19 / 08 / 2022

Mobilyacılar endüstri 4.0 hakkında ne düşünüyor?

Mobilyacılar endüstri 4.0 hakkında ne düşünüyor?

Dünya Gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt, Şişecam Planlama Müdürü Yurdakul Alpay ve MOSFED Başkanı Ahmet Güleç ile endüstri 4.0'ı konuştu.




Dünya Gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt, Şişecam Planlama Müdürü Yurdakul Alpay ve MOSFED Başkanı Ahmet Güleç ile endüstri 4.0'ı konuştu.


Şişecam Planlama Müdürlüğü'nde uzmanken, özellikle cam ev eşyasındaki ihracat, "kağıt-karton ambalaj eksikliği" nedeniyle tıkınma noktasına gelmişti. Planlama Müdürü Yurdakul Alpay konuyu incelemem için beni görevlendirdi. Önce kuruluşun bünyesinde "ambalaj sistemimim mevcut yapı ve işleyişini", arıdan da ülkemizdeki "kağıt-karton ambalaj üretimi olanak ve kısıtlarını" kapsamlı biçimde araştırdım. Duyduğum bütün kağıt-karton ambalaj tesislerine gittim, yetkililerle görüştüm, notlar aldım kapsamlı bir rapor hazırladım.


Şişecam için kağıt-karton ambalaj sağlanmasının ciddi bir sorun olduğu anlaşılınca, üst düzey bir ekiple Norveç, İsveç, Danimarka, Almanya, İsviçre ve İtalya’da cam ev eşyası üreticilerinin kağıt-karton ambalaj sorununu nasıl çözdüklerini de araştırdık. İnceleme gezisi sırasında Norveç’teki Şişecam Temsilcisi bizi arkadaşı olan IKEA'nın kurucusuyla tanıştırmak istedi. Randevumuz yoktu; ülke içinde başka bir yere gitmişti. Biz IKEA'nın doğduğu merkezde kısa bir gezi yaptık. O gezide gözlemlerim yanında IKEA’nın İngilizce tanıtım belgelerinde verilen bilgilerden "mobilya sektörü önemli bir üretim alanı" diye zihnimde yerleşti. Zaman içinde küçük ve orta ölçek işyerleri çalışma alanımın önemli bir bölümünü kapsayınca, ülkemizde  Ankara  Siteler, İzmir, İnegöl, Biga, Antakya, İstanbul’da değişik yerlerdeki mobilya üretimiyle ilgili üç ay kadar süren gözlemler yaptım; ilgilerle konuştum. Derlediğim bilgileri 5 günlük bir dizi haline getirerek Dünya Gazetesi'nde paylaştım. İsveç’teki ilk izlenimlerimin yanlış olmadığını, mobilya üretiminin önemli olduğunu; insanın yaşamında mobilya kullanımının giderek payını arttırdığı bir kez daha gözlemiş oldum.


Merkeze dönüş eğilimi hakkında ne düşünüyor?


Bir basın toplantısında bir araya geldiğimiz MOSFED Başkanı Ahmet Güleç'e kimilerine göre çok "uç nokta" gibi gelecek bir soru yöneltiyorum: "Romanya, Polonya ve Vietnam gibi mobilyadaki rakip ülkelerin de hızla Mobilya üretiminde 10 ülke arasına girmeye aday olan Türkiye mobilyacılara önemli bir tehditler yaratan bir eğilimle ilgili ne düşünüyorsunuz? O eğilim, internet ve bulut bilişim olanaklarını sağladığı bağlantı nedeniyle, makine ve sistemlerin birbiriyle iletişim kurması ve etkileşim içinde olmasıdır. Çok çarpıcı örnek, Vietnam'da fason üretim yapan ayakkabıcılar ana ülkelerine dönüyor. İzlediğim kadarıyla bu eğilim hızla diğer sektörleri de etkiliyor. Türkiye’nin mobilyacıları olarak bu eğilim karşısında doğru refleksleri belirlemek için çabanız var mı?" Güleç, "Çok önemli bir soru, bu gelişmenin farkındayız" diye söze başlıyor ve ekliyor: "Mobilya konusunda yayıncılık yapan yerlere ulaşıyoruz. Dünya genelinde eğilimleri açık kaynaklardan izliyoruz. Bu eğilim sadece otomasyon, makinelerin iletişimi, işgücü maliyetlerin azalmasıyla sınırlı değil. Tasarım ve malzeme çeşitlenmesini, aksesuar üretimini ve diğer uygulamaları, üretkenliği artıran süreç yeniliklerini, süreç hızlandırmalarını ve gerekli kalifiye işgücü yetiştirilme ihtiyaçlarını belirlemek için de gerekli. Türkiye mobilya üretiminde, üretim ve kalite sorunlarını önemli ölçüde aştı. Şimdi, ileri teknolojik gelişmelere uyum için işbirlikleriyle erişilebilirliği artırma, pozisyonumuzu bir üst basamağa taşıma noktasındayız" diyor.


Endüstri 4.0 aşamasının iletişim ve etkileşimi artırarak zaman kazancından, yer altı ve yerüstü kaynakları, insan eliyle yapılan fiziki sermaye stokunu, dünyada mevcut teknolojiyi değerlendirme yetkinliklerini dikkate alan bir yeniden yapılanma ihtiyacı yarattığını anımsatıyoruz. Ahmet Güleç, " Dünya mobilya üretimi 400 milyar $'ı aşan bir iş hacmi var. Dünya mobilya ticareti, Asya’dan ABD ve AB pazarlarına doğru, özellikle Almanya’ya yönelmiş durumda" saptamasını paylaşıyor. Son ekliyor: " Kişi başına mobilya tüketimi Türkiye’de 59 $ düzeyinde ve halen gidebileceğimiz çok mesafe olduğunu düşünüyorum. Dünya mobilya üretiminin yüzde 55'i, tüketimimin de yüzde 44'ü Asya-Pasifik ülkelerine ait. Üretimde ilk 5 sırayı Çin, Almanya, İtalya, Polonya ve Vietnam alıyor. Vietnam çok ilginç, üretimin yüzde 11.9 aratırdı. İthalatta ABD, Almanya, İngiltere, Fransa ve Kanada ilk 5'i oluşturuyor. Bizim ihracatçı sayımız giderek tabana yayıldı ve10 bini aştı."


Dikkat edilmesi gereken bir başka noktanın da 1 milyonun üzerinde ihracat yapan firma sayısının geçen yıldan bu yana 439’dan 571'e yükselmesi. Güleç açıklamasını sürdürüyor: "Ancak, biz ürettiğimizin yüzde 34'unu ihraç edip gerisini yurtiçinde kullanırken, Romanya üretiminin yüzde 93'ünü, Vietnam yüzde 89 'unu, Polonya yüzde 81'ini ve Meksika yüzde 80'ini ihraç ediyor. Türkiye 700 milyon$ ithalatıyla 28'inci sırada. Bütün bu rakamları kafa karıştırmak için sıralamıyorum. Eğer endüstri 4.0 dünyanın bir gerçeği ise bugün mobilya üretiminde, ihracatında ve ithalatında ulaştığımız düzeyde o gerçeği görmezlikten gelemeyiz. Özellikle üretim girdilerinin, iş süreçlerinin, işgücünün yeniden kombine edildiği dünyada gelişmeleri yakından izlemek, farkındalığımızı artırmak zorundayız. Biz örgüt olarak bunun farkındayız, farkındalığımızı tabana yaymak için de çabalarımızı sürdürüyoruz."


Sahada bilgileri paylaşıyoruz


MOSFED Başkanı Ahmet Güleç'e bir gözlemimizi aktarıyoruz: "Bir mesleki örgütün yöneticileri olarak gözlemleriniz, saptamalarınız, çok önemli. Tabandaki küçük, özellikle mikro ölçekli işyeri sahipleri derneklere üye olmak kadar bilgi alış-verişinin önemini fark etmede gereken yere ulaşamadı diye düşünüyoruz. İnsanları aktif hale getirmek, öğrenme isteklerini artırmak, iş yerlerinde uyum yeteneklerini geliştirmek içi sahada ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?"


MOSFED Başkanı saha çalışmalarını başlıklar haline paylaşıyor : "Biz mobilya üretiminin kümelendiği yörelerdeki yerel derneklerle bir dizi danışma toplantıları planladık. Sahada eli taşın altında olan, yörenin farklı sorunlarını yaşayan, ihtiyaçları farklılaşan meslektaşlarımıza ulaşmayı önemsiyoruz. Aşağıdan yukarı ihtiyaçları, yukarıdan aşağı da dünyadaki gelişmeleri paylaşarak farkındalık düzeyini yükseltmek için çabalıyoruz. Ayrıca, mobilya sektörünü yakından izleyen uzmanlarla, akademisyenlerle, üniversitelerle, araştırma kurumlarıyla işbirliği yapıyoruz; karşılıklı etkileşimi geliştirmek için de istekliyiz. Öte yanda dünya genelindeki eğilimlerin yarattığı fırsat ve tehlikelerin kısa zamanda gelip bizi etkilediklerini de biliyoruz. Biz istiyoruz ki bu ülkenin girişimcisi, sivil toplum örgütleri, medya, bürokrasi ve en üst siyasi irade ortak akıl, bir ortak stratejiyi paylaşarak mobilya sektörünü olması gereken yere taşısın, ilk 5 üretici arasına kararlara katılan, standartları belirleyen eşdeğer bir sektör olarak yerini alsın..."


Ahmet Güleç’ten sektörle ilgili tam bir fotoğraf almak için kapsamlı bir soru yöneltiyorum: "Siz bu ülkenin tam yetkili yöneticisi olsanız, alacağınız ilk 5 önlem ne olurdu?". "Zor soru" diyor ve gülüyor. Sonra yanıtlarını sıralıyor: " Kurumsallaşma önemli, rekabet edebilir ölçek, teknoloji ve yönetim olmazsa olmazımız. Rekabet edebilir ölçek için birleşmeler, satın almalar ve işbirliklerini alabildiğine önemsemek gerekiyor. Dünya dijital teknolojiye geçiyorsa, biz onun dışında varlığımızı koruyamaz, geliştiremez ve sürdüremeyiz. İnternet olanaklarından da, bulut bilişimden de, endüstri 4.0 aşamasının gereklerinden de uzak duramayız. Tasarım, Ar- Ge, Marka geliştirme, İnovasyonu sadece kavramlar olarak dilimizle söylemek yetmez uygulamaya taşıyan bir içselleştirme sürecini hızlandırmalıyız. Toplumun bütün aktörleriyle sıkı, anlamlı ve üretken ilişkiler içinde olmalıyız. Teşvik sisteminin mobilya sektörünü daha ileri düzeye çıkaracak biçimde düzenlenmesi için gerekli girişimlerde bulunmalıyız; bulunuyoruz da. Serbest ve adil piyasada, rekabette şans eşitliğini bozan açık ve gizli destekleri yakından izlemenin, yerli mobilya üreticilerinin haksız rekabetle ezilmesini önlemenin hepimizin ortak sorunu olduğunu her ortamda anlatıyoruz."


Mobilya üretiminde geldiğimiz düzeyi, uzun dönemde daha üst düzeylere taşımak için Halil Cibran'ın bir sözüne kulak verelim: "Gerçeğin peşinde iki insan varmış: Biri, diliyle anlatırmış onu, öteki yüreğiyle anlarmış". Şimdi biz, hem dilimizle anlatan hem yüreğiyle anlayanlardan olmak zorundayız. Mobilya sektörü sadece üreticilerin değil, ülkenin sorunu. Maddi ve kültürel zenginlik üreterek refahı artırmanın kaynaklarından biri. Gelin hep birlikte, suçlu aramadan, başkası yapsın, ben gözleyeyim diyen pasif tutumun tuzaklarına yakalanmadan mobilya sektörümüzle ilgili düşünelim, net bilgimizi artıralım, geleceği öngörelim ve inşa edelim.


Ahmet Güleç'e göre mobilya sektörünün gündemindeki önemli sorunlar


• Mobilya Türkiye'nin avantajlı üretim alanlarından biridir. İstihdam dostu olan, ihracatı ithalatını karşılayan bu sektör girişimciler, sivil inisiyatifler, bürokrasi ve siyasi iradenin ortak amaç, hedef, strateji, taktik ve operasyonel uygulamalarıyla olması gereken düzeye çıkarılması gereken üretim alanıdır.


• Bugün 3 milyar dolarlık ihracatı 25 milyar dolar düzeyine çıkarılabilir. Türkiye mobilya üretiminde, tasarımında ve pazarlamasında belli yere gelmiştir. Mobilya 61 ilde 36 bin üreticisiyle topluma ciddi katkı sağlamaktadır ama bu yeterli değildir; alınacak daha uzun bir yol vardır.


• Doğrudan üreticiler ve yan saniyelerle birlikte 500 bin insana istihdam sağlamaktadır. Ülkemiz ölçeğinde 10 milyar dolarlık bir pazara ulaşmıştır. Mobilyanın 19 sektörle karşılıklı etkileşimi vardır; girdi aldığı ve girdi verdiği sektör bağlantısı yüksek üretim alanıdır.


• ISO 500 arasında 6 mobilya firmasının yer alması, ulaşılabilirliği ve erişilebilirliği artıran, küçük ve orta ölçek yapının esneklik ve hızı ile piyasa yapıcısı kuruluşların ulaşılabilirliğinden yararlanan bir yapıya doğru ilerlenmektedir. Bu yapı rekabet avantajımızın temel dinamiğidir.


• Türkiye'de mobilya üreticileri "ithal ikameci korumalardan" vazgeçilmesinden sonra dışa ve dünyaya açılmıştır; dünyanın başlıca fuarlarında yer almakta, kendisi de uluslararası eleklerin üzerinde kalan fuarlar organize edebilmektedir.


• Türkiye'de mobilya üretiminde bugüne kadar gösterilen gayret, ulaşılan sonuçlar çok olumludur ama, bugün sonrasını inşa etmek daha önemlidir. Bu nedenle, girişimcinin taşa-toprağa sermaye bağlamadan, üretim geliştirmeye, teknoloji ilerletmeye odaklanması gerekmektedir. İhtisas OSB’leri mobilyacılığın kümelendiği yerlerde kurularak, uzun vadeli, düşük maliyetli ve üretim- odaklı mülkiyetle, rant imkanı yaratmayan düzenlemelerle girişimcilere tahsis edilmelidir.


• Teşvik sisteminde bölgesel gelişme saplantısının tutsağı olmadan; mobilyanın kümelendiği yerlerde, proje-odaklı destek aşamasına geçilmelidir; teşvik bilgelerinin verilmesi, uygulanması ve alınan sonuçların gözetimi ve denetiminde en küçük ödün verilmemelidir.


• Ülkemizdeki finansman sisteminin derinleştirilmesi, mobilya sektöründe de finansmana erişilebilirliklerin artırılmasına ilişkin olumlu sinyaller hızla hayata taşınmalıdır. İşyerlerinin taşınmazları yanında makine- donanımının, marka değerinin de finans kuruluşlarının kredi değerlendirmede kullanılmasının önünü açılması daha geliştirilmelidir.


• İhracat Garanti Fonu oluşturulması işlevsel hale gelmeli, mobilya üreticisini işlem maliyetlerini azaltan bir işleyişle desteklemesi yaygınlaştırılmalı ve derinleştirilmelidir.


• Vergiler ne kadar büyükse, ekonomiler o kadar küçük olmaktadır. Mobilya üretiminde rakiplerimizin ülkesinde uygulanan vergiler yakından izlenmeli, serbest ve adil piyasada rekabet avantajımızı yitirtmeyen vergi uygulamalarına geçilmelidir.


• Sektörde çok önemli bir girdi haline gelen veri, enformasyon ve bilgi üretiminde TÜİK ve TSE gibi deneyimli kuruluşların girişimcinin karar vermesini, ilişki kurmasını, dünya ile karşılıklı etkileşimini artırarak ağ etkisi avantajlarından yararlanmasını sağlayacak "dinamik envanterlerle sağlıklı bilgi" sorunu ivedilikle çözülmelidir; sektör yetkileri ve sivil inisiyatifleri de bu konuda katkılarını yapmalıdır.


Türkiye'de mobilya sektörünün potansiyel 5 gücü


1. Ülke ölçeğinde mobilyanın kümelendiği yerlerde yerel dernekler kurulmuştur; sadece kamu yetkililerinden ve sektör dışından beklentilerle yetinmek yerine, kendi isteklerimizi, kendi tabanımızda paylaşarak belirleme konusunda mesafe alınmıştır.


2. Derneklerimiz mobilya üretiminde ağırlığı olan ülkelerdeki derneklerle ve uluslararası üst düzey örgütlere kendi üst örgütümüz MOSFED aracılığıyla üye olmaktadır; son krizde üye olduğumuz dernekler aracılığıyla bardağın boş yanını anlatarak olumsuzluk yayanlara karşı, dolu yanını anlatan karşılıklı etkilemiş yapabileceğimiz düzeye geldiğimiz kanıtlanmıştır.


3 . Mobilya üretiminde daha önce 1.7 $/kg düzeyinden 3.6 $/kg düzeyine gelinmiştir. Bu daha iyi tasarım, daha iyi marka değeri ve daha iyi fiyat alabilmeyi öğrendiğimiz, bunu geliştirmemiz gerektiğini kanıtlar.


4 . Ülkemizdeki mobilyacı kendi üretimini, kendi markası ile satarken, rakibimiz Romanya ve Vietnam'ın başkaları adına fason üretmesi karşısında daha uzun soluklu güçlü bir pozisyon elde ettiğinin bilinciyle bu pozisyonu korunmalı ve geliştirilmelidir.


5 . Gelişmiş Batı Ülkeleri özellikle Avrupa Ülkelerinde "üretici ülke" imajımız Asya ülkelerinde "kalite ve markalı mobilya" şeklindedir. Bu açıdan yeni pazarlarda kendi markamızla birlikte kalite imajımızın pekiştirilmesi uzun soluklu ihracat için güçlü bir referans oluşturmaktadır.



Dünya