Mimarlar Odası: Sur'daki evler cezaevine benzedi!

Mimarlar Odası: Sur'daki evler cezaevine benzedi! Mimarlar Odası: Sur'daki evler cezaevine benzedi!

Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şerefhan Aydın, Sur'da inşa edilen 181 yapının, 8 bin yıllık Sur'un tarihi dokusuna aykırı olduğunu söyledi ve yeni yapıları cezaevine benzetti.


TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi, 4. yılına giren Sur'daki sokağa çıkma yasağı ve yeni yapılala ilgili konuştu.

Sputnik'te yer alan habere göre; açıklamalarda bulunan Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şerefhan Aydın, şunları söyledi: "Bir kente dair çocukluk anısı olmayanlar o kente zulmederler. Dün itibariyle Sur’un kent savaşlarına şahitlik eden 6 mahallesindeki yasak 4 yılını tamamlamış oldu. Süre olarak değerlendirdiğimizde tarihin sayfalarına işlenmeye değer bir süredir. Bu süre içerisinde ve sonrasında yıkım ile birlikte birçok hukuksuz, keyfi uygulama ile karşılaşmıştık ve halen de şekil değiştirmiş bir biçimde bu uygulamalar sürmektedir.”

'Mimarın Büro Tescil Belgesi yok'

Sur’un Fatih Paşa, Hasırlı ve Dabanoğlu mahallelerinde 181 adet yeni yapının inşa edildiğini sözlerine ekleyen Aydın, şu ifadeleri kullandı:

"Bazalt makyajlı yapıların, yapı ruhsatı alım sürecinde usulsüzlük yapıldığı tarafımızca tespit edilmiştir. Projeler proje çizme ehliyeti olmayan bir mimar tarafından hazırlanmıştır ve bu projeler ilgili kurum tarafından incelenip onaylanmıştır. Yani kurum bu usulsüzlüğe onay vermiştir. Yasal olarak kurumun bu kontrolü yapma sorumluluğu vardır. Kontrolü yapmadığı için de kurumun görevini ihmal ettiği ortadadır. Çevre şehircilik müdürlüğü tarafından 2018-2019 tarihlerinde verilen ruhsatların 181 tanesinde yani yapılan 181 adet Sur evinin proje müellifinin proje çizme ehliyetinin olmadığı açığa çıkmıştır. Bu mimarın Büro Tescil Belgesi yoktur. Büro tescil belgesi olmadan Sur projelerini hazırlayıp onaylamış ve ruhsat için kuruma ibraz etmiştir."

'Yeni yapılar Sur'un dokusuna aykırı ve cezaevine benziyor'

Yeni yapıların fotoğraflarını gösterip, cezaevine benzediğini belirten Aydın, şu açıklamalarda bulundu:

"Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki  Ankara  merkezli hazırlanan, cezaevine benzeyen, Sur mimari dokusuna aykırı şekilde yapılan Bazalt makyajlı yapıların içinde bulunduğu enkaz durumu. Surun yıkım süreci ile birlikte defalarca değiştirilen ve oyun hamuruna dönüştürülen Koruma Amaçlı İmar Planında revize öncesi ‘yeni yapılacak yapıların sokak cephesinde bazalt taşı kullanılmalıdır’ ibaresi varken 06.03.2018 tarihindeki KAİP revizesinde ‘Yeni yapımlarda bazalt taş kullanılarak avlu duvarı yapılabilir’ yani istenilirse yapılmayabilir olarak değiştirilmişti. Diyarbakır’ın yerel malzemesi Bazalt taşıdır. Yapısal olarak Diyarbakır Sur denildi mi Bazalt taşı akla gelmektedir. Durum böyleyken bu değer binlerce yıldan günümüze kadar aktarılmışken, Sur tarihte yerini bu özelliğinden dolayı almışken, Plan uygulama hükümleri revize edilip Bazalt taşı kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırmak geleneksel tarihi ve mimari dokunun giderek tümüyle yok olmasına neden olacaktır, kimliksiz bir Sur ortaya çıkacaktır diyerek buna karşı hemen yürütmenin durdurulması ve kararın iptali için dava sürecini başlatmıştık.”

‘Mahkeme, kendi atadığı bilirkişilerin raporunu kabul etmeyip heyet tayin etme kararı aldı’

Mahkemenin görevlendirmeler yaptığı bilirkişi heyetinin uygulamanın yanlış olacağını, bilim ve tekniki referanslarla sayfalarca raporu mahkemeye sunduğunu söyleyen Aydın, "Ancak bu rapor kendi istedikleri doğrultuda olmadığı için ve raporu beğenmeyen davalı kurum olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve mahkeme de kendi atadığı bilirkişilerin raporunu kabul etmeyip yeniden bilirkişi heyeti tayin etme kararı almıştır. Bu durumun kentsel sit alanı olan Sur içerisinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı açıktır. Telafisi imkansız durumların mevcut olması halinde işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi yasal zorunluluktur. Bilirkişi heyeti bu değişikliğin Surun tarihi niteliğine tamamen aykırı olduğunu raporunda belirtmiştir. Ancak mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar vermeyerek her geçen gün artan yapılar ile ortaya çıkan kimliksiz sur tablosunun oluşmasına ve gelişen kamu zararına yol açmaktadır. Mahkemenin kendi atadığı bilirkişilerin raporunu beğenmeyip yeniden bilirkişi ataması kararı kabul edilebilir değildir" diye konuştu.