Vakıflar, kuruluş amaçlarına uygun hareket etmeli

Vakıflar, kuruluş amaçlarına uygun hareket etmeli

Vakıfların gelirleri ve mal varlıkları, kuruluş amaçlarına uygun kullanılmalı


Bilindiği gibi Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yönetiminde olan mazbut vakıflarla, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflar olan mülhak vakıflar, cemaat vakıfları, esnaf vakıfları ve yeni kurulacak vakıflar 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'na tabidir.

Vakıflar vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelir getirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazlar olarak tanımlanan her türlü "akara" sahip olabilirler. Bunların başında taşınmazlar gelir. Ayrıca haklar, imtiyazlar, menkul kıymetler ve para mevcudu da vakıfların varlıklarını oluşturur. Ancak vakıfların varlık sahibi olmaları yetmez; bu varlıkların akar olması, yani gelir getirmesi ve resmi senette yazılı faaliyetlerde kullanılması gerekir. Eğer bir varlık gelir getirmiyorsa veya getiriyor da amaçların gerçekleşmesinde kullanılmıyorsa, bu, kabul edilen bir durum değildir. Aksi halde vakıflar varlıklarını vakfa vergisiz ve ihtilafsız aktaran birimler haline gelir ki bu vakıfların niteliğine ve amaçlarına aykırılık oluşturur. Bu nedenle vakıflar sahip oldukları taşınmazları rayiç değerinden kiralayarak elde edecekleri kira bedelini, bankadaki paralarını en iyi şekilde değerlendirerek elde edecekleri nemayı, imtiyaz ve isim haklarını kiraya vererek veya gelir getirici değerlendirerek elde edecekleri gelirleri, amaçlarının gerçekleşmesine tahsis etmek zorundadırlar. Yani gelirler faaliyetler için harcanmalıdır.
 
Gelir getirici olmayan büyük varlıklara sahip olan bir vakıf yeterli gelir yaratmadığından dolayı amacını gerçekleştiremiyor veya eksik gerçekleştiriyorsa bu durumda, varlıkların vakfedilme amacı ile çelişki doğar. Örneğin 100 birim gayrimenkulu olan bir vakfın elde edebileceği kira 50 birim olup da 10 birim elde ediyorsa amacın gerçekleşmesine 40 birim gelir eksik aktarılıyor demektir. Bunun, için kira gelirinin 40 birim daha arttırılması gerekir. Eğer kira bedeli arttırılamıyor veya kiralanamıyorsa bu durumda taşınmazların Vakıflar Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında gelir getirici varlıklarla değiştirilmesi gerekir. Diğer bir örnek, vakfın 100 birim parası var ve bunun faizini amaca tahsis etmiş de bu yeterli olmuyorsa ya parayı harcayacak ya da bu parayı daha fazla gelir getirici bir varlığa dönüştürecektir.

Vakıf amacı burs vermek ise gelirini arttırarak bursiyer sayısını arttıracaktır. Sanatsal ve kültürel etkinlik amacında olan bir vakıf bu faaliyetlerini arttıracak veya çeşitlendirecektir, imtiyaz veya haklarına sahip bir vakıf bu haklarını tehlikeye düşürmeden gelir getirici olarak değerlendirecektir. Örneğin bir vakıf isim hakkını ipotek ettirerek kredi sağlayıp amacını gerçekleştiremez veya ileride bu hakları kaybedebilecek bir şekilde kullanamaz.

Parasını borsada değerlendiremez.
Burada amaç, vakıfların amaçlarını gerçekleştirmek için para harcamasının esas olduğudur. Amacın gerçekleşmesi için gelir harcanmıyorsa veya varlık geıır getirici hale getirilmiyorsa bu durumda vakıf yönetimin basiretli davranmadığından hareketle Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumluluk iddiasında bulunabilir ve Vakıflar Kanunu'nun 27. maddesi çerçevesinde mahkeme kararı ile varlık mallarına el konulabilir.

Vakıflara kuruluşunda tahsis edilen ve daha sonra bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar veraset ve intikal vergisinden istisnadır. Bu nedenle varlıkların vergisiz olarak vakfa aktarılması amacı taşındığının ileri sürülmemesi için bu varlıkların gelir getirici alanlarda değerlendirilmesi, eldeki gelirlerin de amacın gerçekleştirmesi yolunda harcanması sağlanmalıdır.

Bu itibarla vakıfların varlıklarını akar haline getirmeleri ve gelirlerini amaçlarına tahsis etmeleri hususunda basiretli davranmalarını tavsiye ediyoruz.
Cumhuriyet