Mardin'de Süryani şarabı fabrikasına günah diye çimento vermediler!

Mardin'de Süryani şarabı fabrikasına günah diye çimento vermediler!


Yuhanna Aktaş, iki yıldır Mardin'de Süryani şarabı fabrikası kurmak için didiniyor



Yuhanna Aktaş, iki yıldır Mardin'de Süryani şarabı fabrikası kurmak için didiniyor. 'Günah' diye usta bulamadı. Çimento veren olmadı, fabrikaya elektrik, su bağlatamadı, evi basıldı, mahzeni aranıp ceza kesildi!

Yuhanna Aktaş, Hıristiyan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Anadolu topraklarının en eski halklarından olan Süryani topluluğunun bir üyesi. Mardin´in Midyat ilçesinde kuyumculukla uğraşırken şarapçılık yapmaya karar verince başına gelmeyen kalmadı.

Yuhanna Aktaş, şarap fabrikası için yöre mimarisine uygun bir güzel fabrika inşa etti. İtalya´dan makineler getirtti. Şarap fabrikası başvurusunu yapmasının ardından evi polis tarafından basıldı, darp edildi. Şimdi de fabrikasına yol ve su getirmeye, üretim izni almaya çalışıyor. Yol ve su için Midyat Belediyesi´ne başvurdu. Belediye "Param yok" dedi.

Ev yapımı Süryani şarapları bu yörenin geleneksel bir içkisi.Yöreye gidenler bu şaraplara ilgi gösterirler. Ben de yıllar önce bir Midyat ziyaretimde yerel ev şarabı almak istediğimde gizli örgüt üyesi arar gibi şarap satan Süryanileri aramıştım. Tamamen ortadan yokolmuşlardı. O zaman koşullar daha da kötüydü.

Şarap Fabrikası için görüşlerine başvurduğum Mardin Valisi Hasan Duruer, "Yurttaş, kendi istediği araziye fabrikayı yapıyor sonra da altyapısını bizden istiyor. Bu mümkün değil. Elektriği, suyu, yolu kendisi yaptıracak. Gelip organize sanayi bölgesi içine yaptırsa her şey daha kolay olur" dedi.

`Usta bulamadım´
Kendi kaleminden Yuhanna Aktaş´ın şarap fabrikası öyküsü şöyle "Adım Yuhanna Aktaş Mardin Midyat´ta kuyumculukla uğraşan bir Süryaniyim. Bölgenin ruhani lideri Metropolit Samuel Aktaş´ın da yeğeniyim. iki yıldır şarap fabrikası kurma savaşı veriyorum. İki sene önce Süryaniler ve tüm Hıristiyanlar için çok önemli bir kültür olan ve aynı zamanda dini önemi de bulunan ev yapımı Süryani şarabı fabrikası kurmaya karar verdim. Tarım Bakanlığı´na bir proje sundum, binbir türlü zorluklarla projem kabul gördü ve asıl eziyet böylece başlamış oldu. İki senedir çektigim çileyi Hz. Eyüp çekmedi. Demirci demir vermez, çimentocu çimento vermez, traktör gelmez, sıvacı, duvarcı gelmez. Gıda mühendisi bulmak için aylarca mühendis aradım. Ancak Diyarbakır´da bir tane kimyager buldum. Çünkü günahmış.

Tesis kurma iznimi  Ankara  TAPDK (Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu)´dan aldıktan sonra, bir gece ansızın evim polisler tarafından basıldı. Evimin kapısı kırılarak çocuklarımın gözü önünde darp edildim. Yatak odamda ve çekmecelerimde şarap bidonlari arandı. Evim darmadağın edildi. Bütün bunlar yapıldıktan sonra ancak savcı geldi. Polisleri dava ettim ve sadece bir tanesi sembolik bir ceza yedi. Arama gerekçeleri evimde ürettiğim şarabın izinsiz oluşu. Bu nedenle mahkemeye verdiler. İlk  duruşmada mahzenimde bulunan şarabın bir kısmının başka arkadaşlarıma ait olduğunu, bir kısmını ise kilise ve manastırlarımızın ayinleri için ürettiğimi söylememe rağmen ne bu arkadaşların ifadesi alındı ne de kültürel ve dini boyutu göz önünde bulunduruldu. Hakim bana ve ortağıma ilk durusmada 180 bin lira ceza kesti. Dosyayı Yargıtay´a gönderdik. Hâlâ Süryanilerin evlerine baskınlar düzenlenmeye devam ediliyor.

`Hâlâ üretim izni alamadım´ 
Devlet su vermez, elektrik vermez, yol yapmaz. Bütün bunları hükümete bildirmeme rağmen hiçbir kurumdan netice alamadım. Adeta ne halin varsa gör seklinde cevaplar adlim. Mecburen fabrikaya ayırdığım paranın bir kısmını altyapıya harcadım. Kendi paramla yapmam gerekiyordu başka çarem yoktu.100 milyarım elektriğe ve geçici yola gitti. Hâlâ devlet bana yol yapmadı, su vermedi, telefon vermedi.
Fabrikamı Süryaniliğe yakışacak bir şekilde ve Süryani mimarisine uygun Midyat´ın işlemeli taşlarından çok muhteşem bir şekilde bitirdim. Makinelerimi İtalya´dan getirttim. Bir yıldır üretim izni için adeta işkence çekiyorum. Bir türlü üretim izinlerimi alamadım. Şimdi de enerji nakil hatlarının geçtiği arazi sahipleri direklerimi kaldırmakla beni tehdit ediyorlar. Aksi taktirde yine mahkemelerle uğraşacağız ve Doğu´nun fabrikası olacağına inandığımız bu rüya gerçekleşmeyecek.
Size aktardıklarım arasında Ankara otellerinde kaldığımız ve bakanlıklardaki bürokrasiyi aşmak için çektiğimiz eziyetleri yazmadım."
Yuhanna Aktaş. Ninve Gıda

`Fabrika mücavir alanda´
Valinin açıklamasını kendisine aktardım. Aktaş şunları söyledi: "Fabrika ilçe belediye mücavir alanı sınırları içindedir. Arazi de Maliye Bakanlığı´nın bana 49 yıllığına kiralayarak kur dediği yerdedir. Keyfime göre fabrika kurmuş değilim."
ORAL ÇALIŞLAR/Radikal