Ümraniye, İstanbul'un yüzde 100 depreme dayanıklı ilçesi olacak!

Ümraniye, İstanbul'un yüzde 100 depreme dayanıklı ilçesi olacak! Ümraniye, İstanbul'un yüzde 100 depreme dayanıklı ilçesi olacak!

2018 projelerini anlatacan Ümraniye Belediye Başkanı Can, " Birkaç yıl içinde yüzde 100’ü depreme dayanıklı en muhkem ilçelerden biri olacağız" dedi.

Hafta sonu gezilecek 10 proje 3 site!

Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Akşam Gazetesi'ne röportaj verdi. 2018 projelerini anlatan Can, "2B alanlarının planları tamamlandı, çok yakında Büyükşehirden de onaylanacak. Yenileme faaliyetimiz de yüzde 85’e çıkacak. Kalan yüzde 15 de zaten sağlam yapılmış eski binalar. Birkaç yıl içinde yüzde 100’ü depreme dayanıklı en muhkem ilçelerden biri olacağız inşallah" dedi. 


Ümraniye’nin üç dönem başkanısınız ama Ümraniyeliliğiniz daha eski. Çok hızlı bir değişim geçiren ilçenizde başarılı olmanızın sırlarından biri bu mu?

Tabii, yapacaklarınızı kağıt üzerinde uzun uzun düşünmeye gerek duymadan, halkın ne istediğini hissedebiliyorsunuz. Siyasi geçmişimizden kaynaklanan, tecrübe de etkili. Sokakta, caddede 10 dakika yürüsem halkın nabzını üç aşağı beş yukarı tutarım. İnsanlar sizi gördüğünde sizinle göz göze gelmeye çalışıyorsa, size olumlu ya da olumsuz bir şey söylemeye çalışıyorsa size karşı muhabbeti var demektir.

 

Muhabbet, galiba sihir burada…

Sizden bir talebi varsa o büyük bir muhabbet ve güven anlamına gelir. Bir söz vardır, “Karnının doymayacağı yerde açlığını belli etme.” Dolayısıyla talebinin yerine gelmeyeceğini düşünüyorsa senden istemez zaten. Bazen söze eleştirel girer ki talebi güçlü şekilde cevap bulsun. Bunları iyi algılamak lazım. 1961 yılından beri, 57 yıldır Ümraniye’deyiz. Dününü de biliyoruz, bugününü de biliyoruz. Dün görev yapanlar neler yaptı ya da neler yapmadı çok iyi biliyoruz. Biz ne yaptık, ne yapmadık onu da çok iyi biliyoruz. Tabii en önemli şey vatandaşın nabzını iyi tutabilmek. Temel sorununun ne olduğunu iyi anlayabilmek. 2004 yılında aday olduğumda “Ne yapacaksın, projen nedir?” diye sorduklarında hep “Ümraniye’nin imajını değiştireceğim” demişimdir. Bu çok soyut bir kavram.

 

BU KENTİN İMAJINI DEĞİŞTİRECEĞİZ DİYE YOLA ÇIKTIK, DEĞİŞTİRDİK!

Soyut ve bir yandan da basit gibi dursa da fazlasıyla iddialı bir cümle…

Bir şehrin imajını değiştirmek, yeni bir vizyon katmak çok büyük bir iddia. “Ümraniye’yi sanayi şehri olmaktan çıkarıp ticaret şehri yapacağız” demişiz, “Ümraniye’yi büyük şirketlerin yönetim merkezi haline getireceğiz” demişiz… 2004 yılında mantar toplanan Tepeüstü’nde çağdaş bir kent kurduk. Ümraniye’nin güneyinde Şerifali Mahallesi’nde hava karardıktan sonra çakallar geziyordu. Şimdi çok modern bir kent. Hepsi, topu topu 14 yılın hikâyesi.

 

Ümraniye, sosyolojik yapısıyla İstanbul’a fazlasıyla benziyor. Şehrin hemen her ilçesi kozmopolit ancak Ümraniye tam bir mozaik, her kesime dokunmayı nasıl başarıyorsunuz?

Hatta Türkiye’nin mini bir modelidir Ümraniye. Bizim tılsımlı cümlemiz işini severek yapmak, ikincisi oturduğumuz koltuk babamızın çiftliğinin yönetim merkezi değil. Bu koltuk, Ümraniye’ye hizmet edecek bir organizasyonun başının oturduğu koltuktur ve bu şehirde oturan herkes bizim hizmetimizi almaya hak sahibidir. Doğuludur, Batılıdır, Kuzeylidir, Güneylidir, Alevidir, Sünnidir, Müslümandır, gayrimüslimdir, fakirdir, zengindir. Bu şehirde oturuyorsa, bizim hizmetimize hak sahibidir. Hiçbir ayırım yapmadan hizmet etmek benim görevim… Bugün, bizim vatandaşla görüşme gönümüz. Öyle ‘halk günü’ gibi bir isimle, kapıları açıp 100 kişiyi toplayıp konuşmak değil, randevu isteyen herkese randevu vererek görüşüyoruz. Böylece gelen herkes burada benimle özel görüşüyor. Randevu isteyip de alamayan asla yoktur. Aksini kimse söyleyemez, göreve geldiğim 30 Mart 2004’ten bugüne kadar kayıtlarımızda hepsi vardır, görüştüğümüz de görüşmediğimiz de. Çay içmeye gelmek isteyen de, derdini anlatmak isteyen de geliyor.

 

İŞLER İCRAATLA BİTMİYOR, GÖNÜL BAĞI KURUYORUZ

Geçen yılın muhasebesini yaptığınızda tablo nasıl? Neler yapıldı?

400’ün üzerinde kalıcı eser yapmışız, biz bunların çoğunu vaat etmedik. Vaat etmedik ama yaptık. Bugüne kadar hiç söz veriyorum demedim. “İnşallah” derim, gücüm yeterse tamam demektir. Samimi olarak söylüyorum, yaz tahtaya al haftaya değil. Bu mantıkla bugüne geldik. Biz öyle bir yapı oluşturduk ki burada TSE Standartlarında bir belediye. Müdürlükler üretim yapıyor, başkan yardımcıları iş üretiyor. Yaptığımız şey şu, yarın bu görev bizden gittiği zaman, bir gün bitecek, sonsuza kadar değil, 5 dönem yapan da bir gün bırakıyor bu işi, dolayısıyla o bıraktığınız gün geriye dönüp baktığınızda “Gücüm vardı ama şunu niye yapmadım, keşke yapsaydım.” diyeceğimiz bir şey bırakmamak. Haa her şeyi yapabilir miyiz? Hayır? Onun için sınır koyuyorum, gücümüz yettiği halde yapmadığımız bir şey kalmasın, yoksa gücümüzün yetmediği şeye “Keşke yapsaydık” demeyiz! Bu hizmet aşkıyla yapıyoruz.

 

Türkiye’de belediyecilik çok da uzak olmayan bir dönemde su, kanalizasyon ve emlak-ruhsat işleri çerçevesinde ilerliyordu. Ak Parti yönetimi, belediyeciliği adeta yeniden tanımladı. Ve siz bu süreçte aktif başkanlık yaparak tanımları değiştirenlerin içinde oldunuz. Peki, bunun formülünü öğrenebilir miyiz?

İşle, icraatla bitmiyor, başka bir gönül bağı kuruyorsunuz. Hamdolsun. Çocukluğumda İzmir’in belediye başkanı Osman Kibar’dı. Ona Asfalt Osman derlerdi. Fiziki özelliğinden değil, her tarafı asfalt yaptığı için bu lakap takılmış. Artık asfalt yapmak, kaldırım yapmak, park yapmak belediyecilikte başarı ölçütü değil. Bundan çıktı! Gökteki yıldızları istiyor artık vatandaş. Veremezsiniz ama o muhabbeti, gönül bağını verdiğinizde gökteki yıldızları vermiş gibi mutlu edersiniz. Bir eski belediye başkanı arkadaşım var, Ege Bölgesi’nden. Geçtiğimiz günlerde anlattı: “Kimin düğünü varsa hanımla gidiyorduk, gidince de efe oyunlarında ısrar ederlerdi beceremesem de çıkıp oynardık. Daha sonra, tekrar aday olduğum. İnsanlar ‘Bana oy versene’ diyen başka partilere ‘Yokkk Mustafa Başkan benim düğünümde oynadı, ben ondan başkasına oy vermem’ yanıtını verdi” Bunun hizmetle alakası yok, gönül bağı…

 

DÖRT SOSYAL MARKETİ OLACAK TEK BELEDİYEYİZ

Son 14 yılda Ümraniye’nin yüzde 62’sini yenilediniz, 2018’deki planlarınız nelerdir?

2018’de okul projelerimiz var. Okul yapmak benim işim değil ama yapacağız. Prestij caddeler, parklar, bunları artık saymıyoruz bile, sıradan işlerimiz. Temizlikteki performansımız ortada, 3 bin 200 tane sokakta her gün çöp toplayan ve her sokağı süpüren bir belediyeyiz. Artık yaptığımız şey şu; sosyal belediyecilik. İki tane sosyal marketimiz var. Üçüncüsünü yapıyoruz. Dördüncüsü için de hazırlık başladı. Allah kısmet ederse bu şehre dört tane sosyal market kazandıracağız. Üç tane sosyal marketi olan belediye yoktur… Ümraniye dört bölge, dört tane sosyal marketimiz olacak. Kredi kartı gibi bir kart veriyoruz ihtiyaç sahiplerine, gidip alışverişlerini yapıyorlar. Kendi evime almayacağım hiçbir şeyi oraya koymuyorum, koydurmuyorum. Ne yiyecek, ne içecek, ne giyecek.

 

En önemlisi de kişiler orada rencide olmadan alışveriş ediyorlar, ne isterlerse alıyorlar değil mi?

Evet, şu anda Dudullu ve İnkilap bölgelerinde iki tanesi hizmette. Üçüncüsü İstiklal Bölgesi’nde kuruluyor. Dördüncüsüne de inşallah yer bakıyoruz. Bu çok önemli. Karnı aç, sırtı çıplak adamı yol, kaldırım, park mutlu etmez. Buna önem veriyoruz ama bir yandan da Ümraniye’nin plansız bölgesini bırakmadık. Tek plansız bölge 2B arazileriydi. Onun dışındaki her yeri planlı hale getirdik. 315 bin yapı stoku var, 185 bin tanesi bizim zamanımızda yapılmış. Yani bu şehrin yüzde 62’sine tekabül ediyor. Bu rakamı yakalayan Türkiye’de kaç belediye vardır? O 185 binin de 85 bin tanesi eski yapılar yıkılıp yeni yapılanlar.

 

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ BİTİRDİK

Kentsel dönüşümü erken başlatmışsınız…

Neredeyse bitirme noktasındayız. Tek plansız bölgemiz 2B alanları kaldı. Tapu problemleri vardı. Şu anda devletimiz tapuları verdi. Herkesin tapu alabilmesini sağlamak için de biz bazı işlemler yaptık çünkü yüzde 30’u tapu alamayacaktı. O planı iptal ettik, yeni bir plan yaptık. O planda yeşil alan, okul alanı, cami alanı, sosyal donatı alanları da devletin kurumlarının eline ücretsiz geçecek. Hem herkes tapusunu alsın hem de devlet kamusal alanlara ücret ödemesin istedik. Herkes kazansın dedik ve bu yapıldı. Geçtiğimiz ekim ayında 1/1000’lik planları çıkardık. Büyükşehir’e gönderdik. Gündemde. Önümüzdeki ay yetiştirebilirlerse, görüşülecek. Oradan da binlik planlar çıktığında 2B alanları da mükemmel bir plana sahip olacak. Ümraniye’nin en güzel yeri 2B alanlarının bulunduğu yer olacak. Gerçek manada kentsel dönüşümü orada yapacağız. Biz bir şey yapmayacağız, biz planı yaptık, o çerçevede vatandaş müteahhidini bulacak ve inanılmaz güzellikte bir mahalle olacak. Böylece Ümraniye’mizde plansız alan kalmamış olacak. Yenileme faaliyetimiz de yüzde 62’den yüzde 85’e çıkacak. Kalan yüzde 15 de zaten sağlam yapılmış eski binalar. Birkaç yıl içinde yüzde yüzü depreme dayanıklı en muhkem ilçelerden biri olacağız inşallah.

 

Büyüme, kentleşme, ulaşım ihtiyaçlarını ortaya çıkarıyor. Metro çalışmaları ne noktada?

Metro çalışmalarıyla gurur duyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde, kendisinden önce başlayan metro çalışmalarını devam ettirdi ve bugüne çok ciddi manada büyüyerek geldi ve inşallah önümüzdeki yıllarda da yerin altında İstanbul’u baştanbaşa donatan metro ağıyla 2023’e gelmiş olacağız. Ümraniye de bu hizmetten nasibini aldı. Üsküdar-Ümraniye hattı, Ümraniye’ye kadar yapıldı. Bundan sonra yedi durak var bizim sınırlarımızda. Son durak Çekmeköy-Sancaktepe ve Ümraniye birleşme noktasına kadar gidiyor. Bugünleri gördük çok şükür. 5-6 ay içinde Çekmeköy sınırına kadar da gitmiş olacak. Sabiha Gökçen’e kadar da giden bir hizmet ağı olacak.

 

İlklerin yanı sıra bir de borcunuz yok belediye olarak…

Diğer belediyelere merkezi hükümetten, İller Bankası’ndan ne kadar pay geliyorsa bize de o kadar pay geliyor. 400’ün üzerinde kalıcı eser, bu kadar sosyal faaliyet, bu kadar kültürel faaliyet, bu kadar fakirin fukaranın kollanması bütün bunlardan sonra devletin hiçbir kurumuna 5 kuruş borcu olmayan belediyeyiz. Ayrıca Nurettin Sözen zamanında patlayan bir çöplük vardı, orayı Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkanıyken yemyeşil bir medeniyete çevirmişti. Biz de genişlettik, yeniledik ve orada Ümraniyespor çalışıyor. Biz göreve geldiğimizde Amatör Lig’deydiler. 14 senede TFF Birinci Ligi’ne kadar geldiler. Ve birinci Lig’de de ilk ikideyiz. Niyetimiz Süper Lig. Bakalım ayarlarını bozmazlarsa çıkmak istiyoruz inşallah. Çok az parayla bu işleri yapıyorlar. Tılsımı, amatör ruhla profesyonelce oynamaları. İkincisi, borçsuz gitmek. Üçüncüsü de ayağını yorganına göre uzatmak.

 

CHP’Lİ BELEDİYE YAPSAYDI, NOBEL’E ADAY GÖSTERMEYE ÇALIŞIRLARDI

 

14 yıldan beri yaptığınız resim, şiir ve hikâye yarışmanız gibi kültür alanında çok sayıda çalışma yapıyorsunuz? Öğretmenlik tecrübenizin de etkisi var mı bu tür projelerde?

Olabilir. Her belediye başkanının mesleği tercihlerinde etkili olur. Mesela Türkçenin düzgün kullanılması konusunda hassasımdır. Epey yazıyı noktası-virgülü eksik diye geri çervişimdir. Edebiyata hassasım. Hikâye, şiir ve resim yarışmalarımızın bu sene 15.’si yapılıyor. Doğrusu, bu alandaki çalışmalarımız hakkıyla duyurulmuyor. Epey önemli bir noktaya getirdik, yeteri kadar anlatamıyoruz. Şayet CHP’li bir belediye bu geleneği 15 senedir sürdürüyor olsaydı, bir de bizim sürdürdüğümüz gibi sürdürüyor olsaydı, zannediyorum Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday göstermeye çalışırlardı o belediyeyi. Asla jüri heyetinde biz yokuz. Sadece akademisyen ve uzmanların oluşturduğu bir jüri heyeti değerlendiriyor eserleri. Ülke çapında, ulusal çapta yarışmalar bunlar. Bu yarışmalarda dereceye giren tüm eserleri de kitaplaştırıyoruz. Yaklaşık 50 tane kitabımız var. Üniversitelerle ortak yaptığımız sempozyumları da kitaplaştırıyoruz. Bazı sempozyum kitaplarımız, master ve doktora öğrencilerine ders kitabı olarak tavsiye ediliyor. Türkiye’nin her yerinden katılımcılar web sitemize girerek (http://umraniye.bel.tr/tr/main/news/14-geleneksel-resim-hikaye-ve-siir-yarismalar/5924 ) hikâye, şiir, resim yarışmalarımıza başvurabilirler. Çok sayıda yarışmacı katılsın ki güzel ürünler ortaya çıksın.