Defne Samyeli Eren Talu yüzünden Yeniköy'e taşınmış!

Defne Samyeli Eren Talu yüzünden Yeniköy'e taşınmış!



Defne Samyeli Yeniköy'deki Armanlı Sitesi'nden 4 bin TL'ye ev kiraladı


VATAN, ünlü spiker Defne Samyeli'nin boşanma davası açtığı eşi Eren Talu'nun evin duvar ve tavanlarına yazdığı "I Love You" yazıları nedeniyle evden çıkmaya karar verdiğini yazmıştı. Samyeli'nin yakın çevresine duvarlardaki yazıları silemeyince, çareyi evi taşımakta bulduğunu, sosyetenin tercih ettiği Yeniköy'deki Armanlı Sitesi'nden 4 bin TL'ye ev kiraladığı haberimizde yer almıştı. Samyeli'nin söyledikleri gerçek miydi? Eren Talu, evin duvarlarına İtalya'dan ithal edilen silinmez boya ile eşine aşk dolu yazıları yazmış mıydı? Duvarlar hatta evin tavanı bu yazılarla mı doluydu? Eren Talu bunları yapacak kadar çılgın mıydı? Yaptığım kısa bir araştırma sonucu Talu'nun sadece evin duvarları ve tavanına değil, giriş kapısına bile aşkını yazdığını görünce gerçekten şaşırdım. Eren Talu, neden, niçin, hangi ruh haliyle bunları yazmıştı?

Psikiyatr Doç. Dr. Armağan Samancı, ünlü mimarın içinde bulunduğu durumu şöyle anlattı:

"İnsanların ayrılığa verdiği reaksiyonlar farklıdır. Sevgi, özen gösterildiği, paylaşıldığı, bencilce olmadığı zaman güzeldir. İnsanlar bencilce seviyorsa, istedikleri olduğu zaman çok seviyor, olmadığı zaman terse dönüp kızgınlık, kin ve nefret duygusuyla hareket edebiliyorlar. Bencilce sevmek sadece kendi istediği şekilde sevmektir. Bencilce sevenler terk edilince, istenmeyip reddedilince olay değişip nefrete dönüşebiliyor. Kişi kızgınlıkla kendini kötü hissetmeme adına karşı tarafı kötülemeye gidebiliyor. Burada ana durum kayıp reaksiyondur. Bu kişiden kişiye değişir ve şekillenir. Duvarlardaki o yazılarda eşini kaybetmenin verdiği sıkıntı, acı ve şok var. Ayrılığın ne kadar sıkıntı verdiğini göstermede abartı olabiliyor. Kaybetme korkusundan, sıkıntısından ve bencilce sevgisinden yapabilir tüm bunları. Bir de kişinin mimar olması etkilemiştir o duvarlara yazı yazmasını. Mimar ve duvar.. Bu tepkide dekorasyon bağlantısı içinde mimari bir dokunuş da var. Mimar Eren Bey evin içini sevgisiyle dekore etmiş. Buna hastalıklı ruh hali denilemez, ayrılığın etkisi altında olan ve kişilik özelliklerinden kaynaklı abartılı bir durumdur."
Gülşen Yüksel/Vatan

İlgili haber:

Defne Samyeli Yeniköy'deki Armanlı sitesinden ev tuttu

EREN'İN AYRILDIĞI KADIN TAKINTISI...

Reha Muhtar bugünkü yazısında Eren Talu ve Defne Samyeli'den söz ediyor...

Gülşen Yüksel fotoğrafları getirdiğinde, bizim yeni Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan'la, derin bir gazetecilik sohbetine dalmıştık...

"Aman Tanrım" dedim içimden fotoğrafı görünce...

Eren Talu barda bir kızla haşır neşir fotoğrafları ortaya çıktıktan ve Defne tarafından kapıya konduktan sonra, Bebek'teki eve gitmiş, evin dış kapısından başlayarak, kırmızı boyayla bütün evi ve duvarlarını bir kalbin içine "Eren-Defne" diye yazarak boyamıştı...

Defne kocasının bunu yapmasından sonra, boyayı evin her tarafından kolay kolay çıkartamayacağını anlamış, başka bir eve taşınmıştı...

Resimler dairenin dış kapısının resmiydi ve apartmanın koridorunun ortasında tabak gibi duruyordu...

Bir kadından beklemediği bir anda istemeyerek ayrılan erkek "kadını kafasında takıntı" yapar...

Tersi de geçerlidir ve her iki durumda da "yenilen ego savaşı kazanmadan bitirmeyi kendisine yediremez..."

Savaşı kazanmak için erkek ya da kadın ilk olarak yeniden bir araya gelmeyi planlar...

"Yaşananları unutmaya hazırdır" öyle söyler...

"Yeniden sevgi ve aşk dolu bir hayat kurmalıdırlar..." bunu dile getirir...

Ya seviyordur hâlâ ya da normal şartlarda ayrılacağı halde, sırf kendi iradesi dışında ve yenilmiş olarak ayrılacağı için, egosunu onaracak bir tatmin peşinde koşar...

Kadın buna yanıt vermezse, erkek daha da ısrarcı olur...

Çünkü bu durumda kendisinin önemsenmediğini düşünür, kafasında kurar ve gittikçe agresifleşebilir...

Karşısındaki tarafından önemsenmeyen kişinin öfkesidir bu...

Evin her tarafına ve dış kapıya kırmızı boyayla "aşkını yazmak" bir kadın için "aşkın tezahürü (gösterim şekli)" olarak görülmekten çok, bir korku ve ürküntü duygusunu da beraberinde getirir...

Çünkü bu Mecnun'un dağlara taşlara haykırdığı, yazdığı bir aşk olmaktan çoktan çıkmıştır...

Araya aldatmalar, başka kadınlar, başka sadakatsizlikler girmiş, ayrılma noktasına gelinmiştir...

Böyle bir noktada "kırmızı boyalarla boyanan ev" bir aşk ilanından çok "Fatal Attraction" adındaki Öldürücü Cazibe filmini andırır...

Aşk çekici değil, öldürücüdür bu filmde...

Aşkın sevecen halinden, saldırgan haline geçmesi ve düşmanlıkların tetiklenmesi kolayca sona eren bir süreç değildir...

Kadın ve erkek, kendilerine "eski sevgililerinden çok daha iyi olduğuna inandıkları" yeni bir sevgili bulmadan, bu tıkantıdan kolay vazgeçemezler...

Oraya "takılı" kalırlar...

Aylarca bazen yıllarca...

Ben Defne'nin Eren'le ilişkiye artık takılı olmadığını fark ediyorum...

Hislerim beni yanıltmaz...

Oysa Eren, bu ilişkiyi kafasında bitirememiş ve takılmış...

Bu durum sürecektir...
Vatan