16 / 08 / 2022

Hak ehliyeti ne demektir?

Hak ehliyeti ne demektir?

Türk Medeni Kanunu kapsamında yer alan herkesin sahip olduğu hak ehliyeti ne demektir? Yanıtı ve detayları haberimizde...



Hak ehliyeti ne demektir?

Kişiler Hukuku kapsamında yer alan hak ehliyeti, insanların hukuk düzeni içerisinde haklara sahip olmaları anlamına geliyor. Buna göre herkesin "insan" olması sebebi ile hak ehliyeti bulunuyor. Bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olma hususunda eşit olarak görülüyor.


Fiil ehliyeti ise ayırt etme gücüne sahip ve herhangi bir kısıtlaması olmayan ergin kimselerin hakkı olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti bulunmuyor.


Konu ile ilgili hükümler ile "Hak ehliyeti ne demektir?" sorusunun yanıtı Türk Medeni Kanununun Birinci Bölümünde madde 8 ile madde 16 arasında ele alınıyor.


I. Hak ehliyeti

MADDE 8.- Her insanın hak ehliyeti vardır.

Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara  ehil olmada eşittirler.

II. Fiil ehliyeti

1. Kapsamı

MADDE 9.- Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.

2. Koşulları

a. Genel olarak

MADDE 10.- Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.

b. Erginlik

MADDE 11.- Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.

Evlenme kişiyi ergin kılar.

c. Ergin  kılınma

MADDE 12.- Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin  rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.

d. Ayırt etme gücü

MADDE 13.- Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.

III. Fiil ehliyetsizliği

1. Genel olarak

MADDE 14.- Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.

2. Ayırt etme gücünün bulunmaması

MADDE 15.- Kanunda gösterilen ayrık  durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

MADDE 16.- Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.



Işıl Seren KESKİN/Emlakkulisi.com