Devralınan taşınmazların ödenmemiş emlak vergisi!

Devralınan taşınmazların ödenmemiş emlak vergisi! Devralınan taşınmazların ödenmemiş emlak vergisi!

Capital'den Merih Tümkaya "Devralınan taşınmazların ödenmemiş emlak vergisi" başlıklı yazı kaleme aldı. İşte yazının detayları...


Mart 2019’da yine hu köşede Utku Gürboğa tarafından “Sorunlu Kredilerin Yönetimi” başlığında bir yazı yer almış ve makalede Aralık 2018 dönemi itibarıyla takipteki kredilerin tutarının 97 milyar olduğu belirtilmişti. O tarihten bu yana, bankaların takipteki kredilerinin tutarı günden güne artarak eylül sonu itibarıyla 133 milyar TL’ye ulaştı. Bu alacakların tahsili amacıyla bankaların el koyduğu taşınmaz sayıları da benzer bir şekilde artış gösterdi. Gerek bankalar tarafından gerekse diğer firmalar tarafından icra yoluyla alınan taşınmazlar zaman zaman birtakım sorunları da beraberinde getiriyor. Türkiye sınırları içinde bulunan bina ve arazilerin tamamı emlak vergisine tabi. Bu verginin mükellefi ise bina ve arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bina ve araziye malik gibi tasarruf edenlerdir. Bu kişiler mükellef olmakla birlikte, diğerlerinde olduğu gibi bu vergi türünde de kamu alacağının güvence altına alınabilmesi amacıyla müteselsil sorumluluk düzenlemeleri bulunmaktadır. Emlak Vergisi Kanunu uyarınca, mülkiyet hakkının devrinin gerçekleştirildiği yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan müteselsilden sorumludur. Devralanın ödeyeceği vergiden dolayı devredene rücu hakkı saklıdır. Buraya kadar bir sorun bulunmuyor. Sorun taşınmazlar icra yoluyla elde edildikten sonra ortaya çıkıyor. İcra İflas Kanunumun 206. maddesiyle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21. maddesi 15.03.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7101 Sayılı Kanun ile değiştirildi. Genel olarak amme alacağı, rehinli alacaktan sonra gelirken söz konusu madde düzenlemeleri gereği, emlak vergisi alacağı rehinli alacaktan önce geliyordu. Bu nedenle tapu sicil müdürlükleri, icra yoluyla devri istenen bir taşınmazın ödenmemiş emlak vergisi borcunun ödenmesini talep ediyor, borç ödenmeden de taşınmaz devrini gerçekleştirmiyordu. Bu düzenleme, 15.03.2018 tarihinde 7101 Sayılı Kanun ile değiştirildi ve diğer amme alacakları gibi emlak vergisinin ele rehinli alacaktan sonra gelmesi sağlandı.

Mevcut durumda, tapu sicil müdürlükleri, icra yoluyla devri istenen bir taşınmazın ödenmemiş emlak vergisi borcu olup olmadığına bakmadan devri gerçekleştiriyor. 7101 sayılı Kanun öncesi dönemde, bu devir gerçekleştirilmediğinden, Emlak Vergisi Kanunumda yer alan müteselsil sorumluluk maddesi bu işlemlerde uygulanmıyordu. Ancak kanunen bu taşınmazların devri artık gerçekleştirilmek zorunda olduğundan, devir alanların devir alacakları taşınmazların ödenmemiş emlak vergisi borcu olup olmadığını sorgulamaları gerekiyor. Aksi durumda, müteselsil sorumluk maddesinden dolayı devralınacak gayrimenkulün ödenmemiş emlak vergisinden sorumlu tutulabiliyorlar. Bu sorumluluğun talimin edildiği gibi 5 yılla sınırlı olmayacağını da belirtmek isteriz. Vergi Usul Kanunu uyarınca, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zaman aşımına uğruyor. Ancak Emlak Vergisi Kanunumda özel bir düzenleme bulunuyor. Bu düzenlemeye göre, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zaman asimi, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlıyor. Emlak Vergisi Kanunu’nda yer alan bu hükme göre, genel olarak yapılan zamanaşımı düzenlemelerinin aksine mükellefler geriye yönelik olarak sınırsız süre boyunca vergiye tabi tutulabiliyor. Hatta bu hükmün uygulamasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nde dava dahi açılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, söz konusu kanun maddesinin Ana yasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla söz konusu devir nedeniyle kuruluların sorumlu tutulabileceği emlak vergisi tahmin edilenden çok daha eskiye gidebilecektir.