ULI Gayrimenkul'ün konferansında İstanbul tartışıldı!

ULI Gayrimenkul'ün konferansında İstanbul tartışıldı! ULI Gayrimenkul'ün konferansında İstanbul tartışıldı!

ULI raporunda, “iyi planlanmış” yoğunluğun kentlere önemli avantajlar sağlayabileceği belirtilirken, İstanbul “kötü yüksek yoğunluklu kent” kategorisinde görünüyor.



ULI Türkiye tarafından Ak Portföy’ün katkıları ile Sabancı Center’da düzenlenen konferansta kentlerde yoğunluğun olumlu ve olumsuz yönleri ile İstanbul’un dünya kentleriyle karşılaştırıldığında durumu tartışıldı.


“İyi yoğunluk” yaratıcılık ve yenilikçiliği teşvik ediyor.

ULI (Urban Land Institute), geçtiğimiz yıl, “yoğunluk” konusunda 2 ayrı rapor yayınlamış ve genelde olumsuz bakılan yoğunluk konusunu tartışmaya açmıştı. Raporlarda, “iyi planlanmış” yoğunluk kapsamında, kent planlarının yeniden ele alınıp yoğunluğun toplu ulaşım noktalarında artırılmasının; kalan alanlarda bilinçli olarak düşük yoğunluk ve yeşil alan bırakılmasının önemli avantajlar sağlayabildiği belirtilmişti. Bu avantajlar arasında, ulaşım kaynaklı karbon salımında azalmanın yanı sıra yoğunluğun sağladığı kültürel ve bilimsel etkileşimle kentliler arasında yaratıcılık ve yenilikçiliğin teşvik edildiği tespitleri yapılmıştı.


Istanbul’da sanayinin ağırlığı diğer metropollere göre çok fazla

ULI Gayrimenkulde Yoğunluk Arayışı Konferansı’nda, Istanbul’un da aralarında bulunduğu 6 kenti (Londra, İstanbul, Varşova, Stockholm, Birmingham ve Dresden) inceleyen Yoğunluk Raporu bulgularını, ULI Danışma Kurulu Üyesi ve SOYAK CEO’su Dr. Emre Çamlıbel özetledi. Istanbul’un bu 6 kent arasında, mesleki ve bilimsel alanda, iletişim teknolojileri alanında en son sırada yer aldığını; finans alanında sondan ikinci sırada olduğunu belirtti. Buna karşılık bu büyüklükte bir kentte kent dışına taşınması gereken sanayi tesisleri en fazla Istanbul’da bulunuyor. Sanayi yoğunluğu açısından Istanbul, bu kentler arasında birinci sırada yer alıyor. 


Istanbul’da “iyi yoğunluk” için, yaşam kalitesi, kent planları, ekonomik etkinlik kategorilerinde ilerleme sağlanmalı.

Öte yandan, diğer metropollere göre Istanbul, gelir eşitsizliği, cinayet oranları, karbon salımı, atık üretimi, ucuz toplu ulaşım açılarından iyi puan alırken; nüfus yoğunluğu, ekonomik etkinlik, kültürel derinlik, yaşam kalitesi, sürdürülebilir kent planları, kalabalık ve trafik, imalat sektörü yoğunluğu, hava kirliliği ve anlık kararlarla yönetim açılarından olumsuz notlar almış. Bu özelliklerin ortalamasında ise, “kötü yoğunluklu kent” kategorisinde yer alıyor.


“Nüfusu 200 binin altında 100 yeni kent”

ULI Kurucu Başkanı ve KREA Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kodal’ın yönettiği ve eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Zorlu Gayrimenkul Grubu Başkanı Mesut Pektaş, İNDER ve Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, UCLG Gold Türkiye Direktörü ve Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Özdemir Sönmez ve Tekeli Sisa Ortağı Mimar Mehmet Emin Çakırkaya katıldığı panelde, özellikle Mesut Pektaş’ın İstanbul’a göçü engellemek üzere önerdiği nüfusu 200 bini geçmeyen 100 yeni kentin kurulması düşüncesi ilgi çekti. Pektaş ayrıca Türkiye’yi enine ve boyuna bağlayan iki ulaşım aksının inşa edilmesinin gerektiğine işaret etti. Bu projelerle Istanbul üzerindeki nüfus baskısının Anadolu’ya aktarılabileceği tartışıldı. Panelistlerin İstanbul’un olumsuz yoğunlaşmasının giderilmesi konusunda dile getirdikleri diğer görüşler ise, İstanbul’daki sanayi tesislerinin Anadolu’ya taşınması, parsel bazında imar değişikliklerine son verilmesi, kentsel dönüşümde mülkün m2 alan olarak değil, ekspertiz değeri üzerinden pay edilmesi gerekliliği ve dönüşümün getirdiği bu parasal katma değerin, yoğunluğu arttırmayacak şekilde baştan belirlenmesi oldu.