Foça Zangoçu'nun evi küllerinden doğdu!

Foça Zangoçu'nun evi küllerinden doğdu!



Kapısında 'Foça zangocunun evidir' yazan 116 yıllık eski bir Rum evini satın alarak restore eden Ömer ile Şükran Torun çifti ilginç bir serüvenin peşine düştü.


2004 yılında Kemal Anadol'un 'Büyük Ayrılık' kitabından etkilenerek bir zamanlar Türker'le Rumlar'ın iç içe yaşadığı Foça'dan eski bir ev almayı hedefledikten sonra, 116 Yıl önce inşa edilen eski, yıkık bir Rum evini satın alarak restore eden Ömer ile Şükran Torun çifti, tarihi evin cümle kapısı üzerinde Rumca yazan; 'Foça zangocunun evidir' kitabesinden yola çıkarak ilginç bir serüvenin peşine düştü. 



ZANGOÇ'UN YAKINLARINI ARIYOR


Yaptıkları araştırmalar neticesinde satın alıp adeta cennete çevirdikleri metruk evin Cumhuriyet tarihi öncesinde Foça'da gayrimüslimlerin ibadetlerini yerine getirdiği bir kilisede çan çalmakla görevli olan bir zangoç'a ait olmasından çok etkilenen Torun çifti, Avrupa'nın hemen her yerinde zangoç'un yakınlarını aramaya başladı. 


"ZANGOÇ'UN YAKINLARINI EVİMİZDE MİSAFİR ETMEK İSTİYORUZ"


Uzun bir süredir izini sürdükleri zangoç'un yakınlarına ulaşıp Türkiye'ye şeref konukları olarak davet etmek istediklerini ve onları ataları olan zangoç'un evinde misafir etmeyi çok arzuladıklarını anlatan Ömer Torun, şunları söyledi: "2001-2004 yılları arasında bir akaryakıt firmasının Türkiye Yunanistan mühendislik müdürlüğünü yaptığım için Yunanistan'a çok gidip geldim. Pek çok Yunan dostum vardı fakat bu evi aldığım zamanlar tam da görevimin bitiş aşamalarına denk gelmişti. O yüzden çok da gidip gelemedim. İş yerinden arkadaşlarıma evdeki yazıları gösterdiğimde, bana ev sahiplerinin zangoç olduğunu söylemişlerdi. Daha sonra bunu bir şekilde bulmaya çalıştım. Yani aklımın bir köşesinde bu evin sahiplerine ulaşmak vardı. Eşimle bir karar aldık ve bu evin ilk konuklarının evin ilk sahipleri olan zangoç ailesinden birileri olsun istedik ama maalesef bunu başaramadık, o insanlara ulaşamadık. 2013 yılı başında Patrikhanece,  İzmir  Konsolosluğuma bireryazı yazdım, Lozan Mübadiller Derneği'ne 34 yıl önce bir yazı göndermiştim, bu yıl tekrar yazı gönderdim, Atina'da yer alan Küçük Asya Derneği'ne yazı ve fotoğraflar gönderdim ama hiçbir yerden bilgi alamadım. En son Zahoro adında bir bayanla tanıştım, ve onunla yazıştık. Kendisi bize biraz umut verdi, sanıyorum bu aileye ulaşacağız. Yaşlı bir komşumuzun aktardıklarına göre bu eve 20 yıl önce iki kadın gelmiş ve merpenlerinde oturup ağlamışlar."


200 BİN DOLAR HARCADIK AMA DEĞDİ


Maddi beklentileri olmadan restore ettikleri evlerinin büyüleyen Tarihi ve mistik güzelliğini başka insanlarla da paylaşmak adına 'zangoç'un evi' olarak bilinen evlerini ev pansiyonu olarak çalıştıran Torun ailesinin reisi Ömer Torun,"Burada ticari bir amaç gütmüyoruz. 'Buradan çok para kazanalım, geçimimizi sağlayalım' düşüncesinde değiliz.Burada insanlar burada kalarak bu atmosferi yaşasın istiyoruz. Yani burada bir yapı restore edildiğinde nasıl ona can veriliyor görsünler. Bu restorasyon sonucunda tekrar geri kazanılan ruhu hissetsinler. Restorasyon yapan insanların bu işlere biraz daha emek harcayarak yapılara birer kimlik kazandırmalarının ne kadar faklılık yarattığını birer mesaj olarak verelim istiyoruz. Restore edilen çok ev var ama farklılık adına ortaya konan bir eser göremiyorsunuz. Ben eşimle birlikte ortaya faklı bir şey çıkarmaya çalıştım.Bu noktada başarılı olduğumuzu da düşüniiyorum.Zira ben her evin birer kimliği olması gerektiğine inanırım. Bu eve de bir kimlik yaratalım dedik. Konaklayan ilk misafirlerimiz arasında Alman bir mimar vardı. Kendisi çok ilginç ve güzel bir söz sarf ederek 'Bu ev çok saygılı bir şekilde restore edilmiş' dedi. Bu söz beni çok mutlu etti çünkü bizim, bu evi yapanlara bir saygı göstermemiz gerekiyordu. 

Bunun için ben normal proje dışında iki farklılık yaptım. Ana giriş kapısını değiştirmedik ve bu kapı üzerinde görüleceği üzere evin kitabesi yer alıyor. Bu kitabenin üzerine bir vitray çalışması yaptım. Vitray çalışmasının orta penceresine beyaz güvercin ve zeytin dalı koydum. Bu evi yapan ailenin zangoç olması nedeniyle mistik bir hava katmak istedim ve güvercinin başı üzerine bir hare koydum. Bu, benim, evi yapanlara karşı bir saygımdı. Bundan başka, bir pencere vardı ama arkası banyoydu. 


Pencerenin buzlu cam benzeri bir malzemeyle geçirgenliğini kapatmak gerekiyordu. Buraya da bir vitray çizdik ve vitrayı Foça'da yaşayan seramik sanatçısı Koncagül Ağaoğlu'nun yarattığı 'Foça Kızı'ndan esinlendik. Daha sonra 'sadece bu yetmez' düşüncesiyle 'Foça'nın başka nelerini koyabiliriz' diye düşündük. 


Martıları, denizi, rüzgarı, balıkları ve tabi ki fokumuzu koyduk. Biz bu eve bahçe düzenlemeleri dahil olmak üzere, yaklaşık 200 bin Dolar gibi bir para harcadık ancak kesinlikle buna değdiğini söyleyebiliriz" diyerek, tarihi evin yeniden hayata döndürülmesi noktasında emeği geçen herkese teşekkür etti. 



Hasan Eser / Yeni Vizyon