Altan Elmas'tan 'faiz indirimi' açıklaması!

Altan Elmas'tan 'faiz indirimi' açıklaması! Altan Elmas'tan 'faiz indirimi' açıklaması!

KONUTDER ve Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, dünyayı etkisi altına alan 'koronavirüs salgınının ekonomiye etkisi' ile ilgili açıklamalarda bulundu...



KONUTDER ve Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, tüm dünyayı etkisi altına alan 'koronavirüsün ekonomiye etkisi' hakkında açıklamalarda bulundu. İşte Elmas'ın o açıklamaları...

Bankalarda  şu anda  2.7 trilyon TL karşılığı mevduat var. Bunun  1.350'si  TL , bir o kadarı da döviz. Bu TL kısmına her ay yaklaşık  14 milyar TL  faiz ödüyor bu ülke şu anda.  Bankalardaki toplam mevduatın  2 trilyon TL'si  200 bin kişi ve kuruma ait.  ''Türkiye 200 bin kişiye her ay 14 milyar TL faiz ödemeye devam etsin mi?'' Biz bu çağrıyı geçen hafta yaptık. Pek bir oralı olan çıkmadı. Bu hafta da faizler bir puan daha yükseldi. Döviz de biraz daha yükseldi. Bütün dünya faizi sıfırladı, merkez bankaları para basıp  hem hazinelerine, hem bankalara, hem her vatandaşının cebine hem de bütün işletmelere, büyük küçük demeden sıfır faizli para veriyor. 

Çarkları döndürmenin, ekonomik hayatın kan dolaşımı olan nakit akışının devam etmesinin tek yolu budur. Dünyada bunu yapıyor. Üretmeyen, evde oturan,  hastanelerde canını ortaya koyan sağlık çalışanları, askeri, polisi, mecbur görevlileri ile birlikte 82 milyon 800 bin kişi 200 bin kişiye her ay 14 milyar TL faiz versin mi? Eline 3 kuruş para geçen şahıslar  döviz yükselecek diye koşa koşa gidip dolar almaya devam etsin mi? Buna bir dur demeyelim mi? Bugün değilse ne zaman? Kanunlarımız gerçek kişilerin dövizle borçlanmalarını 2009 yılında yasakladı. Döviz borcu olmayan insanlar neden sürekli dolar alıp duruyor? Tam 108 haftadır  gerçek kişiler her hafta yaklaşık 500 milyon dolar alıyorlar. Toplamı 50 milyar doları geçti. Bu 108 hafta içinde sadece  3- 4  hafta  dolar almadı veya az bir miktar bozdular. Normal zamanlarda değiliz, olağanüstü şartlar var ve olağanüstü şartlara göre tedbir ve kararlar alınmalı. Dolar borcu olmayanın dolar alması sınırlandırılmalı. Bankalardan döviz veya TL elden efektif çekilişi de sınırlandırılmalı. Merkez bankası politika faizini sıfıra çekmeli, para arzını genişletmeli, mevduat faizi de sıfıra inmeli. Bütün ertelemeler faiz ilave edilmeksizin olmalı. Değilse bu borçlar ödenemez ve sistem çöker. Bankalar faiz almaya çalışırken ana paralarını dahi alamazlar ve sistem krizi çok daha büyük tsunami olur. 

Bütün işletmeler devletten KDV alacaklısı ve toplamda 235 milyar TL civarında bir rakam . Bu rakam işletmelere, büyük küçük demeden acilen ödenmeli. Bu ödeme için Merkez bankası  para basıp hazineye vermeli. Hazine uzun vadeli tahvil ile aldığı bu parayı  işletmelere  ödemeli , vergi ve sgk borçlarına mahsup etmeli, bir miktar da kamu bankalarına olan borçlarını tahsil etmeli, artan kaynak işletmelere  işçi çıkarmama şartıyla nakit bırakılmalı. Burda  milyonlarla ifade edilen sayıda esnaf , şahıs ve şirketler  var. Böyle bir çözümle ancak nakit akışı devam eder , sistem tıkanmaz. Sürekli faizli kredi ve faizli erteleme ile bu sistem tıkanır , işletmeler  hem çalışanlarına çalışmadan , üretmeden maaş ödeyip üzerine faiz ödeyecek ve günü gelip de ödeyemediği borçlarını da ayrıca faiz ekleyerek öteleyip ödeyemez. Bunu herkes görmeli. Bu sağlık krizi dünyanın her ülkesinde büyük bir ekonomik daralma, işsizlik ve nakit krizini başlattı. Tedbirler önden, hızlı ve cesur kararlar olarak alınmazsa  büyük kriz tsunamiye dönüşecek. Tıpkı virüs krizini Çindeyken yeterince dikkate almayan ve sağlık sistemi tedbirlerini büyütmeyen Avrupa devletleri ve ABD'de olduğu gibi. Batı dünyası tam anlamıyla virüs tsunamisi yaşıyor. Ekonomi dünyası da bu duruma düşmemek için bugünden çok ileri ve cesur tedbirler almalı, ekonomik gelişmelere göre değil, ekonomiye yön verecek, akışı yönlendirecek  önden tedbirler  almalı. Bu sağlık krizi 3 -5  aya bitecek bir kriz değil. Bütün dünyayı sardı ve bütün dünyayı birbirine kapattı ve bu kapatma hali bir yıldan uzun sürecek. Bu da ekonomileri bugüne kadar görülmemiş şekilde küçültecek, çok büyük işsizlik ve üretim kayıpları yaşanacak.  Sosyal patlamalar da bu sürecin maalesef istenmeyen bir sonucu olacak . ABD'de geçen hafta 3.3 milyon  kişi işsizlik başvurusu yapmışken bu hafta bu rakam 6.6 milyon kişiye çıktı .Bunlar çok büyük ön göstergeler . Üç hafta önce bu işsizlik başvurusu 284 bin kişiydi. Bunları bugünden görürsek tedbirlerimizi ona göre alma imkanımız olur ve minimum ekonomik ve sosyal hasarla atlatmış oluruz inşallah. 

Selam ve saygılarımla...

Z. Altan  Elmas

 

Türkiye koronavirüs krizi ile nasıl başa çıkacak?