Şehir içindeki OSB'ler şehir dışında yapılaşacak!

Şehir içindeki OSB'ler şehir dışında yapılaşacak!

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Bülent Gedikli, Türkiye'deki büyümeyle ilgili açıklamalarda bulundu. Gedikli, sanayi siteleri şehir dışında yapılaşacağını açıkladı.



Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Bülent Gedikli, Üretim Reformu Paketi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sanayicinin kendi çalıştığı iş yeri ile ilgili emlak vergisi alınmayacağını söyleyen Gedikli, OSB'lerin şehir dışında yapılaşacağını söyledi.


ABD’de yaşanan gelişmeler dünyanın bir çok ülkesini ve ekonomisini etkiliyor. Bu anlamda FED’in aldığı kararları ve açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?


FED’in bilanço küçültmesi ve faiz artırımlarının seri şekilde gerçekleşemeyeceğini düşünüyorum. Gerek ekonomik veriler gerekse Trump’ın ekonomik taahhütlerini yerine getirememiş olması yabancı yatırımcıları tedirgin ediyor. Bu süreçte başta Türkiye gibi ülkeler olmak üzere gelişenlerin yıldızı tekrar parlayacak. Yellen her ne kadar “Finansal kriz beklemiyorum” dese de kağıtlarda balon olma riskinden çok korkuyorlar. Bu durum ise büyüme ve enflasyon sorununu (hedefledikleri yüzde 2.5’e ulaşamıyorlar) çözememeleri ile birleşince resesyon riski ortaya çıkıyor. ABD’nin temel sorunu olan borç ve gelir dağılımını çözemiyorlar. Bundan kaynaklı büyüme ve enflasyon oluşturamama sorunu yaşıyorlar. FED faizi arttırsa da artırmasa da resesyon riski kapıda.


Şikago FED Başkanı Evans, FED’in bir sonraki faiz artırımı için yıl sonuna kadar beklemeye değeceğini söyledi. Fed New York Başkanı William Dudley de enflasyon istediğimiz seviyenin biraz altında dedi. Açıklamalara baktığımızda ümitlerinin iş gücü piyasası olduğunu enfl asyonun ücretlerin artmasıyla birlikte kademeli olarak yüzde 2’ye ulaşacağını sandıklarını görüyoruz. Ancak öyle olmayacak, çünkü işsizlik rakamlarını hesaplanma şekli ve kriterleri asıl durumu ortaya koyacak durumda değil, zaten bu nedenle güvenemiyorlar.


Bence ABD ekonomisinin risk algısına neden olan unsuru şu an Trumpeconomis, yani Trump’ın ekonomi konusunda ne yapacağının öngörülemeyişi.


Bu durumun Türkiye’yi nasıl etkilemesini öngörüyorsunuz?


2018 yılında siyasi belirsizlikler ABD gündeminde olmaya devam ederse yabancı yatırımcıları daha da ürkütecek. ABD’nin, Türkiye gibi müttefik olduğu ülkelerle sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurmaması finansal kaynaklı resesyon riskini büyütüyor.


Türkiye, üretim ve ihracata dayalı büyüme modelini önümüzdeki dönemde devam ettirdiği taktirde pozitif ayrışacak. Yerli üreticimize desteğin gerek tarım gerekse sanayi de ne kadar hayati önemi olduğunu reel sektörle sürekli görüşen biri olarak takip etmekteyim.


Her zaman söylediğimiz ve ne kadar gerçekçi olduğu son 3 yılda daha da ortaya çıkan siyasi istikrarın Türkiye’de devam edecek olması tüm fiyatlamalarda pozitif ayrışmamızı sağlarken, CDS’yi de (risk primi) düşüren faktörlerin başında geliyor.


Genel olarak baktığımızda ABD ve AB'de siyasi istikrarsızlık söz konusu ve Türkiye’de bazı klikler kullanılarak aynı kaos yaratılmak isteniyor. Ancak 15 Temmuz gecesinden itibaren halkımız ve siyasetimiz bu tarz oyunlara gelmeyeceğini ispatlamıştır. Halkın talep etmediği ve halkın içinden gelmeyen hiçbir siyasi hamle başarıya ulaşamaz, masada yapılan planlar sandıkta bozulur.


Bazı ekonomi tetikçilerinin sokak hareketlerini amaçlayan aktörlerle birlikte işaret fişekleri attığını görüyoruz. Türkiye ekonomisi ve siyaseti böyle amigolar tarafından yönlendirilemeyecek kadar eksenine oturmuş durumdadır. Birlik ve beraberliğimize yönelik hiçbir saldırı karşılıksız kalmayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam eden bir çok uluslararası görüşmelerin meyvelerini önümüzdeki dönemde göreceğiz.


Bir çok kesim tarafından sürpriz olarak değerlendirilen büyüme verilerini siz nasıl görüyorsunuz?


Sene başında aldığımız önlemler ve verilen teşviklerin özel tüketim harcamalarının yüzde 5’lik büyümeye yüzde 3,1, kamu harcamalarının ise yüzde 1,3 katkı yaptığını görüyoruz. Öte yandan yatırım harcamalarının büyümeye katkısının yüzde 0,7 ile sınırlı kalması, büyümenin sürdürülebilirliğinde yapısal reformların hızlandırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızının kalıcı olabilmesi ve işsizliği sıfıra yaklaştıracak büyüme rakamı olan yüzde 6-7’lere çıkarabilmemiz için KOBİ’ler ve sanayicilerimize büyük görev düşüyor. TBMM’den geçerek yasalaşan Üretim Reformu Paketi, yıllardır üzerinde çalıştığımız üretim odaklı büyümenin meyvesidir.


Bu kapsamda OSB-Sanayi sektörüne katma değeri yüksek üretim yapabilmeleri için gerekli olan iş gücü kalitesi arttırılacak. Yeni çıkardığımız paketle Nevşehir’de Kapadokya, Ankara’da OSTİM Teknik ile  Ankara  Güzel Sanatlar Üniversiteleri kurulacak.


Global tedarik zincirlerinin parçası olabilecek seviyede teknoloji kullanımına ve rekabetçi üretim modellerine yatırım yapılabilmesi için Ar-Ge ve yenilikçilik alanında kamu, özel sektör ile işbirliğine gidebilecek. Burada üretilen bilgi, yapılan buluşlar fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alınacak, uygulamaya aktarmak üzere sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer ofisi kurabilecek.


Sonuç olarak Türkiye ekonomisinin 3’üncü çeyrekte yüzde 6-6.5 aralığında büyümesini, yılın tamamında ise büyümenin yüzde 5.5 civarında gerçekleşmesini bekliyorum. Türkiye bu büyüme performansıyla OECD ülkeleri arasında ilk 3’e girecek.


Bu performansı gören Fitch, Türkiye için büyüme oranlarını yukarı yönlü revize etti. Fitch’e göre Türkiye, bu yıl yüzde 4.7, gelecek yıl yüzde 4.1 büyüyecek. Aylardır söylediğim gibi bu kuruluşlar teker teker Türkiye’nin kredi notunu arttıracaklar. Bence not artışını hemen yapmalılar.


Kamuoyundan gelen baskılar üzerine zeytinliklerle ilgili kısımları çıkarılan Üretim Reformu Paketi sizce üretimde neyi değiştirecek?


Bu düzenleme Türkiye’de üretimin çehresini değiştirecek. Toplam 77 maddelik bir reform paketi. En önemli unsurlarından birisi enerji maliyetlerinin düşürülmesi. Örneğin, elektrik tüketiminde %2’lik TRT payı vardı, bu artık alınmayacak. Burada en önemli kriter ise sanayi sicil belgesine sahip olunması. Sanayicinin kendi çalıştığı iş yeri ile ilgili emlak vergisi alınmayacak, yine OSB’ler ve planlı sanayi alanlarında alış veya satış olursa burada da damga vergisi ve harçlar alınmayacak. Yerli üreticilere %15’lik fiyat avantajı daha da somutlaştırılacak. Ayrıca şehir içinde kalan sanayi siteleri şehir dışında yapılaşacak, gerekirse 0 faizli kredilendirmeler yapılarak taşıma gerçekleştirilecek. Bu da planlı sanayi ve üretim için önemli. Bir de çok uğraştığımız ama bir türlü anlatamadığımız organize sanayi bölgelerine demiryolunun girmesi gerektiği.


Bu kanunla direk olarak yazıldı, her OSB’ye artık demiryolu bağlantısı yapılacak. Ayrıca Ar-Ge konusunda işletmelerin ayırdığı kaynaklar, %200’e varan teşviklerle desteklenecek. Nihai hedefi miz ise savunma sanayii ile bilgi ve otomotiv teknolojilerinde dünya markası oluşturulmasıdır. Bir de benim önemsediğim Turquality programı var. Burada da destekler artık TL olarak ödenecek ve ülke bazlı verilecek.


Programa dahil olan firmalar açılacakları her bir yeni ülke için 5 yıl süresince desteklerden faydalanabilecekler. Yeni ülke başına 5 yıl boyunca destek olarak nitelenebilecek bu yeni anlayış ile firmaların pazar çeşitlendirmesine gitmeleri hedefleniyor. Ayrıca, firmalar yeni ülkeye açıldıkları müddetçe anılan Programda kalmaya ve desteklerden yararlanmaya devam edecekler.


Sonuç olarak, Türkiye bölgede gücünü arttırmak için bir zamanlar Çin’in yaptığı gibi ekonomisine ve onu sağlamlaştıracak yapısal reformlara odaklanmalıdır. Küresel ekonomide bir resesyon kaçınılmaz. Savaşlar artık sadece topla tüfekle olmuyor. Para savaşları daha etkin. O yüzden biz paramızı, ekonomimizi, üretimimizi güçlendirerek birçok siyasi mesele de kadim devlet tecrübemizle ağırlığımızı arttırabiliriz.



Dünya