinde işte bu fidanları diktik. Şimdi de 5 milyon öğrenciye 5 milyon fidan. Yani biz şu ana kadar Belçika büyüklüğünde bir alanı ağaçlandırdık. Ben Rizeliyim. Ağaç görmemiş yeşil görmemiş bir insan değilim. Takdir edersiniz ki Rize'deki kadar yeşil, Rize'deki kadar ağaç varlığı çok az yerde bulunur. İstanbul'da belediye başkanlığı yaptım. Hatırlayın o yılları Türkiye'nin gündemini İSKİ'nin oluşturduğu günleri. İstanbullu susuzluktan kıvranıyordu. İçecek su bulamıyordu. Bırakın ağaç dikmeyi dikilen ağaçlar bile susuzluktan kuruma noktasına gelmişti. Şu andaki bakanım o zaman benim İSKİ genel müdürümdü. Ağaç ve peyzaj anonim şirketini kurduk. Kokudan etrafında yaklaşılamayan Haliç bu gün yemyeşil tertemiz adeta şiir gibi bir Haliç oldu. İçinden 5 milyon metreküp çamur çıkardık. Biz çevreciyiz be! Kimse bizimle çevrecilikte yarışamaz. Şu ana kadar 125 adet şehir ormanı kurduk. İnşallah 2003 yılında 33 olan milli parklarımız 40'a 17 olan tabiat parklarımız 193'e çıkardık. Geliyorum şimdi son cümleye. Bugün Gazi Üniversitesi'nde başlattığımız 5 milyon öğrenci ye 5 milyon ağaç kampanyasını özellikle tüm üniversitelerimizde yaygınlaştırarak öğrencilerimizin çok daha sağlıklı çok daha huzurlu ve yeşil bir ortamda eğitim görmelerini sağlayacağız. Sevgili Peygamberimizin şu sözlüyle noktalıyorum. ‘Kıyametin kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikin.’ İşte biz bu emrin takipçisi olacağız.”


DİKTİĞİ İKİ AĞACA KENDİ İSMİYLE BİRLİKTE TORUNUN İSMİNİ VERDİ


Konuşmasının ardından beraberindekilerle Van, Gaziantep, Kırşehir, Burdur ve Balıkesir'e kurulan canlı bağlantıları izleyen Erdoğan, bağlantılar sırasında illerdeki törende bulunan Valilerle kısa süreli sohbet etti. Erdoğan, bağlantılar sırasında kameramanlardan ağaç dikilen alanların göstermelerini istedi. Bağlantıların ardından Erdoğan ve beraberindekiler, ağaçların dikileceği alana geçerek burada ağaç dikimi gerçekleştirdi. Burada 2 fidanı diken Erdoğan, fidanlardan birine kendi ismini, diğerine de dün dünyaya gelen torunu Ali Tahir'in ismini astı.


Cihan