Beyoğlu'na yatırım yapan kazanacak!

Beyoğlu'na yatırım yapan kazanacak! Beyoğlu'na yatırım yapan kazanacak!

Beyoğlu'ndaki değişim ve dönüşümün ele alındığı Beyoğlu Büyük Dönüşüm Buluşması bugün Grand Pera'da gerçekleşti.



 

İstanbul’un dünyaya açılan kapısı olan Beyoğlu son yıllarda büyük bir dönüşüm ve gelişime sahne oluyor. 

 

Beyoğlu Büyük Dönüşüm Buluşması, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özkaseki ve  TOKİ  Başkanı Mehmet Ergün Turan'ın katılımıyla Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ev sahipliğinde ve Beyoğlu Yatırımcılar Grubu’nun (BIG) önde gelen temsilcilerinin katılımı ile Grand Pera Emek Salonu’nda gerçekleşti.

 

Beyoğlu’na yatırımda yarışan girişimciler var

 

Beyoğlu Büyük Dönüşüm Buluşması’nın açılış konuşmasında son 13 yılda Beyoğlu’nun içinde bulunduğu dönüşümü ve Beyoğlu’nun vizyonunu anlatan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan: “2004 yılından bu yana 5 bin 737 bina restorasyon ve renovasyondan geçti. Bir metrekare yeni inşaat yapmadan eski binaları hayata döndürerek 2 milyon 250 bin metrekare ticaret ve yaşam alanı kazandırdık. Zaman içinde değerini yitirmiş, kaderine terkedilmiş, harabe olmaya yüz tutmuş mekanlarda bugün tasarım ofisleri, sanat galerileri, restoranlar, eğlence mekanları, teknoloji firmaları ekonomi üretiyor, iş üretiyor, refah üretiyor. Okmeydanı, Piyalepaşa, Örnektepe, Tarlabaşı ve daha onlarca projeyle yatırım, kalkınma, ilerleme Beyoğlu’nun her köşesine yayılıyor. Benim bir yerel yönetici olarak, Bütün bu faaliyetlerden beklentim, vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin artmasıdır. İş, istihdam imkanlarının çoğalmasıdır. Yenilikçi ve rekabetçi bir odak şehir kurmaktır. En nihayetinde, en ücra köşesinden en merkezi noktasına kadar Beyoğlu’nda yaşayan herkesin mutluluğunu da artırmaktır. Kente gelen 46 bin turist her gün Beyoğlu otellerinde konaklıyor. Yüzlerce kültür ve sanat merkezi her gün yüz binlerce ziyaretçi alıyor. Beyoğlu sadece İstanbul ve Türkiye için değil dünya için çok değerli bir yer. Bu nedenle Beyoğlu’na yatırımda yarışan girişimcilerimiz var.” dedi.

 

Ahmet Misbah Demircan


3 yıl içerisinde hayata geçecek yatırımlar 13 yılda elde edilen büyümeye denk gelecek

 

Beyoğlu’nun içinde bulunduğu bu değişim ve dönüşüme rakamlarla da değinen Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, 2004 yılında 6 bin olan konaklama kapasitemiz bugün 46 bine kadar çıktı. Beyoğlu’ndaki konaklama yatırımları 1,6 milyar dolara ulaştı. Bu otellerde 20 bin sürekli istihdam sağlanırken günlük 5 milyon dolar, yıllık ise 1,9 milyar dolarlık ekonomi oluştu. Turizm, hizmet ve perakende sektöründeki yatırım toplamı ise 3 milyar dolara ulaştı. Tüm bu yeni yatırımlarla birlikte 13 yıl içerisinde 100 bin yeni istihdam oluştu. Tarlabaşı’ndan Atatürk Kültür Merkezi’ne, Narmanlı Han’dan, Maksim Sahnesi’ne, Alkazar Sineması’na ve İstiklal Caddesi’ne büyük işler bir bir bitiyor. Galataport, Haliçport, Okmeydanı, Piyalepaşa gibi çılgın projeler, bütün hızıyla devam ediyor.

 

Sadece Galataport tek başına 6 milyar liralık bir yatırım değerine sahip. 7 milyon turist hedefi ve 2 milyon kruvaziyer yolcu hedefi var. Özetle Beyoğlu’nun turizm potansiyelinin yüzde 15’ini tek başına oluşturacak nitelikte değerli bir proje olarak Beyoğlu’nda hayata geçiriliyor. Yapımına ruhsat verdiğimiz halen inşası devam eden 1 milyon 455 bin metrekare ticari alan önümüzdeki 3 yıl içerisinde faaliyete geçecek. Başka bir ifadeyle Okmeydanı ve Haliçport hariç 2,5 milyar dolar yatırım hayat bulacak. Böylelikle 3 yılda, son 13 yılda elde ettiğimiz büyümeye denk bir gelişme gerçekleşecek. Bu nedenle şu an imkan varken Beyoğlu’nun içinde olmaya değer diyoruz. Rekabetçi, yenilikçi, istihdam üretecek, teknoloji ve inovasyonun dönüştürücü gücünün farkında olan bütün herkesi, Beyoğlu vizyonunun bir parçası olmaya davet ediyoruz.

 

İstanbul dünyanın arzuladığı bir şehir

 

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ergün Turan, Türkiye'nin yaşanan sıkıntılara rağmen yatırım cazibesini koruduğunu söyleyerek, "Devletimiz, yabancı yatırımcıya yönelik, Türkiye'nin, İstanbul'un yarıştığı dünya metropollerine göre mevzuattan vergi düzenlemelerine kadar büyük kolaylıklar sunuyor." diye konuştu.

 

Mehmet Ergün Turan

 

Beyoğlu'nun o dönemden sonra tekrar cazip hale gelmeye başladığını dile getiren Turan, ilçede yaşanan dönüşüme de değindi.

Turan, Türkiye'de kendi ekonomisine güvenen bir yatırımcı ve nüfusun olduğunu belirterek, yaşanan sıkıntılara rağmen Türkiye'nin yatırım cazibesini koruduğunu vurguladı.

Başkan Turan, "Böyle bir ortamda Türkiye'ye yatırım zamanı olunduğunu bizim de tekrar tekrar anlatmamız gerekiyor." dedi.

 

Türkiye'deki gayrimenkul yatırımının cazibesine değinen Turan, "Devletimiz, yabancı yatırımcıya yönelik, Türkiye'nin, İstanbul'un yarıştığı dünya metropollerine göre mevzuattan vergi düzenlemelerine kadar büyük kolaylıklar sunuyor." diye konuştu.

Turan, Beyoğlu'na yatırım yapan ve yapmak isteyen iş adamlarını, paydaşları bir araya getiren etkinliğin hayırlı olmasınu diledi.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, açılışta yaptığı konuşmada, Beyoğlu'nda yürütülen çalışmalar için başta Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan olmak üzere, tüm emeği geçenlere teşekkürlerini sundu.

Belediye başkanları biraz sempatik, ufuk sahibi ve gayretliyse bulundukları bölgelere değer kattıklarını belirten Özhaseki, "Beldelerin, insanların yaşadığı ortak mekanların geleceğini o yörede yaşayan yerel yönetimlerin başındaki, topluma liderlik eden kişilerin ufukları belirliyor." diye konuştu.

Bakan Özhaseki, sanayi devriminin ardından insanların can ve mal emniyeti, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının dükler, şansölyeler ve yerel krallar tarafından karşılandığını, şehirlerde toplanan bu kalabalıklar için belediye teşkilatlarının doğmaya başladığını belirtti.

 

Mehmet Özhaseki

 

Batı medeniyetinde ilk planlamaların çok eskilere dayandığını belirten Bakan Özhaseki, ziyaret ettiği Washington'da kentin planlarının 1911 yılında yapıldığının anlatıldığını aktardı. Avrupa'da da planlamaların yüzlerce yıla dayandığına işaret eden Özhaseki, "Yerel yönetimler orada çok güçlü. Adeta orada yerellik ilkesi, Avrupa'nın yeni Magna Carta'sı gibi. Her şey yerelde başlıyor orada, sonra yukarıya doğru devam ediyor." diye konuştu.

 

- "Göçlerle kadim şehirlerimiz tahribata uğradı"

 

Türkiye'de ise belediyecilik hizmetlerinin, insanların vefa duygusu, hamiyeti, gayreti ve hayır işleme duygusuyla geliştiğini söyleyen Özhaseki, sözlerine şöyle devam etti:

"Geçmişte adamlarımız, zenginlerimiz, parası olanlar, birçok belediye hizmetlerini vakıflar eliyle yürütmeye başlamışlar. Su getirme hizmeti, yol yapma hizmeti, hastalara bakma hizmeti, aşevi açma faaliyeti aklınıza gelebilecek birçok sosyal alanda vakıflar var. Ancak ne zaman ki fütuhat durmuş, gelir kısılmaya başlamış, vakıflar yavaş yavaş elini ayağını kazançtan yana çekmeye başlayınca işte o zaman şehremaneti gibi bir tesis ortaya konulmuş. İlk ciddi kanun 1900'lü yılların 30'larına denk gelir. 1580 sayılı kanun. Planlamalar yine geç. 1920'li, 30'lu, 40'lı yıllar... Bu geç planlamaya bir de 1950'lerde göçler eklenir. Yüzyıllar öncesinde Avrupa'da devam eden göçler, bizde 40'lar, 50'ler, 60'lar, 70'ler, 80'lere doğru devam eden bir süreç. Bu göçler karşısında bizim kadim şehirlerimiz ve kurduğumuz medeniyet ne yazık ki büyük bir tahribata uğruyor."

Bu dönemde gecekondular ve varoşların ortaya çıktığını, buna karşılık hiçbir hazırlık yapamadıklarını belirten Bakan Özhaseki, bunun bilgisizlik, teknik eleman bulunmayışı, sosyolojiyi iyi okuyamama ve ideolojiden kaynaklandığını belirtti.

 

Özhaseki, sözlerine şöyle devam etti:

"Kimi belediye başkanı arkadaşımız, geçmişteki büyüklerimiz diyelim, 'Bunları yıkalım.' demişler zabıtalarla evlerini yıkamaya çalışmışlar. Kimisi gelmiş, ideolojik bir tavır içinde, 'Durun.' demiş, 'Rahat olun, şuralar Hazine, şuralar da Vakıf, buraya yapabilirsiniz. Bizim arka bahçe olacak bunlar, yarın bir gün bize oy verecekler, eyleme giderken yanımızda olacaklar.' Böyle bir tavırla ne yazık ki büyük şehirlerimizin etrafını çepeçevre sarmışız. Çıkan manzara, 2000'li yıllara doğru geldiğimizde, kimliksiz şehirlere sahip olmuşuz, sağlıksız şehirlere sahip olmuşuz. İşte bunları yeniden, baştan sona elden geçirip yeni bir kimlik ve yeni bir ruhla ortaya çıkabilmek de gerçekten kolay değil. Bir terzi kumaşı almış mahvetmiş, kesmiş, bir şeyler etmiş sonra ustaları gelmiş veya az çok işi bilenleri gelmiş onu düzeltmeye çalışıyor. Öyle zor ki, hakikaten çok zor."

Bakan Özhaseki, ümitsizliğe kapılmadıklarını, bütün şehircilik sorunları için formülleri bulunduğunu belirterek, geleceğe aydınlık baktıklarını dile getirdi.

 

- "Birçok eseri kendi ellerimizle yok etmişiz"

 

Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu söyleyen Özhaseki, Göbeklitepe'de 11 bin 500 yıl öncesine varan toplu yaşam olduğunun belirlendiğini belirtti.

Özhaseki, Anadolu coğrafyasının her köşesinde ya heyecanlı bir macera ya hüzünlü bir anı ya da geleceğe ışık tutan eserler bulunduğunu belirterek, "Fakat 1900'lü yılların başındaki sıkıntılarımız, genç Cumhuriyetimiz, daha sonraki gelişmeler, ayakta kalma, gelişme mücadelemiz sırasında tarihi eserler konusunda da çok bilinçli olmayan bir tavırla devam etmemiz neticesinde birçok eseri kendi ellerimizle yok etmişiz. Koruma adına sadece Ceza Kanunu'na bir şey konmuş, denmiş ki 'Bu tarihi eserlere dokunursanız şu kadar ceza alırsınız, sizi içeri atarız.' hepsi o kadar." dedi.

Definecilerin yıkımının ise eserlerin yapıldığı ilk günden sonra her 5-10 yılda bir tekrarlandığının altını çizen Bakan Özhaseki, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Sonra iş bilmez belediyeciler devreye girmiş. Ben Kayseriliyim. Orada da binlerce yıllık bir yaşam var, onlarca medeniyet kurulmuş. Son dönemde de Selçuklu, Osmanlı eserleri var. Daha çok Selçuklu hakim. Belediyelerimiz bir yerde yol yaparken meşhur bir İstasyon Caddesi var, ortasında da Mimar Sinan Hamamı var. Hamam haliyle göze çok hoş gözükmüyor, eskimiş, biraz da yıpranmış. Pırıl pırıl bir cadde açacak belediye başkanı, Mimar Sinan Hamamı'nın ortadan kaldırılmasına karar vermişler. Yıkmışlar, yok etmişler, oradan İstasyon Caddesi'ni geçirmişler."

 


Esnafta bir tarih bilinci olmasını da beklemediklerini dile getiren Özhaseki, şöyle konuştu:

"Daha Türkiye'deki bu bilinç bile Tarihi Kentler Birliği'nde yaptığımız çabayla belediyelere anlatıldı. Ben 7 yıl başkanlığını yaptım. 500'e yakın belediye başkanı üyemiz var. Her birini topladığımızda, belediye başkanı arkadaşlarımız nihayetinde o bölgenin sevilen insanları, iş başına gelmişler ama bir eğitimden gelmiyorlar. İnsanın komutan olması için bir disiplinden gelmesi lazım. Ama belediye başkanını buluyorlar, 'Temiz adam, seçilir.' diyorlar, aday yapıyorlar. Seçiliyorsunuz fakat siz de bilmiyorsunuz, bu bilinç yok sizde. Emin olun belediye başkanlarına tarihi, doğal kültürel mirasın ne olduğunu, bunların nasıl korunması gerektiğini, bunlara fonksiyon yüklenerek geleceğe nasıl taşınması gerektiğini, bu mirası geleceğe taşımanın önemini senelerce anlata anlata bir hal olduk. Şükür Allah'a, anlattık ama neticesinde. Şimdi belediye faaliyet raporlarına bakın Anadolu'daki birçok kentte, ilçede belediyeler, 'suyu getirdik, kanalı getirdik, şu yolu açtık.' derlerdi. Şimdi tarihi eserleri nasıl koruduklarını anlatıyorlar. Bu bilinç çok önemli bir şey bugün ülkemiz için."

 

- "Tarihi eserlerimiz, değerlerimiz yavaş yavaş yok edilmiş"

 

Elde kalan tarihi eserleri "öksüz yavrular" diye nitelendiren Bakan Özhaseki, şehirlerde kümbetlerin, çeşmelerin, bedestenlerin sokakların arasında sıkışıp kaldığını ifade etti.

Geçmişte Kayseri'ye Almanya'dan getirilen bir plancının, eski yapıları korumak için kent merkezini daha sert zeminlere doğru kaydırmalarını ve modern şehrin oraya taşınmasını önerdiğini anlatan Özhaseki, aynı plancının tarihi yapıların gelecekte turizme açılabileceğini söylediğini de belirtti.

Plancının o dönemdeki kayıtlara giren "yalvarmalarına" rağmen o dönemdeki yöneticilerin bu teklifi kabul etmediğine değinen Bakan Özhaseki,  "Böyle bir şehir planlaması üzerinde ve gelişen o hırslı kapitalizmin de sonuçlarıyla bizim tarihi eserlerimiz, değerlerimiz yavaş yavaş yok edilmiş. Bu kaderi benim kendi şehrim yaşadığı gibi Anadolu'da birçok şehir de yaşamış." diye konuştu.

Özhaseki, Beyoğlu'nda ise tarihi değerlere sahip çıkıldığını ve doğru bir mantıkla restorasyonların sürdüğünü belirterek, İstanbul'un Türkiye'nin yüzü, Beyoğlu'nun ise göz bebeği olduğunu dile getirdi.

Beyoğlu Belediyesi'nin yürüttüğü çalışmaları "hayranlık hissi" içinde takip ettiğini söyleyen Özhaseki, emek verenlere teşekkür etti. Bu çalışmaları bir yatırım değil, sosyal sorumluluk olarak görmek gerektiğini belirten Özhaseki, "Bakmayın siz Ankara'nın gündemine, orada ağdalı şeyler olur, cafcaflı işler olur. Gazete başlıkları çıkar her gün, ama üç gün sonra unutulur. Bir başka gündem çıkar, sonra bir başka gündem çıkar o da unutulur. O taraflara çok takılmamak lazım. Yapılacak iş bu işte. Bu kalır. Şu yapılanların hepsi, onlarca, yüzlerce sene kalır. Bu ülkenin bir değeri olarak ileriye doğru hepimizin iftihar edeceği bir eser olarak kalır." dedi.
 

Ceren YÖRÜK/Emlakkulisi.com