Kolombiya'nın en büyük ikinci kenti Medellin örneği!

Kolombiya'nın en büyük ikinci kenti Medellin örneği! Kolombiya'nın en büyük ikinci kenti Medellin örneği!

Kolombiya'nın en büyük ikinci kenti Medellin, 2003'ten sonra gerçekleşen 'kentsel dönüşüm' ile örnek teşkil ediyor. İstanbul'dan farkı ise yaşayanları yerinden etmek yerine kent kültürünü onlara taşımayı başarmış olmak

Dünyanın diğer köşesindeki Kolombiya’nın ikinci büyük kenti Medellin, dünyaca ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın kenti olarak bilinirdi. Uyuşturucu başkenti bu kentte her yüz bin kişiden 382’si öldürülüyordu. Bu Birleşmiş Milletler ’in tehlikeli sınır kabul ettiği rakamın yaklaşık 40 misli! İnsan kaçırma ve cinayet sıradan vakalardan olmuştu. 1993’te Escobar’ın öldürülmesi ve güvenlik güçlerinin sıkı denetimleri sonrasında işler normale dönmeye başladı. 2018 Gençlik Olimpiyatları’na aday olan Medellin, 20 yıl sonra bugün kendini bir turizm destinasyonu olarak pazarlıyor. Ancak esas değişim 2003’ten sonra sıradışı bir şekilde oldu.


Aslen matematikçi olan Sergio Fajardo 2003’te belediye başkanı seçildiğinde basit ama etkili bir politika başlattı: “En güzeli en fakire”. Fajardo’ya göre muhtaç kesime verilen en küçük hizmet şehrin daha yaşanabilir olmasını sağlıyordu. Gerçekten de onun döneminde başlatılan ulaşım, altyapı, kentsel planlama ve mimarlık projeleri ile kentin en fakir mahalleleri yaşanması zevkli ve güvenli yerlere dönüşmeye başladı. Medellin sadece Kolombiya’da değil dünyada da önemli bir kent haline geldi ve herkes mimarlığın doğru kullanımı ile gelen bu başarıyı konuşmaya başladı.

Dünyanın bu tarafında, Türkiye ’de ise işler oldukça farklı. Hiçbir kentinde cinayet ve suç oranları Medellin’deki kadar artmasa da Türkiye hâlâ yaşam kalitesi yüksek ülkeler sıralamasına giremedi. Türkiye’de hiçbir kent Medellin’in başarısını yakalayabilmiş değil. Gayrimenkul fuarlarında ödüller alan özel sektöre ait onlarca yeni bina Türkiye’de sevinçle karşılansa bile, hiçbiri ciddi uluslararası yayınlarda Medellin’deki yapılar kadar itibar görmedi. İstanbul başta olmak üzere kentlerde en fakir kesim, kentsel dönüşüm bahanesi ile başka yerlere taşınmaya zorlandı. Hiçbir zaman bu mahallelerde kamusal yapılara ve binalara gerekli önem ve özen gösterilmedi. Yerinde yerlisi ile dönüşüm yerine ‘tabula rasa’ mantığı ile her şeyin kazınıp yeni baştan yapılması tercih edildi, ediliyor.Oysa Medellin’de ispatlandığı gibi, mevcut gecekondu dokusuna dokunmadan, sadece orada yaşayanlara hizmet edecek, mimarisi düzgün kamu yapılarının yapılması ile kentsel dönüşümün alasının yapılabileceğini yöneticilerimizin görüyor, biliyor olması lazımdı.