Necati Aydoğan: İstanbul'da da bir mağaza açacağız!

Necati Aydoğan: İstanbul'da da bir mağaza açacağız!



Neco Aksesuar’ın sahibi Necati Aydoğan "İstanbul’da da bir mağaza açacağız. Tüm koleksiyonu kendimiz tasarlayıp üretiyoruz” diye konuştu



Viyana’da işçilikten ticarete kaydı, İstanbul’da aksesuvar üretip 5 milyon lirayı buldu

Yozgat’tan babasının yanına Viyana’ya giden Necati Aydoğan, 3 yıl traktör fabrikasında çalıştı. Market açtı, toptancılık yaparak ticaretini büyüttü. 1986’da ağabeyine iş kurmak için Tahtakale’ye ilk adımını attı. ‘Payet’ten iyi kazanan Aydoğan’ın şirketi, şu anda yarı değerli taşlar ithal edip, tekstil için aksesuvar üretiyor ve 5 milyon lira ciro yapıyor.

NECO Akseuar ve Bijuteri Sanayi Ticaret Ltd.’in sahibi Necati Aydoğan, Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine bağlı Ali Demirci Köyü’nden Avusturya’ya giden bir babanın oğluyken yılda 5 milyon lira ciro yapan bir fabrikanın patronu olmayı başardı. Güneşli’deki fabrikasında 100 kişilik bir ekiple yola devam eden Aydoğan, Uzakdoğu’dan ithal ettiği yarı değerli-yarı mamül taşları tekstilden, deri sanayisine kadar çok geniş bir yelpazedeki müşterileri için işliyor. “Bizim üretimimizin büyük bölümü bu markalarla ihraç ediliyor” diyen Necati Aydoğan, şöyle başlıyor anlatmaya:
Sarıkaya’da öğrendim
“1962 Yozgat, Sarıkaya, Ali Demirci Köyü doğumluyum. Ailem çiftçiydi. 1969’da babam Avusturya Viyana’ya işçi gitti. 3 yıl hiç gelmeden çalıştı ve 1972’de 1 ay izine geldi. Bizi köyden Sarıkaya’ya yerleştirdi. Çünkü orası biraz daha iyiydi. Ayrıca amcamlar da Sarıkaya’da oturuyordu. Bize onların yanında ev aldı. Sarıkaya’da iyi bir esnaf kitesi vardı. Beni de bir kuyumcuya (Mustafa Devir) çırak verdiler. Mustafa Bey çok iyi bir esnaftı. Benim için onun yanında çalışmak üniversite okumak gibi oldu. 8 yaşımda yarım gün okula yarım gün de işe gidiyordum. Patronum daha sonra Sarıkaya’nın ilk fabrikasını kuran kişi oldu. Lakabı Üçlerin Hacı’ydı. Akdağ Madeni’ne de bir deri fabrikası için önderlik etti. Onun yanında 4 yıl çalıştım. O yüzden ‘ticareti Sarıkaya’da öğrenip sonra gurbetçi oldum’ diyorum.”

Viyana’da hayal kırıklığı

Babasının gönderdiği paralarla Sarıkaya’da esnaflığa da başladıklarını söyleyen Necati Aydoğan, “Ağabeyimin askerliği gelince dükkanı devrettik. Babam, annemi ve beni Viyana’ya götürmek istedi. İlk kez o zaman İstanbul’a geldim, ilk kez uçağa bindim. İstanbul çok büyük bir şehirdi. Viyana’ya gidince hayal kırıklığına uğradım. Bir de Sarıkaya’daki evimizin yerine Viyana’da 3 metreye 12 metre bir boşluktan bozma çok kötü bir evle karşılaşınca şok oldum. Su bile yoktu evin içinde. Dil bilmiyorum, çok Türk ailesi de yok. Babam bir traktör fabrikasında boyacı olarak çalışıyordu. Annem olmasa kesin geri dönerdim. Birkaç hafta sonra alıştım, aylar geçti. Sonra babam beni de çalıştığı yere götürdü, işe aldılar. 3 yıl orada devam ettim. Sonra başka yerlerde çalıştım. Dil öğrendim, karetede siyah kuşak aldım. Artık kafamda ticaret yapmak vardı” diyor.

İlk iş marketçilik

Ağabeyi Mahmut’un da askerlik sonrası Viyana’ya gitmesiyle baba ve iki oğul çalışmaya devam ettiklerini belirten Necati Aydoğan, kısa sürede para biriktirmeyi başardıklarını söylüyor. Aydoğan, şöyle devam ediyor: “Bu parayla bir markete ortak olup kendimiz market açtık. Sonra ikincisini derken satın aldık ve Vatan Export’u kurduk. Toptancılığa da başladık,  İzmir  ve Mersin’den ürün getirip satıyorduk. Böyle 1986’ya kadar devam ettik. Ağabeyim Türkiye’ye dönmek isteyince, ‘hadi iş kuralım’ dedik. Böylece geri dönüş başladı.”

Ev  tekstilinde ‘taşlı’ marka yaptı Avrupa’ya ihracata da başladı

NECATİ Aydoğan, eşi Nurcan, kızı Betül ve oğlu Mustafa’nın önderliğinde bir ‘marka projesi’ de geliştirdiklerini beirterek “Biz ağırlıklı olarak tekstil sektörüne aksesuar üreten bir firmayız. Bu uzmanlığımız üzerine ev tekstilinde farklı bir marka düşündük. Markamız Moon Home oldu ve üretimine de başladık. Hedefimiz önümüzdeki yıl 2 milyon dolarlık bir ihracat yakalamak” diyor. Betül Aydoğan ise, “Avusturya, İngiltere ve Hollanda’ya göndermeye başladık. İstanbul’da da bir mağaza açacağız. Tüm koleksiyonu kendimiz tasarlayıp üretiyoruz” diye konuştu.

‘Payet’ten çok para kazandık, aksesuvarla  yola devam ediyoruz

NECO Aksesuar’ın sahibi Necati Aydoğan Türkiye’deki iş kurma sürecini şöyle özetliyor: “1986’da ağabeyim dönüp İzmir’de yaşamak istediğini, inşaat işleri yapabileceğini söyledi. İzmir’den arsa aldık ama döneceği sırada İstanbul’dan gelmiş birileri Viyana’da bir ortak arıyormuş, onlarla görüştük ve Tahtakale’de ticarete karar aldık. Biz pırlanta, bocuk türü ürünleri temin edecektik onlar Tahtakale’de satacaktı. Ancak bir süre sonra böyle bir yapı devam edemedi ve Tahtakale’de kendimiz iş yapmaya başladık. O dönemlerde plastikten ‘pul payet’ çok talep görüyordu. Poşeti 100 dolara kadar çıkmıştı, boncuklar taneyle satılıyordu. Tekstilciler çok kullanıyordu. Viyana’da fabrikasını bulduk görüştük. Ancak Suriye’ye distribütörlük vermişler bize ürün vermediler. Bunun üzerine biz de İtalya’ya geçtik ve orada büyükbir üreticiyle Türkiye’de fason üretim için anlaştık. Kalıplar, presler, makineler aldık ve Türkiye’ye getirdik. Üretip satmaya başladık. Bire 4 kazandık. Viyana’da her şeyimisi sattık ve İstanbul’a yerleştik. Bir süre sonra bu işin üretimini ağabeyime devrettim. Ben de Tahtakale ticaretinde yarı değerli taş ithal edip işlemeye başladım. Şu anda 3.500 metrekare kapalı alana sahip fabrikamızda 100 kişilik bir kadroyla üretim yapıyoruz ve yıllık ciromuz 5 milyon liraya yakın.”
Hürriyet/Sadi ÖZDEMİR