Şükrü Sürmen, şehirde engelliler için çözüm üretiyor!

Şükrü Sürmen, şehirde engelliler için çözüm üretiyor!



Özürlülerin şehirde karşılaştığı sorunlara tekerlekli sandalyesi üzerinden çözümler sunan mimar Şükrü Sürmen, belediyelere danışmanlık yapıyor


Büyükşehir Belediyesi'nin özürlülerle ilgili projelerine öneriler sunan Sürmen, en çok parkeli ve oluklu yollarda çile çektiklerini anlatarak "Yetki verilse ilk işim bu yolların tasarımını değiştirmek olur." diyor.
 
45 yıldır tekerlekli sandalyesiyle İstanbul'da yaşayan mimar Şükrü Sürmen (65), şehir hayatında engellilerin yaşadığı sıkıntıları en çok hisseden isimlerin başında geliyor. Sürmen, birçok kişinin aksine kendisine 'engelli' yerine 'özürlü' denmesini istiyor. Özürlülerin sorunlarını yaşayarak resmî kurumlara rapor eden mimar Sürmen, sokaklar ve meydanlar gibi ulaşımda ve sosyal hayatın devam ettiği yerlerde karşılaştığı sıkıntıları fotoğraflayıp şehir yöneticilerine sunuyor. Sürmen, özürlülerin en çok parkeli ve oluklu yollarda çile çektiğini anlatıyor. "Yetki verilse ilk işim bu yolların tasarımını değiştirmek olur." diyen Sürmen, özürlülerin daha yaşanabilir bir hayat sürdürebilmesi için yaklaşık 35 yıldır kamu bünyesinde istihdam edilen bir özürlü mimar.

Özürlülerin sorunlarına onların gözüyle bakabilen mimar Sürmen, kamu projelerinin mimari açıdan özürlülere uygunluğu konusunda danışmanlık yapıyor. Türkiye'de son yıllarda özürlüler konusunda önemli adımlar atılmasına karşın, yapılması gereken çok şey olduğunu anlatan Sürmen, üniversite 1. sınıfta geçirdiği bir trafik kazasında sakat kalmış. Anne ve babasının da aynı kazada hayatını kaybettiği minibüste 8 kişi can vermiş. Kazadan sonra eğitimine 5 yıl ara veren Sürmen, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Bölümü'ndeki eğitimine geri dönmüş. Uzun yıllar Karayolları İdaresi'nde kontrol mimarı olarak görev yapan Sürmen, İTÜ'de teknik mimar olarak çalıştıktan sonra emekli olmuş. İTÜ'de 'Özürlü ve Yaşlılar İçin Çevre Tasarımı' dersleri veren Sürmen, aynı zamanda İBB'nin özürlüler ile ilgili projelerinde danışman olarak görev yapıyor.

Parkeli ve oluklu yolları özürlüler için 'zalim tuzak' olarak adlandıran Sürmen, bu tarz yolların ayak sağlığına, araçlara ve çevreye de zararlı olduğunu anlatıyor. Sürmen, 10 dakikalık yürüyüşümüzde sokaklardaki sıkıntıları uygulamalı olarak anlatmaya başlıyor. Bir yandan sandalyesinin tekerleklerini çeviriyor, öbür yandan parkeli ve oluklu sokaklarda yaşadığı zorluğu gösteriyor. 'Tuzak' benzetmesini ise eline kalemini ve kâğıdını alıp şekil çizerek anlatmaya başlıyor "Oluklu yollar kaldırımla yol arasındaki yüksekliği aniden artırdığı için bizim sandalyemizin tekeri oluğun içine düşüyor. Sandalye askıda kaldığı için bir kez içine düştün mü de kendi başımıza kurtulmamız çok zor oluyor. Üstelik bu oluklarda biriken sular ayaklarımızı da ıslatıyor." diyor ve ekliyor: "Parkeli ve oluklu yollar yüzünden ne yoldan kaldırıma çıkabiliyoruz ne de kaldırımdan inebiliyoruz."

Kamu binalarında özürlüler gözetilmiyor

Şükrü Sürmen, Türkiye'deki kamu binalarının çok kötü mimariye sahip olduğunu söylüyor. Yeni yapılan çoğu eğitim binasında bile özürlülerin göz ardı edildiğine vurgu yapan Sürmen, konut, devlet daireleri, alışveriş merkezlerinde mimarların şu noktalarda hassas davranılması gerektiğini söylüyor: "Kapıların genişliği, rampa, engelli asansörü, düz kollu merdivenler, bina giriş çıkışları, engellilere uygun tuvaletler, banyo, alçak rafların bulunduğu mutfak, pencere ve kapı kolları, aydınlatmaların erişimi"
Zaman/MUZAFFER SALCIOĞLU