Sahil beldelerinde imar rantı!

Sahil beldelerinde imar rantı! Sahil beldelerinde imar rantı!

Mevcut birçok kaçak yapının üzerine yenileri eklendi. Yetkililer Kapadokya, Ayder Yaylası gibi yerlerde önlem almaya çalışırken, özellikle de rantın yüksek olduğu sahil beldelerinde yapılaşma arttı.

İmar Kanunu’na yeni bir madde eklendi: 31 Aralık 2017’ye kadar yapılan kayıtsız yapılar için ‘yapı kayıt belgesi’ alınabiliyor. Buna göre, hem Hazine’ye gelir elde edilecek hem de bütün yapılar yasal hale getirilecek. Yeni madde kapsamında mevcut birçok kaçak yapının üzerine yenileri eklendi. Yetkililer Kapadokya, Ayder Yaylası gibi yerlerde önlem almaya çalışıyor ama sorun yurt sathına yayıldı, özellikle de rantın yüksek olduğu sahil beldelerinde briçok fırsatçı kaçak yapı inşa etti. Hürriyet Gazetesi'nden Serkan Ocak, büyük hareketliliğin yaşandığı bakir cennetlerimizden Bozburun Yarımadası’ndaki kaçak yapılaşmayı anlattı.

Marmaris Belediyesi’nin yetkilileriyle birlikte Bozburun Yarımadası’nın bakir güzellikleri arasında kıvrıla kıvrıla ilerliyoruz. Deniz yukarıdan bakınca cam gibi. Doğa baharın gelişiyle uyanmış, yeşilin her tonu... Her dönemeçte cennet gibi küçük bir koy var. En güzel koylardan biri Turgut Mahallesi’ndeki Delikliyol Koyu. 
Denizin hemen dibine üç büyük bungalov inşa ediliyor. Daha doğrusu adı bungalov. Demirden bir yapı, etrafı ahşapla kaplanıyor. Bir iş makinesi hummalı bir çalışma içinde. Hızla yapıyı bitirmeye çalışıyorlar. Sezon açıldı açılacak... 
Hem bölgenin doğal sit alanı olması hem de kıyı kenar çizgisi kuralı (100 metre) nedeniyle bu yapıların burada kesinlikle bulunmaması gerekiyor. Yanımdaki yetkilileri soruyorum: “Göz göre göre nasıl yapıyorlar?” 
Belediye yetkilileri anlatıyor: “Biz fark edince ya da şikâyet olursa valilik talimatıyla mühürlüyoruz. Ama mührü kırıyor; karşı dava açıyorlar. İşlemin sonuçlanması, kesin yıkım aşamasına gelmesi bir-iki yılı buluyor. Yıkım kararı çıktıktan sonra da hemen yıkılamıyor. Çıkacak cezayı da göze alıyorlar...”
Delikliyol Koyu’ndaki bungalovlar belli ki ikişer odalı olacak. Bu cennetin ortasında geceliği en az 1000 liradan altı oda... Tüm sezonu düşünün. Ceza gelene, yıkım olana kadar küçük bir servet kazanılacak. 

Bindiğimiz dalı kesiyoruz

Bu sadece tek bir örnek. Bozburun Yarımadası’nda en büyük yarayı alan yerlerin başında, yarımadanın en sonundaki Söğüt geliyor. Burası aslında onyıllar önce kurulmuş küçücük bir köy. Kıyıdaki evlerin çoğu denizin dibinde. Dalga gelse kapı eşiğinden su basacak. 
Çok değil, geçen yaz kıyıda 5-10 kadar iskele vardı. Şu anda iskele sayısı 60. Hepsi birbirinin benzeri. Yönetmeliklere göre, aralarında 150 metre fark olması gereken iskelelerin bazıları birbirine 3.5 metre. Tamamı kaçak. Söğüt’ün kıyısında neredeyse denize girecek yer kalmamış. İskelelerin bir kısmının üzerine şimdiden şezlonglar atılmış. Belli ki gündüz güneşlenmek için kullanılacak iskeleler akşamları da restorana dönüşecek. 
Belediye yetkilileri, tespit ettikleri kaçak yapıları tek tek gösteriyor: “Şuradaki iki katlı bina daha önce yoktu. Muhtemelen bir otel olacak. Tepede önünde beton mikseri olan inşaat da kaçak. Şuradakini mühürlemiştik. Ama sanırım mührü açmışlar...” En az 5-6 binayı birlikte gezdik. Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. 
Söğüt’te konuştuğum, adını vermek istemeyen bir esnaf şunları söylüyor: “Burası kış boyunca şantiye gibiydi. İnşaat seslerinden uyuyamadık. Aslında bindiğimiz dalı kesiyoruz. İnsanlar buraya neden geliyor? Sessiz, sakin olması ve denizi çok güzel diye. Buranın altyapısı yok. Bu yükü kaldıramaz. Selimiye kokmaya başladı. Burası da kokarsa kim gelir ki sonra?” 

Sızdıran fosseptikler 

Selimiye’ye doğru devam ediyoruz. Burada konuştuğum bir işletmeci altyapı sorunu için şunları anlatıyor: “Burada fosseptik çukurları var. Vidanjör geliyor, alıp gidiyor. Yetişebildiği kadar... Fosseptiklerin çoğu bilhassa sızdırmalı yapılıyor. Çünkü sızdırmaz olsa daha hızlı dolacak. Sızan nereye gidiyor? Denize... Durum çok vahim.” 

Yerel işletmecilerden Selçuk Altıner de “İmar Barışı Yasası özellikle bölgemizde maalesef amacından çok uzaklaştı. Yasadan yararlanarak inşa edilen düzensiz yapılar, mevcut altyapı sorunlarını da artıracak. Yasanın acilen ek düzenlemelerle rehabilite edilmesine ihtiyaç var” diyor.

Herkes ‘vur abalıya’ anladı 

BÜLENT ORTAÇGİL 

İmar affı hatalı. Belediyenin elinde hiçbir güç, yaptırım yok. Güya af, 2017’ye kadar olanları kapsıyordu. Göz göre göre binlerce yapı inşa edildi. Sorumluluğun kimde olduğu belli değil. Seçim de vardı, kimse ses çıkarmadı. Benim inancım, bu yasa Türkiye’ye bir kereliğine gerekliydi. Mesela yasa “Denize 100 metre kıyısına yapı yapamazsın” diyor. Ama köy zaten denizin dibinde. Biz 30 yıldır burada oturuyoruz. 15 yıldır kendi evimiz var. İmar planı çıksın diye bekliyorduk. Sonuçta bu bir ihtiyaç. Bekledik, bekledik; “Bu işin sonu nedir?” diye sorduk. “Yapacaksınız, ceza ödeyeceksiniz” dediler. Devletin şimdiye kadar çoktan önlemini alıp yasal altyapıyı hazırlaması gerekiyordu. Hiç yapmadılar. Yerine bir imar barışı uydurdular. Herkes gibi benim de işime yaradı. İllegal durumdaydım. Ama insanlar bunu ‘vurun abalıya’ anladı. İnsanlar neden dursun? İhtiyaç dışında herkes yapılaşmaya girdi. Hiçbirini de yıkamadılar. Kime şikâyet edeceğiz? “Burası Türkiye” deyip üzüleceğiz, yutkunup devam edeceğiz... 

Yasa ne diyor?

‘İmar barışı’ diye anılan düzenleme 7143 Sayılı Torba Kanun’la çıktı. 18 Mayıs 2018’de yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeyle İmar Kanunu’na Geçici 16. Madde eklendi. Bu maddeye göre düzenleme, 31 Aralık 2017’den önce inşa edilen yapıları kapsıyordu. Amacı, kaçak yapıları ‘yapı kayıt belgesi’ ile kayıt altına almaktı. Ama yeterli denetim olmadığından, herhangi bir kontrol mekanizması çalışmadı. Başvuranların sayısı 9 milyonu geçti. Üstelik süresi biten başvurular için ek süre verildi. Halen 15 Haziran’a kadar yapı kayıt belgesi almak mümkün. 
Olumsuz etkilenen tek yer Bozburun değil.

MARMARİS’İN YENİ BELEDİYE BAŞKANI MEHMET OKTAY

Tanrı’nın bize bahşettiği çok güzel bir coğrafya. İmar barışından da önce belli oranda yapılaşma vardı. Ama imar barışıyla tavan yaptı. Biz tüm köylerimizde, hafta sonları ailemizle beraber denize girmeye giderdik. Orada bir mülküm yok, kendi malım yok. Bu coğrafyanın insanı olarak, işin bu noktaya gelmesi benim içimi sızlatıyor. Planlı bölgelerde imar barışı anlaşılabilir. Elbette vatandaşın ufak tefek sıkıntıları çözme adına olumlu. Ama plansız bölgelerde çok büyük handikap yarattı. Öncelikli işimiz bu kaçak yapılarla mücadele etmek. Göreve geldiğimizden beri şikâyet 500’e yaklaştı. Hızlıca altı ekip oluşturduk. Şu ana kadar 70 yeri mühürledik. Yetişmeye çalışıyoruz. Her dosyaya teker teker girip, konunun tüm detaylarına hâkim olup, devamında ‘Google Earth’ üzerinden gerekli incelemeyi yapıyoruz. Kararlıyız; kabul etme gibi bir düşüncemiz kesinlikle yok. Siyasi duruşumuz net. İmar barışından olumsuz etkilenen tek yer Bozburun Yarımadası değil. Karadeniz’den peribacalarına kadar yurdun dört bir yanında benzer manzaralar var. En son İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir açıklama yaparak 31 Aralık 2017’den sonra yapılan yapıların yıkılacağını açıkladı. Ne kadarının yıkılacağını bekleyip göreceğiz...