14 / 08 / 2022

Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz!

Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz!

Sosyolog Faruk Özcan, yeni otopark yönetmeliğini değerlendirdi. "Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz" dedi.



Şehirlerin büyüdüğü ve şehirleşmenin de kırsal karşısında mutlak galibiyetini ilan etmesi anlamında tarihin sonunun ilan edildiği şu günlerde, ülkemizde 1981’den bu yana 30’dan fazla kere değişen otopark yönetmeliği, şehir yaşamında dikiş tutturamadığımız alanlardan birinin de otopark olduğunu ortaya koyuyor. Halbuki katma değerli konut satışında, konut alıcılarının en önemli beklentilerinden biri durumuna gelmiş olan otopark konusunda atılacak her olumlu adım, kent yaşamımızı kolaylaştıracağı kadar, gayrimenkul geliştiricilerinin de satış olanaklarını arttıracaktır.

Bu yazımızın konusu da, ülkemizde otopark konusunu çözüme kavuşturamamamızda, yıllardır detayları değiştirilse de, esası değiştirilmeyen otopark ihtiyacını belirleme kriterimiz olan daire büyüklüğü ile otopark ihtiyacı arasında kurulan ilişkinin yanlış olup olmadığını tartışmaya açmaktır.

Yeni otopark yönetmeliğinin daire büyüklüğüne göre otopark zorunluluğu getirmesi, “otopark yönetmeliğinde yeni dönem” gibi manşetlerle sunulsa da, aslında yeni bir formül değildir. Ülkemizde 1980 sonrasında yaygın bir otopark çözüm formülü şeklindedir. 1984 yılında yapılan otopark düzenlemesinde yerleşim merkezleri 100.000 ile 300.000 arasında olan ve 300.000’den fazla olanlar şeklinde ayrılmış ve:

Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz!

Hane başına düşen araç sayısı ile daire metrekaresinin artışı arasında pozitif korelasyon olduğu görüşü, ülkemizde son 40 yıldır yayınlanan otopark yönetmeliklerinin hakim görüşüdür. Bu görüşün yetersizliğini, ülkemizde otopark yönetmeliğinin 1981’den bu yana 30’dan fazla kere değişmesi aslında fazlasıyla ortaya koymuştur. Öyle ki büyük evde oturanların çok, küçük evde oturanların az sayıda arabası vardır şeklindeki bu düz mantığın, önceki dönemlerde belki bir toplumsal karşılığı vardı, ancak bunun 2020’li yıllarda, hele pandemi günlerinde ülkemizde ve dünyada değişen toplumsal yapıyı yakalayamadığı aşikardır. Dolayısıyla, yaşanan toplumsal değişimler ile toplumsal kabullerdeki farklılaşmayı istenilen ölçüde göremediği için bu düzenlemenin beklenen faydayı vermek bir yana, ölü doğması mümkündür. Çünkü daire büyüklüğüne göre otopark zorunluluğu uygulaması, araç sahipliğini ekonomik zenginlik ölçütü saymakta, bunu da daire büyüklüğü temelinde ele almaktadır. Ancak nasıl ki cep telefonu sahipliğinin bir ekonomik zenginlik ölçütü olma özelliğini yitirmiş olması gibi, büyük daire sahibi olmanın da, bir ekonomik zenginlik ölçütü görülmesi arkaiktir.

Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz!

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2020 yılında 3,30 kişiye düştüğü hatırlandığında, artık büyük daire ihtiyacının da görece azalma trendine girdiği düşünülebilir. Peki sizce otopark ihtiyacı da azalmış mıdır? Kuşkusuz hayır. Dolayısıyla, hane büyüklüğünün azaldığı günümüzde, daire büyüklüğü tekil bir ekonomik kıstas olamaz Kaldı ki, kadının ekonomik ve sosyal yaşama artan katılımını, pandemi ile özel araç sahibi olma isteğinin arttığını düşündüğümüzde, büyük daire sahibi olmayı, bir ekonomik zenginlik ölçütü görmeyi neden arkaik bulduğumuz anlaşılacaktır.

Otopark ihtiyacını doğru tespit etmedikçe kent estetiği ve konforu olmaz!

Pandemi, zengin tanımına uymayan kesimlerde bile araç sahipliğini arttırdı. Bu nedenle zenginlik ölçütünü araç sahibi olmakta değil, araç tercihinde aramak gerekir. Artan inşaat maliyetlerinin arttırdığı daire fiyatları sonrasında (büyük) ev almak zorlaşırken, araç sahibi olmak görece daha kolay kalmıştır.

Ayrıca yeni yeni gelişen bir başka trend de, ev sahibi olmayıp, kiralamak şeklindedir, ama bu da otopark ihtiyacını azaltmaz. Dolayısıyla konuyu ona etki eden birçok alandan ele almak gerekirken, şehri sadece teknik ve hukuki bakışla ele almanın istenilen sonucu veresi mümkün değildir. Böyleyken otopark yönetmeliği gibi çok taraflı konularda yasa koyucunun sosyologlardan görüş almaması, bu gibi konuların yönetmelik kısır döngülerine dönüşmesinin nedenlerinden biri durumundadır.

Sosyolog Faruk Özcan
Bursa/2021

2020 özeti: Ben tek siz hepiniz!