Küresel kurumlar vergisi sistemi mi geliyor?

Küresel kurumlar vergisi sistemi mi geliyor?



OECD’nin ortaya attığı Küresel Vergi Sistemi fikri yakın zamanda hayata geçecek gibi görünüyor. OECD’nin teklifi iki ana esas üzerinde kurulu. İşte küresel kurumlar vergisi sistemi detayları...


Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı Mehmet Akif Soysal bugünkü köşesinde küresel kurumlar vergisi sistemini kaleme aldı.

İşte Mehmet Akif Soysal'ın 'Küresel kurumlar vergisi sistemi geliyor' başlıklı yazısı...

Küresel vergi düzenlemeleri İkinci Dünya Harbi'nden sonra o günkü varlık düzenine göre kısmi düzenlemeler ile gerçekleşmiştir. O günkü şartlarda tüm varlıklar elle tutulur cinsten iken, ülkeler arası para transferi de gayet kısıtlıydı. Ancak dijital çağda, varlıklar elle tutulur halden sayısal hale dönüşüp ülke sınırları kısıtlamasını aşmayı başarırken, diğer taraftan da para ise sadece bir tuş ile kıtalararası yolculuğunu saniyeler içerisinde gerçekleştirmektedir.

Kaynak ülke dışında, örneğin Facebook, Google gibi devlerden vergi almak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Mal ticareti yapan şirketler ise transfer fiyatlaması ile kârlarını verginin çok az olduğu ülkelerde göstererek ulus devletlerin büyük vergi kayıplarına sebep olmaktadır. Aşağıdaki tabloda ülkelerin kurumlar vergisi oranları bulunmaktadır.

Küresel kurumlar vergisi sistemi mi geliyor?

OECD’nin ortaya attığı Küresel Vergi Sistemi fikri yakın zamanda hayat bulacak gibi duruyor. Zira ulus devletlere salgının getirdiği ekonomik yükün altından kalkması zor gözükürken, devlet borçları katlanarak artmaktadır.

OECD’nin teklifi iki ana esas üzerindedir. Bunlar; çokuluslu şirketlerden satış vergisi adı altında satış yaptığı ülkede vergi ödemesi zorunluluğu ve küresel olarak tüm ülkelerde uygulanması teklif edilen minimum kurumlar vergisi oranıdır.

Joe Biden’ın bu sıralar bayraktarlığını yaptığı bu yeni düzen esasen son 10 yıldır OECD’nin gündemindedir. Ancak son dönemde AB ülkelerinin, ABD teknoloji şirketlerine ardarda vergi cezası kesmesi sebebiyle artık ABD’nin de kaçınılmaz şekilde bu fikre sıcak bakmasına sebep olmuştur. Yalnız ABD de bu konuda sadece kendi teknoloji firmalarına odak olunmasının yanlış olduğunu mesela Alman otomobil devleri, İngiliz kimya devlerinin de bu çerçevede ürün sattıkları ülkelere vergi ödemesi gereğini haklı olarak vurgulamaktadır. Ayrıca Biden seçim vakti söz verdiği alt yapı yatırımlarını da buradan gelecek vergiler ile yapmayı planlamaktadır.

İrlanda, Cayman adaları, İngiliz Virgin adaları gibi vergi cennetlerine kaydırılan kârlar ile devletler büyük bir vergi gelirinden haksız şekilde mahrum kalmaktadır. Yukarıdaki tablodan görebileceğiniz şekilde Fransa’da yüzde 32, Japonya’da yüzde 29, ABD’de yüzde 26 olan kurumlar vergisi oranı mesela İrlanda’da sadece yüzde 12,5 hatta sıkça duyduğunuzdan aşina olmanız muhtemel; İngiliz Virgin Adaları'nda, yüzde sıfırdır.

Esasında bu oranlar 2000 yılına kadar daha yüksekti. Şöyle ki; gelişmiş ülkelerin 2000 yılında ortalama kurumlar vergisi oranı yüzde 32 iken 2018 yılına geldiğimizde bu oran yüzde 23’e kadar geriledi. Bunda temel sebep transfer fiyatlaması yoluyla vergi cennetlerine kârlarını kaydıran şirketlere daha düşük vergi imkânı getirerek kârın ve dolayısıyla verginin kendi ülkelerinde kalmasını sağlamaktı. Fakat bu da pek işe yaramadı. Zira şirketler büyüdükçe kâr kaydırma operasyonu hem daha kolay hale gelmekte hem de bu ortaya çıkan gelir de arttığı için böylesi bir tezgâha girme niyetleri de haliyle artmaktaydı.

Küresel kurumlar vergisi sistemi mi geliyor?

Anlaşılması adına; mesela Japonya’da kayıtlı ve satış yapıp kâr eden bir şirket transfer fiyatlaması yöntemiyle kârını İngiliz Virgin Adaları'ndaki yine kendine ait şirkete kaydırdığında kârından ödemek zorunda olacağı yüzde 29’luk vergiden kaçınma imkanına sahiptir. Yani balık büyüdükçe vergi kaçırmak kolay hale gelmektedir.

OECD’nin kuramsal teklifi ile ABD Başkanı Biden 100’ün üzerinde ülkeye 21 sayfalık bir taslak metin göndererek; küresel kurumlar vergisi oranının en az yüzde 21 olması ve şirketlerin yaptıkları satış oranınca ilgili ülkede vergi ödemesi ABD tarafından teklif edilmektedir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bahse konu küresel vergi sistemi avantajlar getirmektedir. Zira siz zannetmeyin ki sadece küresel şirketler vergi cennetlerine kârlarını kaydırmakta, Türkiye’den de düzinelerce şirket bunu yapmaktadır. Bu nedenle yüzde 21 gibi alt limiti olan bir çerçeve bu kaçışların önüne geçecektir. Zira ülkemizde cari vergi oranı yüzde 22 iken son teklif ile geçici süreli yüzde 25 olması planlandı. Ancak en az yüzde 21’e çıkacak küresel oranlar biz ve birçok ülkenin kalıcı olarak yüzde 25’lerin üzerine vergiyi sabitlemesine imkân verecektir. Bu çerçevede Türkiye haksız şekilde kaydırılan vergiyi kendi ülkesinde tutarken, daha yüksek oranda vergi gelirine de sahip olacaktır. Bir de teknoloji şirketlerinden alınma ihtimali olan vergileri eklersek, Türkiye’nin hanesine yazılacak vergi geliri ciddi rakamlara ulaşacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin de bu gelişmelere pozitif katkı yapması çıkarlarının gereğidir.

Kurumlar vergisi için artan oranlı tarife önerisi!