Levent Piriştina'dan Buca Şirinyer'e meydan müjdesi!

Levent Piriştina'dan Buca Şirinyer'e meydan müjdesi! Levent Piriştina'dan Buca Şirinyer'e meydan müjdesi!

Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, başkanlığında geride bıraktığı iki yılını değerlendirirken, Şirinyer için planladıkları Meydan Projesi’nin de müjdesini verdi.

Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, başkanlığında geride bıraktığı iki yılını değerlendirirken, Şirinyer için planladıkları Meydan Projesi’nin de müjdesini verdi


Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, hizmette geride bıraktığı iki yılı değerlendirdi. Piriştina Buca’nın sorunlarından, trafikte attıkları adımlara, Tarihi İstasyon’dan kentsel dönüşüme kadar tüm soruları samimiyetle cevapladı. Merhum Ahmet Piriştina’nın bıraktığı mirası sürdürmenin kendisinde hem motivasyon hem de zorlukları beraberinde getirdiğini vurgulayan Piriştina, Şirinyer için planladıkları Meydan Projesi’nin müjdesini de röportajda verdi.


Geride bıraktığımız iki yılda 60’ya yakın geniş kapsamlı projeler görüyoruz. Buca’ya hizmette iki yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bizim bu tempoyu yakalamış olmamız, bu koltuğa aday olmadan önce yapmış olduğumuz araştırmalara dayanıyor. Göreve talip olduğunuzda eksiği bilirseniz, tahmini bütçenizi, yaşayacağınız zorlukları, Buca’nın ihtiyaçlarını doğru şekilde planlamışsanız, göreve geldiğiniz ilk gün itibariyle aslında tempo da başlamış oluyor. Diğer türlü yaklaşık bir sene ‘Ne yapmak lazım, nereden başlamak lazım’ diye düşünüyorsunuz. Biz iyi planlamanın meyvesini yiyoruz. Yani iki yılda bu kadar projenin hayata geçmesi önceden dersimizi çalışmamızın bir sonucudur. Onun dışında yaptığı işi seven, iyi bir ekibe sahibim. Kentle olan bağı kuvvetli insanlarla bir aradayım. Kısacası iyi bir ekibiniz varsa, severek iş yapıyorsanız, yaptıklarınız kabul de görüyorsa o zaman işler yolunda gidecektir.


Sizce Buca’nın en büyük problemi nedir?


Biz sorunları gerçekten sokaktan vatandaşlara soruyoruz. Önce ‘Buca’nın sorunu ne?’ Sonra ise ‘Senin ve ailenin sorunu ne?’ diyerek soruyoruz. Buca’nın sorunu öncelikle trafik. Mahalleleri ilgilendiren sorunlar değişkenlik gösteriyor. Biz o bakımdan trafik konusuyla işe başladık. Doğuş Caddesi’nde çok önemli çalışma yaptık. Şu an bitirme aşamasına geldik. Buca’nın trafiğini 3-4 koldan çözebilme gibi bir iddiamız vardı. Birincisi mevcut yolları genişletmek ki bunu da Doğuş Caddesi’yle başlattık. Yol iki katına çıkarılıyor. Bu konuda imdadımıza Büyükşehir Belediyesi yetişti. 3-4 aya kadar Buca’ya çevreyolundan girişler rahatlayacak. Bunun akabinde Yıldız-Buca Koop girişinin başlaması öngörülüyor. Öyle olursa hem mevcut kapasite iki katına çıkacak. Hem de kente yeni bir giriş kazandıracağız. Trafiğe yapacağımız ikinci adım ise ana arterlerde otopark yaratma düşüncesi. Bunu da Kasaplar Meydanı’ndan başlattık. Kasaplar Meydanı Buca’nın yılan hikayesine dönmüş bir yeriydi. Büyükşehir’den aldığımız bilgiye göre de büyük bir ihtimalle 4 Haziran’da meydanın açılışını yapacağız. Kasaplar Meydanı 150 araçlık otoparkı, kafe ve restoranları, mübadele ve anı eviyle müthiş bir meydan olacak. Buca hem meydan hem de büyük bir otopark kazanacak. Bunun yanı sıra Şirinyer Projesi de başlayacak. Şirinyerde de kent meydanı, rekreasyon alanı, içerisinde kadın danışma merkezi, kadın aktivite merkezi, gençlik merkezi, yürüyüş alanları ve 800 araçlık bir otoparka sahip olacak. Yani Buca’dan Heykel’e kadar bin araçlık otoparkı tamamlamış olacağız. Bu projeler birer prestij projesi fakat her şeyin ötesinde trafik sorunu çözmek için de atılmış bir adımdır. Trafiğe attığımız son adım ise Büyükşehir Belediyemizin müjdelediği metro inşaatıdır. Metro projesinde son istasyon Tınaztepe’ydi. Yoğun isteğimizle birlikte metro Buca Koop’a kadar gelecek. Yolları açtın, yolları genişlettin, otoparklar yaptın, bir de araç sayısını azaltırsan zaten trafik sorununu çözmüş oluyorsun.


İlçedeki kentsel dönüşüm ve imar problemlerini nasıl yorumluyorsunuz?


Vatandaşlar imar sorununu bulundukları binalarda iki kattan 4 kata çıkmak gibi algılıyorlar. Bize bu konuda münferit olarak, bulunulan alanda sosyal donatı alanı yaratmak, binaları yükseğe çıkararak spor ve eğlence tesisi elde etmek, teknolojisi yüksek binalarda oturmak gibi bir talep yok. Maalesef talepler her zaman iki kat olan iznin 4 kata çıkarılması oluyor. Dolayısıyla şu anda gördüğümüz 4 katlı binaların büyük bir bölümü de yapı izni taşımıyor. Hedeflediğimiz şey, kaçak yapılara resmiyet kazandırıp fazladan kat çıkılmasını sağlamak değil, yükselmiş ve etrafından yeşil alanlar geçen, kültür ve sanat geçen binalarla bir Buca yaratmak. Bu doğrultuda ada bazlı planlar yapıyoruz. Arkadaşlarımız bu konuda çalışıyor. Umuyorum Buca’ya armağan ettiğimiz projelerden biri de bu olur. Belediyeciliğin en önemli çalışması planlamadır. Bugün Buca’da bir sorun varsa o da planlamamanın getirdiği bir sorundur. Nüfus hesaplanmamış, bir adada 100 kişiye göre altyapı çalışmaları yapılmış ancak adada 700 kişi yaşamaya başlamış. O bakımdan geldiğimiz noktada sorunlar baş gösteriyor. Okul yapmayı, belediye hizmet alanı yapmayı düşünüyorsunuz fakat yer bulamıyorsunuz. Göreve geldiğimiz ilk andan itibaren rotamızı köylerimize çevirdik. Oraların durumu içler acısıydı. Bunları giderdik. Örneğin Kaynaklar’da imar planı bile yoktu. Çalışma yaptık. İZSU da 10 milyon liralık bir yatırım yaptı. Köylerin sorunlarını bitiriyoruz. Artık kent merkezlerinde de çağdaş, modern, insana dayalı, kültür dolu, sanat ve spor dolu kent planlamasını yapıyoruz.


Tarihi Buca İstasyonu’nun akıbeti ne olacak?


Biz belediye olarak istasyonların kamu yararına kullanılması amacıyla bize tahsis edilmesini talep ettik. Bunun yazısını yazdık, tahsis bekliyoruz. Oralar şu anda atıl bir vaziyette duruyor. Kullanıcısı ve kullanım amaçları da belli değil. Yapmış olduğumuz koruma amaçlı imar planı da tren yoluyla ilgili hareket edilmesini engelleyen bir husus değil. Koruma amaçlı imar planında kentsel tasarım kitapçığı hazırlıyoruz. Bu tamamen teknik, bakım ve tadilat konularını barındıran bir plandır. O yüzden Buca İstasyonu’nun çalışıp çalışmamasını bağlayan bir durum söz konusu değildir.


Bütçe problemi yaşıyor musunuz?


Bütçe konusu yalnızca bizim belediyemizin değil, tüm belediyelerin en önemli sorunlarından bir tanesi. Özellikle yeni çıkan yasalardan sonra sorumluluklarımızın artmasının, vatandaşlarımızın beklentilerinin artmasının tam zıttı bir şekilde giderek mali imkanlarımız daralıyor. 500-600 bin nüfuslu bir kentin nüfus yükünün tam tersi bir mali imkanımız var. Ama biz de bunu bildiğimiz için yeni yöntemler arayışı içerisine giriyoruz. Çünkü vatandaş şikayet, mazeret dinlemek istemiyor. Bu anlamda Büyükşehir Belediyesi’nin imkanları, uluslararası krediler, giderleri kısma, gelirleri artırma gibi yöntemlerle bu zorluğu aşmaya çalışıyoruz. Ama bütün ilçe belediyelerimiz maddi hesapların dışında, karar alma aşamasında da zorlanıyorlar. En basiti ufak bir düzenleme için bile Ankara’ya sorar hale geldik. Bunlar yerelin problemleri. Vesayet altındayız. Bizim burada yapmak istediklerimize, hiç Buca’ya gelmemiş insanlar oturdukları yerlerden karar veriyorlar. Bunların üstüne bir de mali problemler eklenince hizmet yapmak zorlaşıyor. Umuyorum Türkiye’de hem mali anlamda bütçelendirilmiş, hem de yetkilendirilmiş yerel yönetim anlayışı geliştirilir.


Babanız rahmetli Ahmet Piriştina 7’den 77’ye herkesin sevgisini kazanmış bir başkandı. Sizin de kentliyle yakın ilginizi görüyoruz. Vatandaşın bu sevgisi hakkında ne düşünüyorsunuz?


Vatandaşların bu ilgi ve sevgisinin doğuş noktası, babamızın bu kente vermiş olduğu hizmetler ve İzmir’le kurmuş olduğu bağdan kaynaklanıyor. Sevginin temeli buna dayanıyor. Biz de rahmetli babamın attığı harcın üstünü tamamlamaya çalışıyoruz. Ahmet Piriştina, duruşuyla, eylemleri ve söylemleriyle bu şehirde bir kamu görevlisi olarak gönüllerde taht kurdu. Yaşarken de o takdiri ve teveccühü görmüş, vefat ettikten sonra da özlem ve rahmetle anılmıştır. Bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum. Bizim temelimiz sağlam. Aynı öğretilere, aileye ve siyasi anlayışa bağlı kalarak da Piriştina’nın yaptığı etkiyi vatandaşlar üzerinde sağlamlaştırmaya çalışıyoruz. Umuyorum başarıyoruzdur. Bu yönde hem bilimsel hem de kişisel görüşüm bunu becerebiliyor olduğumuzu gösteriyor. Tabi ki işimiz çok zor. Çıta bu denli yüksek olunca bizim de daha fazla çalışmamız gerekiyor.



Son olarak Bucaspor’a ve  İzmir  futboluna değinelim. Kent futbolunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bir kere en başından düşünürsek, futbol anlamında herkesin gönlünden geçen yerin iki katını belediyeciler olarak biz istiyoruz. Ancak bu anlamda çok ciddi haksızlıklar yapılıyor. Sanki belediye başkanları futboldan ve kulüplerden birinci derecede sorumluymuş gibi davranılıyor. Belediye başkanları kulüp başkanıymış gibi düşünülüyor. Bizi de işin en çok üzen kısmı budur. Bucaspor’un Süper Lig’de olmasına bir belediye başkanı olarak kim benden daha çok isteyip, sevinebilir ki. Ama kulüplerin bulundukları yerde olup, olmaması konusundaki görevimiz çok abartılıyor. Bugün Buca’da bir tane park biçilemiyorsa, yüzde yüz sorumlusu benimdir. Ancak kulüplerin de teknik ekibinden, masörüne kadar dev bir yönetim kadrosu vardır. Bizler yerel yönetimler olarak kulüplerin yanında olur, elimizden gelen desteği yaparız. Zaten yasaların bize el verdiği ölçüde kendimizi yardım etmek için de zorluyoruz. Altyapı ve akademi desteği veriyoruz. Bu anlamda altyapı kapasitesini 4 katına çıkardık. Ama sonuç alamıyorsak, herkes gibi bizler de üzülüyoruz. Çünkü belediye hizmetlerinde nasıl birinci sorumlu bizsek, kulüplerde de yönetimleri sorumludur. Gönlümüzden geçen tüm İzmir kulüplerinin en üst klasmanlarda mücadele etmesidir. Biz spora en büyük katkı koyan belediyelerden birisiyiz. 12 bin 500 çocuğa yüzme öğretiyoruz, 15-16 tane amatör spor kulübüne ciddi katkılar veriyoruz. Şirinyer Meydan Projesi’yle birlikte oradan kalkacak stadın yerine, Yenigün Mahallesi’nde İzmir’in en büyük ve kapsamlı amatör sporlara ev sahipliği yapacak stadyumunu inşa edeceğiz. Yani biz sporu seviyoruz, her zaman da destekçisi oluyoruz. Çünkü spor yalnızca futbol değildir.


İlk Ses Gazetesi