Türk Amerikan Derneği çininin üç ismine ev sahipliği yaptı!

Türk Amerikan Derneği çininin üç ismine ev sahipliği yaptı!

Geleneksel Türk el sanatları arasında özel bir yeri bulunan çini konusunda uzun yıllardır çalışma yürüten üç kadın, Türk-Amerikan Derneğinin ev sahipliğindeki organizasyonda bir araya geldi

Geleneksel Türk el sanatlarından çini konusunda uzmanlaşmış üç kadın, Türk-Amerikan Derneğinin etkinliğinde bir araya geldi. Ege Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini uzun yıllar üstlenen sanat tarihi profesörü ve çini üzerine kitapları bulunan Prof. Dr. Gönül Öneyin girişimleriyle, İzmirli sanatseverler, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sitare Tuğran Bakırın, "Türk Çinisinin Dünü, Bugünü ve Geleceği" konulu sunumunu ile yurt içi ve dışındaki çalışmalarıyla tanınan Naciye Nur Avlupınarın çini sergisini izleme olanağı buldu.

Prof. Sitare Tuğran Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çiniciliğin Kütahya ve İznik ile anıldığını, İznikteki atölyelerin 17. yüzyılda kapanmasının ardından çalışmaların Kütahyada yoğunlaştığını, 90larla birlikte ise İznikteki çinicilik faaliyetlerinin yeniden yoğunluk kazanmaya başladığını söyledi.

Çini sanatına olan ilginin son yıllarda giderek artmasının sevindirici olduğunu, ancak bu durumun bazı sorunları da beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Bakır, "Günümüzde çini sanatıyla ilgili yapılanlar yeterli mi ve nitelikleri ne olmalı diye sorulunca, daha çok yol almamız gerektiğini söyleyebilirim" ifadelerini kullandı.

Çiniciliğin bugün teknik ve tasarım alanlarında, aşması gereken engellerle karşı karşıya olduğunu dile getiren Bakır, teknik konuların başında gelen en önemli sorunun ise kaliteli hamura ulaşmak olduğunu kaydetti. Bu konuda belli başlı kuruluşların ciddi araştırma geliştirme (Ar-Ge) çalışması yaptıklarını, ancak her yerde aynı özenin söz konusu olmadığını ifade eden Bakır, tasarım alanında da yapılması gerekenler olduğunu belirtti. 

Başarılı tasarımların, ancak iyi ve kapsamlı bir eğitim ile mümkün olabileceğine işaret eden Bakır, "Acele çalışmalar ve 2-3 günlük kurslarla ortaya kötü işlerin çıktığını" kaydetti.

"UCU BUCAĞI OLMAYAN DERYA"

Geleneksel desenlerin yanı sıra kendi desenlerinden oluşan eserlerini açtığı sergiyle İzmirli sanatseverlerle buluşturan sanatçı Naciye Nur Avlupınar ise 26 yıldır aralıksız çalıştığı çiniciliği "ucu bucağı olmayan derin bir derya" olarak tanımladı.

Kütahyalı olması nedeniyle "gözünü çinili bir dünyaya açtığını" dile getiren Avlupınar, buna rağmen ilk önce tezhip ve hat sanatlarıyla uğraştığını, hocalarının tavsiyesi üzerine, biraz da istemeyerek çiniye başladığını anlattı.

Avlupınar, hocasının "Senin bu sanattan uzak durmaya hakkın yok, bu senin değil, atalarının sanatı, üstelik sana da bırakmadılar, gelecek kuşaklara bıraktılar" sözlerinin sanat hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirterek,"Bunun üzerine dört elle sarılarak araştırmaya başladım, araştırdıkça sevgim, muhabbetim arttı" dedi.

Çalışmalarını 1992 yılından bu yana yurt içi ve yurt dışı açtığı çok sayıda sergide sanatseverlerle buluşturduğunu kaydeden Avlupınar, son sergisine vesile olan Prof. Güneyin, 1992 yılındaki ilk sergisini de teşvik eden kişi olduğunu söyledi.

Avlupınar, "Çinicilik ile ilgili kursların artması ve geleneksel sanatların, modern yorumları hakkındaki" bir soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Bir şeyin yapılmaması nasıl kaybolmasına neden oluyorsa, çok yapılması da bozulmasına neden olabiliyor. Yaygınlaştırmak adına kısa süreli kurslar açılıyor. Ama bu eğitim, bu sanatın öğrenilebilmesi için yeterli değil. Zaten bu sanat da herkesin öğrenebileceği bir sanat değil. Çini, başından itibaren ustalarla ortaya çıkarabileceğiniz sanat dalı, çinin tek alanını alıp, bu alanda işçilik yapmak, bu sanatı öğrenmek anlamına gelmiyor. Elbette yapılan işler, bu sanatın sevilmesi adına güzel şeyler, ama bunu yaparken de o sanatı zedelememek gerekiyor.

Farklı yorum ve tasarımlar konusunda ise özünden çok ayrılınca başka bir şey ortaya çıktığını savunan Avlupınar, "Özünüzden kopmadan bir değer olmak lazım. Ortaya yeni bir şey çıkarabilmek için önce klasiği hazmetmeniz lazım. Yeni şeyler yapmak adına, başkalarını taklit etmemek lazım. İnşallah, biz de hazmeden sanatçılardan oluruz, gayretimiz öyle" dedi.
AA