05 / 07 / 2022

Manisa Yunusemre'de kentsel dönüşüm bilmecesi!

Manisa Yunusemre'de kentsel dönüşüm bilmecesi!

Manisa Yunusemre Belediyesi tarafından Laleli ve Mesir Mahallelerinde uygulanması planlanan kentsel dönüşümle ilgili yeni bir gelişme yaşandı.



Şehir Plancıları Odası  İzmir  Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Şenyol Kocaer, Yunusemre Belediyesi tarafından Laleli ve Mesir Mahallelerinde uygulanmak istenen kentsel dönüşümde yaşanan son gelişmeleri anlattı.

Manisa Kulis Haber'de yer alan habere göre,  Başkan Kocaer, Laleli Mahalle Muhtarı, Laleli ve Mesir Mahalleleri Kentsel Dönüşüm Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan ve dernek üyeleri ile birlikte Laleli Mahallesi’ndeki bir kafede basın açıklaması yaptı.
 
 Manisa 2. İdare Mahkemesi’nde kentsel dönüşümle ilgili devam eden dava kapsamında bilirkişi raporunun 2 Ocak Çarşamba günü itibariyle kendilerine ulaştığını belirterek raporun içeriği hakkında konuşan Kocaer,  “Manisa ili, Yunusemre İlçesi, Laleli ve Mesir Mahalleleri sınırları içerisinde kalan, 08.04.2015 tarih ve 2015/7599 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Riskli Alan ilan edilen 69.34 hektar büyüklüğündeki alanın Yunusemre Belediye Başkanlığı tarafından hazırlatılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından onaylanıp 02.03.2018 tarihinde ilan edilmiş olan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının yürütmesinin durdurulmasına takiben iptaline karar verilmesi talebiyle Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak mayıs 2018 tarihinde imar kanuna, ilgili yönetmeliklere, kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğundan dava açmış bulunmaktayız. Gelinen son süreçte geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilmiş olan bilirkişi keşfi sonrasında geçtiğimiz hafta bilirkişi raporu tarafımıza ulaşmış ve raporun sonuç kısmında imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama ilke ve esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varılmış olduğu belirtilmiş olduğunu kamuoyuna duyurmak isteriz.” dedi.

BİLİRKİŞİ RAPORU

Kocaer, raporda şu açıklamalarda bulundu: “Söz konusu imar planı kararları ile mevcut durumdaki toplam inşaat alanı 384 bin 430 metrekareden 916 bin 691 metrekareye, sosyal donatı alanı 88 bin 668 metrekareden yüzde 77 oranında artış ile 157 bin 461 metrekareye çıkartılmıştır. Bu artış ile toplam nüfus 10 bin 929 kişiden yüzde 52'lik artış ile 16 bin 634 kişiye çıkartılmıştır. Mevcut nüfus 5 bin 705 kişi arttırılmıştır. Ancak nüfustaki yapılan bu artışa karşın mevcut imar planı ile karşılaştırıldığında söz konusu planda kişi başına düşen yeterli sosyal ve teknik altyapı alanının sağlanmadığı görülmüştür. Mevcut korunması mümkün teknik ve sosyal altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine yönelik öngörülen yeni kamu harcamalarına yol açması ve bundan kaynaklı kamu yararı içermemekte olduğu kanaatine varılmıştır. Alınana kurum görüşlerinde olumsuz ve mevcut durumun dikkate alınması ve korunması gerekli görüşleri planlama aşamasında dikkate almadığı, Planlama alanının Manisa kentsel yerleşim alanı içerisinde son derece önemli bir konumda yer aldığı dolayısıyla bu planda üretilecek her türlü plan kararının Manisa kentsel alanına ilişkin plan kararların bütününü etkileyecek nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Söz konusu davaya konu imar planında mevcut mekansal dokuyu tamamen değiştirerek ve 35 metrelik birinci derece yol niteliğindeki taşıt yolu çevresinde 'konut+ticaret' alanları planlanarak yeni alt merkez yaratılmıştır. Manisa merkezde yaratılacak yeni bir alt merkezin Manisa’nın bütünündeki plan kararlarını bozucu nitelikte olduğu görülmüştür. Alanın ortasından geçen Manisa yerleşik dokusu ile Organize Sanayi Bölgesi arasında bağlantıyı sağlayan ana ulaşım güzergahına, yolun sürekliliğini bozan, yaratılan kavşak ve yol üzerindeki ticari kullanımlarla hızının ve dolayısıyla ulaşım sistemi içerisindeki işlevini bozan bir müdahale yapıldığı, plan notunda belirtilen imar adaları arasında inşaat alanı transferi yapılabilir hükmü plan bütününde bazı mülk sahiplerine avantaj sağlayabilirken bazılarına dezavantaj sağlayabileceği gerekçeleriyle belirtilen açılardan imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama ilke ve esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

''Konunun takipçisi olacağız''

Kocaer sözlerine şu şekilde devam etti:  “Sonuç olarak açıkça bilirkişi raporunda belirtilen bilime ve hukuka aykırılıklar çerçevesinde dava konusu imar planının mahkeme kararı ile iptal olması gerekmektedir. Burada, Bakanlık’ın ve yerel yönetimlerin “ne bilime ne halka sormam ben yaparım” zihniyetinin bu ülkeye, kentlere zarar verdiğini tekrar dile getiriyor ve artık rant için kentlerimizi, evlerimizi, doğamızı yağlamaktan vazgeçmelerini istiyoruz. Konunun takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.”

Mahallede komşuluk düzeyinin üst seviyede olduğunu, çoğunlukla memur ve işçi kesiminin oturduğunu söyleyen  Pehlivan, “Yapılmak istene proje vatandaşın öngörüleri alınmadan tamamen kağıt üstünde tasarlanan bir proje olarak ortaya çıkmış ve sağlam bir temele oturtulmamıştır.” açıklamasında bulundu.