Nilüfer'in imar planlarında son durum ne?

Nilüfer'in imar planlarında son durum ne?

Gazete Bursa'nın köşe yazarlarından Muharrem Karabulut bugünkü yazısında Bursa ilinin Nilüfer ilçesindeki şuyulandırma olayındaki son durumu anlattı. İşte o köşe yazısı...


Nilüfer Ertuğrul Özlüce şuyulandırma olayı Bursa'da epey taşları yerinden oynatmaya başladı. 

Belediye başkanı, olayı, kendisinden önceki döneme ait olmakla yola çıkıp, bu işte kendisinin günahı olmadığından dem vurup, üstüne üstlük birde nemalanma adına, hazine malını koruyormuş gibi pozisyonlara girerek, kendi yaptığı işin başkaları tarafından onarılması için çareler aramaya başladı. 

Akla ilk gelen çare, tabiî ki basın. 

Sağ olsunlar bizim bazı meslektaşlarımız, şuyulandırma olayı ve öncesiyle ilgili pek fazla bilgi sahibi olmadıkları, teknik konularla ilgili ihtisas sahibi olmadıkları için, olayı tek ağızdan çıktığı şekliyle değerlendirdiler. Burada, hazine suçluymuş gibi gözüktü. Birde, olaya ket vuran, takoz koyan bazı siyasi çevrelerden söz edildi. Hazinenin hakkı olan imar izni verilmeyip bu imar izninin müteahhitlerin arazilerine kaydırılmasına kimse sorgulamadığı gibi, hazinenin hakkını elinden aldığı mahkeme kararıyla sabit olan belediye yönetimi birde nerede ise kahraman ilan edildi. 

Ben, dünkü yazımda, "Hazinenin suçu ne?" diye sormuştum. 

Evet, bugün yine ayrı soruyu tekrarlıyorum. Bu işte hazinenin ne suçu var? 

Plan tarihlerine bakın. 1996 yılında başlatıldığı doğru. Fakat bu planlar, 1999 yılında Mahkeme Kararıyla iptal edilmiş. Gerekçesi, hazinenin zararı. 

Planlar, 2000'li yılların başında, belediye başkanının DSP'den seçildiği birinci döneminde tekrar ele alınmış. Planları yapan Ankaralı Hasan Bulut, işten el çektirilmiş. Mahkeme kararları uygulanmamış. Yerine Bursalı Ağah Topograf Firmasına iş verilmiş. Bu işlem sonrasında mahkemeler yeniden ve tekraren planlarda hazine zararı olduğunu belirterek iptal etmişler. 

Planların eski haline geri dönmesi istenmiş. O dönemde, Ertuğrul'da Özlüce'de yapılan inşaat sayısı belli. Ama, Nilüfer Belediyesi ısrarla mahkeme sonuçlanıncaya kadar bölgedeki ruhsat işlemlerini durdurma yerine devam ettirmiş. Şimdi, hazine hakkı olan arsa ve imar haklarının üzerine konan müteahhitlerin sattıkları dairelere tabi ki hazine hakkı alabilmesi için ortak olacak. 

İpotek konulacak. 

Bu işin tek müsebbibinin kim olduğunu dün sormuştum. Bazı okurlarım, diğer meslektaşlarımın yazdıklarını okuyunca, mevcut yönetimin suçu olmadığına kendilerini inandırmışlar. Bende bugün tekrar soruyorum. Bu işin müsebbibi kim? 

Hazine mi? 

ANAP'lı Belediye Başkanı Faruk Baykal mı? 

Yoksa, ANAP sonrasında 1999 yılında iş başına gelen ve hala aynı görevde bulunan belediye yönetimi mi? 

Planların yapıldıkları ve Mahkemelerin iptal ettikleri tarihlere bakıp, bizler bu işin kimin sorumluluğunda olduğunu biliyoruz. Ama, tek taraflı ve yanlı açıklamalar yapılıp, şuyulama planlama işleminin geçmiş dönemin işiymiş gibi planların yapıldığını gösterip, deyim yerinde ise "bizim suçumuz yok. Bu hasta çocuğu kucağımızda bulduk" benzeri açıklamalar kamuoyunu aldaltma ve yanılmadan başka hiçbir işe yaramaz. 

O, bölgede oturan insanların pek çoğu artık bu sorunun kimden kaynaklandığını, kendi isimlerini bildikleri gibi çok iyi biliyorlar. Çünkü, en doğruyu belgeler ve belgelerin hazırlandıkları tarihler gösteriyor. 

Doğruyu başka yerlerde aramak veya geçmiş dönem yöneticilerin üzerine böyle bir atıfta bulunmak, kimseye bir şey kazandırmaz. Önemli olan çözüm. 

O inşaatlar, o binalar o bölgeye yapılmadan önce keşke mahkeme kararları uygulansa idi. 

Bugün böyle bir olayla karşılaşılmazdı. 

Bugün böyle bir sorunla karşılaşılmazdı. Bugün hem hazine hem de insanlarımız mağdur olmazdı. 

Peki, mahkeme kararını 2 binli yıllarda belediye yönetiminden uzakta duran ANAP'lı yöneticiler mi uygulamadı? 

Siyasi tercih ve inatlaşmanın da bir hesabı olmalı. Bu işin müsebbibleri de hak ettikleri karşılığı bulmalı. 

Daha yazacak çok şey var ama, bakalım gelişmeler nasıl olacak? 


Gazete Bursa/ Muharrem Karabulut