Yap-Sat sektörü 3 yıl kendine gelemez

Yap-Sat sektörü 3 yıl kendine gelemez Yap-Sat sektörü 3 yıl kendine gelemez

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, "Yap-sat sektörü en az 3 yıl kendine gelemez. Talep açılsa bile ancak eldekiler satılabilir." dedi


Eren, Sheraton Otel'de düzenlediği basın toplantısında, global ekonomik kriz, inşaat sektörü ve sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve çözüm önerileri sundu. Dünya ülkelerinin krizden çıkmak için yüksek miktarlı kurtarma paketleri açıkladığını hatırlatan Eren, bu kurtarma paketlerinde ağırlıklı kalemi kamu altyapı yatırımlarının oluşturduğunu, G20 ülkelerinin dörtte üçünün altyapı ve ulaşım yatırımları harcamalarını artıracağını açıkladığını kaydetti. İnşaat sektöründe yaşanan krizin küresel mali krizden çok önce ve çok farklı dinamiklere bağlı olarak ortaya çıktığını, bugünlere geldiğini anlatan Eren, şöyle devam etti:
"Konut sektöründeki krizin nedeni bu ekonomik kriz değil. Dengesiz bir büyüme oldu, talep dikkate alınmadan büyük bir arz fazlası oluştu. Konut sektöründeki arz fazlası dikkate alındığında, özellikle 2009-2012 dönemi, 3 yıl için özel sektörün konut faaliyetleri ile inşaat sektörünün canlı tutulması mümkün değil. Yap-sat sektörü en az 3 yıl kendine gelemez. Talep açılsa bile ancak eldekiler satılabilir. Bu nedenle, tüm harcama kalemleri, üretim, yatırım ve istihdam odaklı bir yaklaşımla ve acilen gözden geçirilmeli. Yurt içi ve yurt dışından sağlanacak ilave kaynaklar bu amaca yönelik olarak kullanılmalı. Tüm dünyada uygulamaya konulduğu gibi Türkiye'de kamu altyapı yatırımlarına hız verilmeli, sağlanacak her türlü iç ve dış finansman bu amaca tahsis edilmeli."

Eren, IMF ile seçim sonrasında gerçekleştirileceği tahmin edilen anlaşma kapsamında kamu altyapı yatırımlarına kaynak ayrılmasına özen gösterilmesini de istedi. Erdal Eren, bu yıl, geçen yıl iş yaptıkları oranda iş yapmaları için bile yaklaşık yüzde 100 oranında ek kaynağa ihtiyaçları olduğunu da belirterek, mevcut şantiyelerde geçen yıl çalışıldığı gibi çalışıldığı takdirde Haziran ayı itibariyle bu ödeneklerin biteceğini, IMF'nin yatırımların artırılması değil, kısılması yönünde bir pazarlığı olursa bunun kesinlikle kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
"TOKİ yatırımlarının devamı sağlanmalı"
Kamu eliyle inşaat sektörünün Anadolu'da yaygın olarak canlı tutulması gerektiğini, bunun enstrümanlarından birinin  TOKİ  olduğunu hatırlatan Eren, "TOKİ yatırımlarının devamının sağlanması" önerisinde bulundu. Eren, TOKİ'den ev almış ve halen ödeme güçlüğü içerisinde bulunan vatandaşlara, borç ertelemesi dahil olmak üzere geri ödeme kolaylığı sağlanmasını istedi. Eren, "Sektörel, Bölgesel ve Proje Bazlı Teşvik Yasasının acilen tamamlanarak uygulamaya konulması" ve yatırımcı şirketlerde, yatırım süresi boyunca yapılan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV'nin özellikle mevcut kriz ortamında her takvim yılı sonu itibarıyla mükelleflere nakden iadesi gerektiğini de söyledi. Türk firmalarının edindikleri deneyim ve kapasite ile uluslararası iş hacmini 40-50 milyar dolar düzeyine çıkarabileceğini belirten Eren, bunun için
mevcut pazarlarda varlığın sürdürülmesi, pazar payının artırılması ve yeni pazarlar yaratılması için önlemler, düzenlemeler, strateji ve programlar belirlenmesi gerektiğini anlattı.
Teminat mektubu konusu
Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri için gereken "Geçici ve Kati Teminat Mektupları"nın, hatta karşılığı nakit para olan "Avans Teminat Mektupları"nın bile Türk bankalarından yeterince temin edilemediğini belirten Eren, kamu bankalarının "Teminat Mektubu" verme konusuna sıcak bakmadığını, yabancı ülkelerde Türk bankalarının tanınırlığının yeterli düzeyde olmadığını, Türk bankalarının teminat mektuplarının çalışılan hemen hiçbir ülkede kabul edilmediğini anlattı. Kamu bankalarının yurt dışı projelere teminat mektubu vermesini isteyen Eren, "Başta T.C. rumuzu taşıyan Ziraat Bankası olmak üzere, sermaye yapıları güçlü, kamusal kimliği bulunan kamu bankalarımızın yurt dışı projelere teminat mektubu vermeleri, yurt dışı inşaat hacminin artırılması için büyük öneme sahip" görüşünü dile getirdi. Ziraat Bankası'nın bu konudan geri durmasının nedenini çözemediklerini, Maliye Bakanı'nın da bu konuda kendilerini desteklediğini kaydeden Eren, ancak bu konuda bir ilerleme sağlanamadığını söyledi.
Ziraat Bankası'nın yurt dışında bankalar, şubeler açtığını ifade eden Eren, Ziraat Bankası'nın Libya, Katar Cezayir'de banka kurması veya şube açması halinde yalnızca kendilerinin aldığı hakedişleri, işçi maaşlarını, akreditiflerini döndürmesi halinde yılda en az 15-20 milyar dolar para hareketi olacağını anlattı. Rusya'da Ziraat Bankası'nın şubesi olduğunu ancak, kendilerine teminat mektubu vermediğini, bu nedenle onlarla iş yapamadıklarını kaydeden Eren, "Bizde iş tersten başlar. Bize teminat veren banka, para hareketlerini kendisiyle yapmamız için anlaşma yapar" dedi. Eren, "(Her yıl yeni 40-50 milyar dolarlık iş al) diyen yetkililerin bize her yıl yeni 10 milyar dolar teminat mektubu bulmaları lazım" diye konuştu.
"Konutzede olma ihtimali"
IMF ile anlaşma konusundaki bir soru üzerine Eren, dış para desteğine ihtiyaç olduğunu, IMF ile anlaşmanın kamu yatırımlarına kısıtlama getirilmemesi koşuluyla gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. Bir başka soru üzerine Eren, kamunun yılbaşı ödeneklerinin üstüne geçen yıl olduğu gibi destek yapacağını umut ettiklerini, buna rağmen konut sektöründeki duraklamanın 3 yıl devam edeceğini düşündüklerini, 2009'da inşaat sektörünün ekonomiye paralel yüzde 0-1 arasında kalacağı korkusunu taşıdıklarını söyledi. "Ödeneğin artırılacağı sinyali mi aldınız?" sorusu üzerine Eren, "yılbaşı ödeneklerine bağlı projeksiyon yapmayın, mutlaka başka kaynaklar yaratılarak geçen yılki gibi inşaat sektörünün canlı tutulması için çalışma yapılacak" beyanları olduğunu, zaten başka çare olmadığını söyledi. Bir başka soru üzerine Eren, Türk insanında "furya davranışı" olduğunu, bu davranış nedeniyle, bir dönem "bankerzede" olduğunu, döviz furyasında "dövizzede" olduğunu, belirterek, "Korkarım, bu yap-sat sektöründe Türk insanının konutzede olma ihtimali var" dedi. Ödeme gücü olmayan insanlara konut satılabildiğini, bankaların da kredi verdiğini, bu kredi ödenmediğinde bankaların konut sahibi olmaya başladığını kaydeden Eren, "Şimdi bu krizi yaşıyoruz. Ankara'da yapılan konut sayısı 5 yılda bitmez. İnşaatın yanından geçen, parası olan insan müteahhit oldu" diye konuştu.