MMG, kentsel dönüşüm konusunda yetkililere Kayseri'den seslendi!

MMG, kentsel dönüşüm konusunda yetkililere Kayseri'den seslendi! MMG, kentsel dönüşüm konusunda yetkililere Kayseri'den seslendi!

Mimar ve Mühendisler Grubu 8. Genel İdare Kurulu, şube başkanları ve yardımcılarının da katılımıyla 6-7 Ekim 2012 tarihinde Kayseri’de gerçekleştirdi

Kentsel dönüşüm, Kamuoyunda MMG algısı, Üniversiteler ve öğrenciler ile ilişki ve bu konudaki açılımlar, Yeryüzü Mühendisleri, Şehir Platformu ve daha birçok konunun masaya yatırıldığı Genel İdare Kurulu’nun ikinci gününde MMG olarak kentsel dönüşüm ile ilgili bir de basın açıklaması yapıldı. MMG heyeti ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Erciyes Master Planı hakkında Erciyes A.Ş Müdürü Dr. Murat Cahit Cıngı’dan bilgi aldılar. 


Tüm MMG şube başkanları ve başkan yardımcılarının hazır bulunduğu basın açıklamasını MMG adına Genel Başkan Avni Çebi yaparken, açılış konuşmasını da ev sahibi olan MMG Kayseri Şube Başkanı Celal Dündar Selçuk yaptı. Kentsel dönüşüme dair gerçekleştirilmesi gereken veya eksikliği halinde kentsel dönüşümü sekteye uğratacak konulara dikkat çekilen basın açıklamasında, Kentsel dönüşümden tam olarak randıman alınması için uygulanması gereken planlar ile dönüştürülen yapılar ve planlanan şehirlerin mutlak suretle taşıması gereken özellikler üzerinde duruldu.


“Yeşili, Doğayı İstiyoruz Fakat Ona Tepeden Bakmayı Tercih Ediyoruz” 


MMG Kayseri Şube Başkanı  Celal Dündar Selçuk Basın açıklaması öncesi yaptığı açılış konuşmasında Kayseri’nin sanayi ve şehircilik konularında Türkiye genelinde örnek gösterilecek bir il niteliğinde olduğunu belirten Selçuk, Kayseri’nin bu nitelikleri kazanmasında çaba harcayan ve mesai harcayan tüm yerel yöneticilere de teşekkür etti. Kayseri’nin coğrafyası ve imar planı ile birçok ilden önde olduğunu söyleyen Selçuk, Türkiye’de olduğu gibi Kayseri’de de eksik yorumlanan bir şehircilik algısı olduğunu dile getirdi. Selçuk, Türkiye’de iyi şehirciliğin birbiriyle sadece yükseklikte yarışan yapılar, her yeri beton ve asfaltla kaplı yollar ve insanların ayağının toprağa değmediği şehirler olarak algılandığını vurgularken, şehircilik uygulamalarıyla inşa edilen yapılarda yaşayan vatandaşların yaşantısı ve hayatını, içinde yaşadığı yapıların şekillendirdiğine dikkat çekti. İnsanların hayatlarının bir parçası olarak doğayı ve yeşili özlediğini ifade eden Selçuk, “Üretilen yapılarda genellikle zemin kat daha ucuz fiyata satılırken, üst katlara çıktıkça fiyatlar artar. Bizler de konutları satın alırken tercihimizi üst katlardaki pahalı dairelerden yana kullanırız. Hep özlediğimizi söylediğimiz yeşilden, ağaçtan, çimenden uzaklaşmak ve bu nimetlere tepeden mesela onuncu kattan bakmak garip bir ironidir. Oturduğumuz bölgede aracımızı sokakta bırakmamak için bahçemizi beton parkelerle kaplar, sonra da çocuklarımızın oyun oynayacak yeri olmadığından şikayet ederiz. Bir diğer konu da konut ya da iş yerlerinin fiyatlarının yüksek olmasından şikayet eder ve buna rağmen en pahalıya satılan yerlerden mülk edinme gayreti içerisinde olur ve bunun çok iyi bir yatırım olduğundan bahsederiz.işte bu eksik yorumlanan şehirciliğin kaçınılmaz sonuçlarındandır." dedi.


“20 Sene Sonra Pişman Olup Yeniden Kentsel Dönüşüm Yapmamalıyız”


MMG Genel Başkanı Avni Çebi yaptığı konuşmada yaşayan ve sürdürülebilir şehirlerin inşa edilmesi gerektiğine vurgu yaparken, Kentsel dönüşümün, fiziksel mekânın dönüşümünün yanı sıra, sosyal adalet ve gelişim, sosyal bütünleşme, yerel-ekonomik kalkınma, tarihi ve kültürel mirasın ve doğal çevrenin korunması, zarar azaltma ve risk yönetimi, sürdürebilirliğin sağlanması, erişebilirlik, gelecek nesillerin hakkı vb. ilkeler çerçevesinde kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. “Herkes İçin Şehir” kavramından da söz eden Çebi; “Bu kavramların hepsi yan yana konulduğunda şehirlerimiz “herkes için şehir” kavramına; yani sosyal adaletin sağlandığı bir mekân üzerine inşa edilmiş olarak, şehrin medeniyet ve kültürel zenginliklerini de gelecek kuşaklara aktarılabilecek dinamiklere ulaşmış olacaktır.” diye konuştu.


Şehirlerin günlük yaşamda, özellikle yaşlılar, özürlüler ve çocuklar için zorluklar  barındırmaması gerektiğinin altını çizen Çebi, bu konuya hassasiyetle önem verilmesinin önemini kaydetti. İnsanların şehirlerde yürüyebilmesinin, insani ilişkiler kurup geliştirmesinin günlük yaşamda olması gereken hareketler olarak nitelendiren Çebi; “Öncelikle kentsel dönüşüm yapılırken yaşanılan mekânın sosyal yapısı, ilişkiler ve yerel ekonomik yapı insan merkezli olarak görülmelidir. Kentsel dönüşümü ülkemiz için bir fırsata çevirmemiz lazım. Fırsata çevirmemiz lazım ki, kaybettiğimiz yılları da kazanma imkânı yakalayabilelim. Türkiye’de şehir yoğunluğu, hakikaten çok önemli, nüfus yoğunluğu politikalarına dikkat ederek Türkiye’de daha sağlıklı, sürdürülebilir şehirler inşa edebilmeliyiz.” dedi.


Kentsel dönüşüm projesinin nasıl gerçekleştirileceği konusunda belirsizlik olduğunu savunan Çebi, "Türkiye yanlış bir yapılaşma içerisindedir. Az katlı binalar yerine çok yüksek katlı binalar inşa ediliyor. Yaptığımız binalar yaşlılarımızın ve özürlü vatandaşlarımızın işlerini zorlaştırıyor, insanı doğadan uzaklaştırıyor. Yüksek katlı binalar yerine, daha alçak ve tabiatla iç içe binalar inşa etmemiz gerekiyor" dedi.


Hollanda'nın yüz ölçümünün yaklaşık Konya kadar olmasına rağmen, Türkiye'deki gibi yüksek binalar olmadığını ifade eden Çebi, şöyle konuştu;


"Yine İngiltere'de bizim gibi yapılaşmalar yerine daha alçak katlı binalar yapıldığını görüyoruz. İngiltere'de bir kasaba görünümü hakimken, bizde çok katlı binalar yapılmaktadır. Bizim topraklarımız, alanlarımız alçak katlı yapılaşmalar için çok uygundur. Alçak katlı bina için çok geniş alanlara sahibiz. Sanki düzgün ve alçak katlı yerleşme için alanlarımız yetersizmiş gibi çok katlı binalar yapıyoruz. Kentsel dönüşümü öyle bir yapmalıyız ki 20 yıl sonra pişman olup tekrar bir kentsel dönüşüm yapmamalıyız. İnsanlarımızı doğadan uzaklaştırmayacak bir kentsel dönüşüm projesi uygulamamız gerekiyor. Nasıl bir kentsel dönüşümün yapılacağı iyi düşünülmelidir. Yoksa ülkenin milyarlarca dolarını heba etmiş oluruz."



“Spor ve Turizmin Çehre değiştireceği Bir Erciyes Doğacak”


Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 2005 yılından beri yürütmekte olduğu Erciyes Master Projesi hakkında bilgiler veren Erciyes A.Ş Müdürü Murat Cihad Cıngı, amaçlarının milyonlarca yıldır varlığını sürdüren Erciyes Dağı’nı dünya turizminin hizmetine sokmak olarak açıkladı. Erciyes’i dünyada hatırı sayılır bir kayak ve turizm merkezi haline getirebilmek için çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Cıngı, Erciyes Dağı’nın turizm konusunda yavaş gelişmesinin nedenlerine de değindi. Erciyes’in daha önce Hisarcık Belediyesi’ne bağlı olduğunu ve bu küçük belediyenin maddi imkanlar nedeniyle Erciyes’e gerekli yatırımı yapamadığını belirten Cıngı, 2005’te çıkan büyük şehirler kanunu ile Erciyes’in Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin sınırlarına dahil olduğunu ve bu aşamadan sonra Erciyes Master Planı’nın hayata geçirilmesine başlandığını söyledi.  


Erciyes Master Projesi’nin 275 Milyon Euro bütçeli bir proje olduğunu belirten Cıngı, Master Planı ile birlikte 40 km uzunluğunda son teknoloji ile donatılmış mekanik tesislerin oluşturulacağını aktardı. 200 km’yi bulan uluslar arası standartlarda kayak pistlerinin de olacağını bildiren Cıngı, her türlü yaz ve kış sporunun gerçekleştirilebileceği bir Erciyes’in doğacağını kaydetti. Şimdiye kadar Kayseri’nin turizmden hak ettiği değeri alamadığını vurgulayan Cıngı, “Kayseri bundan sonra turizmden daha fazla pay almaya, bu konuda daha etkin çalışmalara sahne olmaya başlayacaktır. Bu şehrimizin kendisine hem de bölgemize ciddi bir ekonomik katkı sağlayacaktır. Bu planla beraber yaklaşık 3 bin vatandaşımıza iş imkanı sağlanmış olacak. İlk beş yılda 100 milyon Euro doğrudan, 100 Milyon Euro da dolaylı yoldan bir gelir getirmesi hedeflenmektedir.” diye bilgi verdi.


Erciyes Master Planı ile birlikte doğa sporlarına özgü, dağda gerekli olan alet, edevat ve mekanik tesislerle alakalı bir sektör doğacağını da belirten Cıngı, sözlerini şöyle noktaladı; 


“Şu anda bu sektör tamamen Avusturya, İsviçre, İtalya’nın elinde bulunmakta, zira kış sporları dendiğinde akıllara ilk olarak Alp Dağları geliyor. Bizim çok rahat yapabileceğimiz makineleri sistemleri maalesef hep bu ülkelerden temin ediyorduk. Dağdaki Mekanik halatlı tesis bizim sanayimizin beceremeyeceği zorlukta bir şey değildir. Dünyanın en büyük halat fabrikalarından bir tanesi Kayseri’de hatta hemen 10 km aşağıda bulunmaktadır. HES Kablo Hacılar Bölgesi’nde bulunuyor. Buna rağmen biz kabloları ve halatları İtalya’dan Avusturya’dan getiriyoruz. Tesislerde bulunan kapalı halı sisteminin Avusturyalı bir şirketin tekelinde ve dünyanın her yerindeki kayak merkezlerinde bu kişilerin ürünleri var. Bu konuda da Kayseri’den bir kuruluş ile anlaşma sağlanılarak Magic Carpet denilen bu kapalı halı sistemini yerli firmalar aracılığıyla tesisimize kazandırabiliriz.”