Çeliğin saltanatı bitiyor!

Çeliğin saltanatı bitiyor!

SAÜ Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de inşaat sektöründe kullanılan esas yapı malzemesinin yüzde 95'ini betonarme yapıların oluşturduğunu söyledi...


Türkiye'nin en önemli lokomotif sektörü olan inşaatta, yaygın olarak kullanılan yapı malzemesi çeliğe alternatif üretmek amacıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle elyaf takviyeli kompozit çubukların betonda donatı malzemesi olarak kullanılması için Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve bir firma işbirliğiyle çalışma başlatıldı. 



Türkiye'nin en önemli lokomotif sektörü olan inşaatta, yaygın olarak kullanılan yapı malzemesi çeliğe alternatif üretmek amacıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle elyaf takviyeli kompozit çubukların betonda donatı malzemesi olarak kullanılması için Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve bir firma işbirliğiyle çalışma başlatıldı. 


SAÜ Teknoloji Fakültesi tarafından yürütülecek "Elyaf Takviyeli Kompozit Çubukların Betonda Donatı Olarak Kullanımının Araştırılması" projesi kapsamında, betonda çelik yerine "Pultruzyon" metoduyla üretilen Fiber Takviyeli Plastik (FRP) malzemelerin alternatif donatı malzemesi olarak kullanılabilirliği araştırılacak. 


Özelikle layı yapıları, saha betonları, beton yollar, çelik hasır kullanılan betonlar, tünellerde kullanılan bir lasını beton ve zemin betonları gibi birçok uygulamada FRP donatıların kullanılmasıyla beton içerisinde yer alan çelik donatının paslanma sorununa çözüm üretilmesi hedefleniyor. 


SAÜ Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de inşaat sektöründe kullanılan esas yapı malzemesinin yüzde 95'ini betonarme yapıların oluşturduğunu söyledi. 


Çeliğin, betonun çekmeye karşı dayanımı artırmak amaçlı kullanıldığını belirten Sarıbıyık, "Ancak donatının zaman içerisinde paslanma gibi bir sorun yaşaması nedeniyle bu sorunu gidermeye yönelik özellikle layı yapılarında suyla temas eden yapılarda beton içerisine donatı olarak alternatif bir malzeme kullanabilir miyiz' diye çeşitli alternatif fiberlerden oluşan takviyeli bir şekilde pultruzyon yöntemiyle üretilen fiber takviyeli donatıların beton içerisinde kullanılmasıyla ilgili araştırma çalışması yapmayı planlıyoruz" diye konuştu. 


Sarıbıyık, projenin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca desteklendiğini ve bunu bir firmayla birlikte yürütmeyi planladıklarını anlatarak, şöyle devam etti: "Özellikle betonarme yapıların, suyla temas eden yapılarda, kıyı yapılarda, birtakım kimyasalların temas ettiği yapılarda alternatif bir malzeme olarak bunu kullanmayı düşünüyoruz. 


Ayrıca, manyetik alanın önemli olduğu birtakım yerlerde tüp geçit, tünel ve havaalanı gibi yerlerdeki betonarme yapılarda yine bu malzemeyi donatı malzemesi olarak kullanmayı, araştırmayı planlıyoruz." Bu malzemeyi kırılgan ve gevrek malzeme olması nedeniyle tamamen alternatif bir malzeme olarak düşünmediklerini anlatan Sarıbıyık, "Deprem etkisinin çok fazla olmadığı layı yapılarında ya da depremle bir etkileşime girmeyecek türden yapılarda bu malzemeyi düşünüyoruz. Depolama ve birtakım kimyasal tesislerde kullanılabilir. Çünkü kimyasallara karşı dayanıldı bir malzeme. Çürümeyen, paslanmayan ve elektrik iletmeyen malzeme olduğu için bu gibi özelliklerin önem taşıdığı birtakım tesislerde bu malzemeyi kullanmayı planlıyoruz" ifadesini kullandı. Sarıbıyık, tek bir elyaf üzerine odaklanmadıklarını, cam, karbon, bazalt veya aramit elyaflı çubuklarla denemeler gerçekleştireceklerini, elde edilen sonuçlara göre maliyetin ortaya çıkacağını kaydetti. 


Mevcut şartlarda en ekonomik olanın, cam elyaf olarak gözüktüğünü vurgulayan Sarıbıyık, "Eğer cam elyaf üzerinde elde edeceğimiz sonuçlar yoğunlaşırsa o zaman ekonomik anlamda çeliğe ciddi bir alternatif malzeme olarak karşımıza çıkar. Ancak karbon ya da aramit elyaf maliyet olarak daha yüksek. Daha önemli tesislerde de bunların kullanılması söz konusu olabilir. İnşaat sektöründe maliyet her zaman birinci öncelik olmayabilir. Bazen bir manyetik alanın engellenmesi ya da kimyasallara karşı direnç elde etmek, birçok şeyin önüne geçebilir. Dolayısıyla bu malzemeden böyle bir beklentimiz de var. Buna doğru da yol almayı planlıyoruz" şeklinde konuştu. 


"3 yıl içerisinde testleri gerçekleştirmeyi, daha sonra da gerekli standartlara kavuşmasını sağlamak için birtakım girişimlerde bulunmayı hedefliyoruz" diyen Sarıbıyık, "Türkiye'de bu malzemenin bir standardı söz konusu değil. 


Amerika'da ya da Avrupa ülkelerinde birtakım yerlerde kullanılıyor olmasına rağmen Türkiye'de az sayıda ve ithal şekilde kullanılıyor. Biz bu testleri gerçekleştirdiğimizde ve standartları elde ettiğimizde hem ülkemizde üretmiş hem de kendi standartlarımızla kullanmış olacağız." 


Ankara Son Söz