Rant yaratan yapılaşma kentin ekolojisini ve ulaşım ekonomisini bozuyorsa kötüdür!

Rant yaratan yapılaşma kentin ekolojisini ve ulaşım ekonomisini bozuyorsa kötüdür! Rant yaratan yapılaşma kentin ekolojisini ve ulaşım ekonomisini bozuyorsa kötüdür!

Zeyyat Hatipoğlu Hoca sık, sık "Türk ekonomisi rantlarla büyür" derdi. Bir süredir ben de aynı türküyü söyler oldum



Rant, milli geliri arttırmadan, kişisel gelir veya servet artışı yaratan kazanç türlerinden biridir. Hırsızlık, kumar, piyango, rüşvet gelirleri de milli geliri arttırmaz. Onlar da rant gibi bir "transfer" geliridir. Ancak rant, "kâr, kira, faiz ve ücret" olarak tasnif edilen meşru faktör geliri türlerinden biri kılığında elde edildiği için fark edilemez. Rantı yaratan şey, kamu yönetiminin arz üzerine koyduğu kısıtlamalardır. Bu yüzden, arz ile talep arasında miktarsal bir fark oluşur. Bu fark da o malın veya hizmetin değerini/fiyatını arttırır.

Mesela, imar planı diye bir şey olmasa, yani herkes kendi arsası üzerine, istediği kadar yüksek ve geniş bina yapma özgürlüğüne () sahip olsa "arsa rantı" zor oluşur.

Ne var ki belediyelerin en temel görevi "kimliği ve kişiliği olan, yaşaması rahat, su-kanalizasyon-elektrik-doğalgaz gibi altyapı sorunları bulunmayan, trafik sıkışıklığı asgariye indirilmiş, bol yeşil alanlı güzel kentler" kurmaktır. Bu amaçla kent içinde ve civarında yapılacak binaların büyüklükleri kısıtlanır. Bu kısıtlamalar, ister istemez "rant avlakları" oluşturur. Kısıtlama kimlerin lehine değiştirilirse, onlar abat olur. Rant avcıları, her sabah güneş doğmadan çapaklı gözlerle şehri dolaşır ve rant avlarının yerlerini belirler. Avcı, dişini, avının boynuna bir defa geçirdi mi bir daha, ölür de çenesini gevşetmez. Rant için adam vurulduğu çok görülmüştür.

RANT, SADECE İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNDEN DOĞMAZ
Başta mevzuat rantları olmak üzere, siyasi ilişki ve unvanlardan doğan çeşitli rantlar vardır. Rantların kötülüğü sadece gelir dağılımı bozması değildir. Daha kötüsü, rantların bir yandan kaynak tahsislerinde burkulmalara sebep olması, diğer yandan adil rekabeti bozarak ekonomide verimliliği düşünmesidir. Yani en becerikli girişimciler zarar ederken, rantlarla beslenen verimsiz işletmelerin varlıklarını sürdürmesine yol açmasıdır.

KAMU, RANTINI KENDİSİ ALSA RANT ORTADAN KALKAR MI
Deniz ulaşımını, kara ulaşımına harika bir şekilde eklemleyen Haydarpaşa Garı’nın, tren istasyonu olmaktan çıkartılması başta olmak üzere, orman niteliğini kaybetmiş Hazine arazilerinin veya askeriyenin elinde olan kentsel mekânların değerlendirilmesi son günlerin sıcak konularından biri. Burada değerlendirmeden kasıt "rant" yaratmaktır. Ortaya çok kritik şu soru çıkıyor: Kamunun sahip olduğu ve halen üstünde kamu binaları olan veya yeşil alan olarak kullanılan arazilerin üzerine yüksek yoğunlukta yeni binalar inşa edilmesine izin verilerek yaratılacak "arsa değer artışları", bu değer artışları, kamunun cebine gitse de yine rant mı olur Olsa bile, bu kötü bir şey midir

Bu sorunun cevabı şarta bağlıdır. Eğer rant yaratan yapılaşma "kentin ekolojisini ve ulaşım ekonomisini" bozuyorsa kötüdür. Çünkü milli gelir artarken milli servet azalmış olur. Hal böyleyse, bu projelerin Belediye'ye veya Hazine'ye sağlayacağı "ek gelir" ne kadar büyük olursa olsun, net bakiye "eksi" dir. Ancak yapılan inşaatlar, kentin veya ülkenin ekonomisine verimlilik katıyor, atıl kaynaklan harekete geçiriyor ve estetiğini artırıyorsa, o zaman yaratılan ek gelir ranttır denerek kötülenemez.

Son Söz: Az rantın kurdu, çok ranttır.

Ege CANSEN/Hürriyet