Ergün Turan: Ameliyat masasındaki cerrah kadar hassasız!

Ergün Turan: Ameliyat masasındaki cerrah kadar hassasız! Ergün Turan: Ameliyat masasındaki cerrah kadar hassasız!

Yöresel mimariye geçtiklerini söyleyen TOKİ Başkanı Turan, "TOKİ bir beton canavarı gibi gösteriliyor. Şehre dair endişe duyanların kaygılarını anlıyoruz. Bu endişeleri biz de taşıyoruz. Bu yüzden de ameliyat masasındaki cerrah kadar hassasız" şeklinde ifadelerde bulundu.

Mehmet Ergün Turan, TOKİ’deki başkanlık görevinde 3 yılı doldurmak üzere. 2014 yılı nisan ayında eski başkandan görevi devraldığında, Turan yeni bir felsefeyle geldi. İlk vurguladığı nokta ‘yatay ve yöresel mimari’ konusu oldu; “Hiçbir şehirde, en yüksek yapı  TOKİ  binası olmayacak” dedi. Ardından, “TOKİ kalitesiyle anılan bir kurum olacak, estetik binalar yapacak” diye devam etti. 


Ciddi mesafe katedildi

TOKİ’nin yıllar içinde yara almış imajına karşın Turan’ın sözleri iddialıydı. Ve 3 yıl geride kaldı. Turan, bu dönemin muhasebesini yaptığında, pek çok konuda ciddi mesafe katedildiğini anlatıyor. Hatta kurumu eleştirenlerin kaygılarını anladıklarını söylüyor, "Hepimiz bu endişeyi taşıyoruz, yüzyıllar boyunca yaşayacak şehirler inşa ediyoruz. Bu insanın uykularını kaçıran bir sorumluluk" diyor. Yaratılmaya çalışılan TOKİ algısına ise sitem etmeden duramıyor; 'TOKİ'yi bir beton canavarı olarak göstermek istiyorlar. Bu bir algı operasyonu" diye ekliyor. 


3 yıl önce göreve başladığınızda iddialı hedefleriniz vardı. 3 yılda nasıl bir mesafe katedildi?

Geldiğim günden beri TOKİ’nin dünüyle ilgili söylediğim bir şey var. Geçmiş olmasaydı bugün olmazdı. TOKİ o zaman dünün imkan ve kabiliyetleriyle üretim yapıyordu. Bugünün imkanlarıysa başka. Milletin bizden beklentisi farklı. Geldiğimizde bizim iddiamız şuydu; yatay ve yöresel mimariyi esas alacağız, mutlak kaliteyi esas alacağız ve mahalle kültürünü benimseyeceğiz. Bugün dönüp baktığımızda bütün bunlarda ciddi mesafeler aldık, 'hiçbir şehirde ya da kasabada en yüksek bina TOKİ binası olmayacak' dedik. Ve bu prensiple çalıştık. Şehirlerin değerini azaltan değil, şehirlere değer katan projeler oluşturmak için çabaladık.


3 YILDIR YÜKSEK BİNA Yok

Peki sonuç ne oldu, son 3 yılda TOKİ'nin yaptığı binaların yüzde kaçı az katlı?

Neredeyse tamamı zemin + 4-5 katlı. 15 -20 daireyi geçmeyecek, komşuluk ilişkilerinin yaşanabileceği binalar inşa etmeye çalışıyoruz.


Üretim rakamları nasıl?

Burada çok ciddi bir gayret var. TOKİ 84 yılında kurulmuş, 2003’e kadar, 19 yılda 43 bin konut üretmiş. 2003 yılında TOKİ Başbakanlığa bağlandıktan bugüne kadar ise 768 bin konut üretilmiş. 2016 yılında ise tüm olumsuz gelişmelere rağmen biz tüm zamanların rekorunu kırdık. 65 bin konut ihale ettik. Yani 19 yılda 43 bin konut üretilirken, 1 yılda 65 bin konut seviyesine geldik. Ve bunların tamamı sosyal konut.


Kalite ölçümüz belli

Kaliteyi artırmayı da hedeflemiştiniz..

Kaliteyle ilgili ölçümüz şu; kendimize 'sen ailenle birlikte bu binada oturur musun' diye soruyoruz. Ben TOKİ başkanı olarak, ürettiğim her binada eşim ve çocuklarımla yaşayabileceğim bir standart üzerinde çalışıyorum. Benim dönemimde yapılan tüm binalar bu standarttaydı demek iddialı olur ama  bunun için çalışıyoruz . luş olacak.


Sosyal medyada 'Toki güzellemeleri' var 

Negatif  TOKİ algısı yıkıldı mı sizce?

İnsanların TOKİ’yle ilgili fikirlerinin değişmesi için bizimle temasının olması lazım. Mesela Ayder’de bir çalışma yapıyoruz. Şu anda orada 240’a yakın kaçak bina var. Bir sürü insan da yargılanıyor. Biz 'bunları nasıl düzeltiriz' diye bakıyoruz. Belki bina azaltarak, sübvansiyon yaparak bir proje geliştirilecek. Ama konu  gündeme gelince hemen sanki TOKİ gelip burayı imara açacak gibi bir algı yaratılmaya çalışıldı. Yani vatandaş ya bizden ev alacak ya da sosyal medyada yazılan TOKİ güzellemelerine inanacak…TOKİ bir beton canavarı olarak gösteriliyor. Biz bununla yüzleşiyoruz ve bir yenilenme süreci içindeyiz. Bizden beklenen değişikliği biliyoruz. Ama her şeye kulak tıkayan bir kitle var. Çünkü bir algı operasyonu yürütülüyor.


Ameliyat masasındaki cerrah kadar hassasız

Kente dair endişeleri olan bu kitleyi anlıyorsunuz yani...

Endişe sahibi olmak insani bir şeydir. Biz hepimiz bu endişeyi taşıyoruz. Bizim de çocuklarımız var. Biz de çocuklarımız için parklar, yeşil alanlar istiyoruz. Adam diyor ya biz de seviyoruz sevilecek her şeyi… Yüksek imar asla vermiyoruz. O bölgenin imar düzeyini asla aşmıyoruz, hatta altında kalıyoruz.  17-18 ilçede aktif kentsel dönüşüme girdik. Bunların hiçbiri gelir elde etme amaçlı değil. İstanbul’da  sübvansiyona dayalı bir kentsel dönüşüm yapıyoruz. 54 vilayette sahada iş yapıyoruz. Bütün motivasyonumuz sağlıklı şehirler inşa etmek. Yüzyıllar boyunca yaşayacak bir şehir inşa ediyoruz. Bu insanın uykularını kaçıran bir şey. Bunu düşünen insanın eli titrer, yüreği titrer. Ben ticaretten gelen bir insanım. Ama bu başka bir duygu, başka bir motivasyon. Konut sahibi olamayacak insanlara konut edindirme, yüzyıllar boyunca yaşayacak şehirler inşa etme motivasyonuyla çalışıyoruz. Bu hem müthiş bir duygu hem de insanı titreten bir sorumluluk. Ameliyat masasındaki cerrahtan daha hassas olmamız gerektiğinin farkındayız. Biz bu duyguyu yaşıyoruz, bu kesinlikle para kazanmakla ilgili değil.


Bir Hint hikayesi...

İçinizde biraz da sitem birikmiş sanırım...

Bakın size bir Hint hikayesi anlatayım. Adamın biri ortaya tablo, yanına da boyaları koyuyor. Bir de kağıt asıyor. Kağıtta 'burada yanlış gördüğünü düzelt' yazıyor. Biri geliyor, boyayı eline alıp, kendine göre hatalı bulduğu yeri düzeltiyor. Ardından başka biri geliyor, o da düzeltiyor… Sonra biri daha.. Bu gün boyunca bu böyle sürüyor. Akşam olduğunda artık ortada resim falan kalmıyor. Ertesi gün adam yine geliyor, bu kez ortaya boş bir tuval koyuyor. Yanına ise 'buraya istediğiniz resmi çizin' yazıyor. Akşam bakıyorlar hiç kimse bir çizik atmamış. 


TAKSİT 500 TL'Yİ GEÇMEZ

Çünkü oraya bir resim çizmek felsefe, birikim, yetenek ister. Ama yapılmış bir şeyin üzerini karalamak kolay. Bizim işimizin zorluğu şu; biz sosyal konut inşa ediyoruz. Anadolu’da yaptığımız evlerin taksidinin 500 TL’yi geçmemesi gerekiyor. Dediğim gibi eleştiriye her zaman açığız, endişeleri de anlıyoruz. Ama diğer yandan bunların da göz ardı edilmemesini istiyoruz. Bakın burada çok büyük bir gayret var. Saat 6’yı geçti ama kimse çıkmaz buradan. 1 kuruş ekstra da kazanmazlar. 


TOKİ'yle ilgisi yok

Nasıl bir algı operasyonundan söz ediyorsunuz?

Mesela sosyal medyada çokça dolaşan bir fotoğraf var. Güya Selçuklu kümbetinin yanında bir TOKİ binası yapılmış. TOKİ dendiğinde karşınıza bu fotoğraf çıkıyor. Oysa bunun bizimle hiçbir alakası yok. Böyle bir fotoğrafı kim görse sinirlenir.  Ancak bizim kesinlikle böyle bir resimle ilgimiz yok. 


Peki niye TOKİ’yle uğraşılıyor sizce.

Çünkü TOKİ direkt başbakanlığa bağlı bir kurum. Başarısı başbakanlığın başarısı, başarısızlığı da hükümetin başarısızlığı olarak görüleceği için böyle bir operasyon yürütülüyor. Oysa TOKİ Türkiye’nin başarı hikayelerinden biridir. TOKİ hiç konut sahibi olamayacaklar için 'dost eli' bir kuruluştur. Üstelik dünyada benzeri olmayan bir kurumdur. Bu yüzden yurtdışında da ilgiyle izlenir.


Sınır duvarı Mayısta tamam

TOKİ'nin Suriye sınırına duvar örmeye başlamasından kısa bir süre sonra sınır duvarı konusu Trump'la dünya gündemine de girdi. Ne aşamada bizim duvar?

4 ayda 550 kilometreye yakını ihale edildi. Yüzde 50’sini fiziki güvenlik yollarıyla birlikte bitirdik. Mayıs ayında da Türkiye sınırı tamamen bitmiş olacak. Üstalik bizim duvarımız portatif, kaldırılabiliyor.


'O binalar Bursa'ya yakışmış' diyemem

Peki eleştirilerde hiç mi haklılık payı yok. Mesela karşımızda bir Bursa örneği var… 

O konuda diyeceğim tek şey var; o binalar Bursa’ya yakışmamış.  Yakışmış dersek hata yapmış oluruz. Bunu görmek için TOKİ Başkanı olmaya gerek yok. Mutlaka o zaman da adımlar iyi niyetle atılmış ama bazı şeyler atlanmış. Şimdi onlara bakarak biz bu hataları yapmaya çalışıyoruz. Bunu söylemenin de nezaketsiz bir şey olduğunu düşünmüyorum. Herkes gibi bizim hayata dair, şehre dair mimariye dair bir felsefemiz var. Bu binalar o felsefeye uymuyor. Bu nesil bunu yaparsa yapar, yapamazsa bir sonraki nesil bunları düzeltir. Ben bu tarz eleştirilerden gocunmuyorum. Endişe sahibi insanlar var. Onların endişelerini anlıyorum.


Kendi enerjisini üreten konutlar yapacağız

TOKİ'nin yeni dönem vizyonunda neler var?

Enerji konusunu gündemimize aldık. Biz enerjiyi ithal eden bir ülkeyiz. Yenilenebilir enerji konusunda başlıklar açtık. Sosyal konutta bunu yapmak çok zor ama idarenin de bu konuda öncü rol oynaması gerekiyor. Kendi enerjisini üreten yenilenebilir enerji kullanan konutlarla ilgili çalışmalarımız var. TOKİ’nin içinde bir çalışma grubu 1.5 yıldır bunları çalışıyor.


Akşam