90’larda beyaz eşya üreticilerinin yaşadığını şuan müteahhitler yaşıyor!

90’larda beyaz eşya üreticilerinin yaşadığını şuan müteahhitler yaşıyor! 90’larda beyaz eşya üreticilerinin yaşadığını şuan müteahhitler yaşıyor!

Sosyolog Faruk Özcan, "90’lı yıllarda yerli beyaz eşya/otomobil üreticilerinin yaşadığını şuan müteahhitler yaşıyor" diyor. Özcan, sektörün nasıl rahata çıkacağını yazdı...


Bu bir “artık katma değerli üretim yazısı/çağrısı”dır. Hoppala, satışlar dip yapmış, malzemeler ateş pahası olmuşken şimdi sırası mı diyeceksiniz biliyorum ama asıl şimdi sırası, hatta konut sektörünün tek çıkışı sadece buradadır. Hadi canım sende deyip burada okumayı kesecekler olabilir elbet, ama ne diyelim kendi düşen ağlamaz.

Sorun da biziz, çare de biziz

Teşbihte hata olmaz: ülkemizde inşaat sektörü hasta. Hele kimilerine göre gidici. Ülkemizde inşaat sektörünün istihdamının 1,5 milyon azalmasından bahsedenler bile var. Bir tek inşaat firması bile kolay kurulmuyorken, nerde kaldı koca inşaat sektörünün yitip gitmesi… Bunları haklı çıkaramayız. O yüzden, madem hastayız, doğru tedavi için öncelikle bizim kendi kendimize doğru teşhisi koymamız lazım. Neden kendimiz? Çünkü şuan içinde bulunduğumuz noktada sorun da biziz, çare de biziz. Daha biz kendi teşhisimizi kendimiz doğru koyamıyorsak, tutup da kurtarıcı beklemeyelim. Zaten bu da bizim kadar köklü bir sektöre yakışmaz. 

Gelelim teşhis ve tedaviye. İnşaat sektöründe çok ciddi sorunlarımız var, hem de bir değil iki değil… Ama bu sorunlar bazılarının sandığı gibi satışların düşmesi ya da malzeme fiyatlarının artmasından ibaret değil, çünkü onlar sonuç, biz sebeplerine bakalım ki, bu sonuçları ortadan kaldıralım.

Sat-yap’tık, sarpa sardı…

Yap-sat ile yola çıkıp, sonra güç sarhoşu olunca sat-yap’a tenezzül ettik mi? Ettik. Sat-yap’tan sonra da gele gele sat-sabret’e geldik mi, geldik. Bu yazıyı okuyup da hala sat-yap yapacaklar için diyeceğim tek şey, kendi düşen ağlamaz. 

Peki çözüm ne? Çözüm “yap-sat”a geri dönüş mü? Korkarım hayır. Geç kaldık. Bizi artık burdan yap-sat çıkaramaz. Bizi burdan artık çıkarsa çıkarsa “doğru dürüst/tam yap-sat” çıkarır. Şimdi biz doğru dürüst yapmıyor muyuz diye hemen saldırıya geçmeyin. 

Müteahhitleri neyin beklediğini, yerli otomobil/beyaz eşya üreticilerinin 90’lı yıllarda neler yaşadıklarına bakarsak görürüz

Nasıl bir dönemin içinden geçtiğimizi biraz daha açacak olursak dediğimiz şu, bir yatırım aracı olarak gayrimenkulün tahtında şuan artık mevduat için bankalar, döviz ve altın içinse yastıkaltı oturuyor.  Çünkü şuan için onlar daha çok kazandırıyor. Ayrıca önceleri almayanı döven konut kredilerinde, şimdi alan kendi dizlerini dövüyor… Böyleyken, şuan gayrimenkul yatırım aracı olmaktan çıktı. Artık gayrimenkulü ihtiyacı olanın, o da ihtiyacı olduğu anda alacağı bir dönemdeyiz. Konuta ihtiyacı oluştuğu anda satın alacak olan da, tam yapılmış olanı alacağı içindir ki, artık müteahhitler de “tam yap-sat”ı benimsemeli, yoksa öbür türlüsü kumar, yani ticari intihar olur. Ama gelin görün ki müteahhitler için değişen sadece bu değil. Çünkü şuan için konut, diğer yatırım araçları kadar getirmediği için, konuta ihtiyacı oluştuğu anda satın alacak olan kitle de, ki muhtemelen kendi oturacaktır, artık satın almak için konutta kullanım avantajlarına bakacaktır. Yani sözün özü, “nasıl olsa satar” devri eskidendi. Artık “nasıl olsa satar”la yola çıkanlar elenecek. (Nokta)

Bu anlattıklarımızı sindirmekte zorlanınca hadi canım sende diyebilecek müteahhitlere, yerli beyaz eşya ve otomobil üreticilerinin 90’lı yıllarda yaşamış olduklarını onların şuan yaşamakta olduklarını anlatalım. Şuan müteahhitlik sektöründe yaşanan öyle benzer bir süreç ki, yerli otomobil ve beyaz eşya üreticileri müteahhitlere siz gidiyorken biz dönüyorduk deseler yeridir. Bakın nasıl;

İthal ürünlere yüksek vergiler uygulandığı gümrük duvarlarının arkasında, televizyonlarda yabancı ürünlerin reklamlarının dönmediği dönemlerde ülkemizde yerli otomobil ve beyaz eşya üreticileri ne üretse iç piyasada satılıyordu. Tıpkı şuana kadar inşaat sektöründe olduğu gibi. Tam anlamıyla “nasıl olsa satar” devriydi. Ta ki gümrük duvarları inip, çok kanallı televizyonların reklamlarında yabancı ürünlerle vatandaşın gözü açılana kadar. 

Müteahhitler, yerli beyaz eşya ve otomobil üreticilerinin 1990’lı yıllarda gümrük duvarlarının inmesi ve çok kanallı TV’ler karşısında yaşadığı süreci, 2018 Türkiyesi’nde mevduat faizinde ve dövizde artış vatandaşın yatırım araçları konusunda gözünü açınca yaşamaya başladılar.

İlkinde yerli beyaz eşya ve otomobil üreticilerin, ikincisinde gayrimenkulün yatırım araçlarındaki tekeli kırıldı ve her ikisinde de vatandaşlar alternatiflere kavuştular. 

Vatandaşın gözü beyaz eşya ve otomobilde 1990’lı yıllarda gümrük duvarlarının inmesi ve çok kanallı TV’lerle, yatırım araçlarındaysa 2018 Türkiyesi’nde mevduat faizi ve döviz artışıyla açıldı. 1990’lı yıllarda yerli beyaz eşya ve otomobil üreticileri çıkışı, önce dünya çapında/kalitesinde üretim yapma arayışında ve sonra da artık arge yapmakta buldular. Hatta bu strateji o kadar tuttu ki, örneğin bugün Türk beyaz eşya sektörü, 25 milyon adetlik üretimi ile Avrupa’nın da 1 numaralı üreticisi konumunda. Bu üretiminin yüzde 75’ini de sayısı 150’yi bulan ülkelere ihracat yapmaktadır. Eskiden beyaz eşya üretim üssü olarak bildiğimiz Almanya'yı ve İtalya'yı geride bırakmıştır. 

Euromonitor verilerine göre ise, Türkiye dünya üretiminin yarısını gerçekleştiren Çin’in arkasında ikinci konumunda bulunmaktadır. Türkiye’yi Brezilya, ABD ve Polonya izlemektedir . Dolayısıyla Türk Beyaz Eşya sektörü, gümrük duvarlarının inmesi ve çok kanallı TV’lerle titredi ama kendine geldi. Önceleri şer sandığı gelişmeyi kendisi için hayra çevirmeyi bildi, şimdi artık bilakis daha güçlü.
Türk beyaz eşya sektörü gibi, Türk otomotiv sektörü de, 1990’lı yıllarda yakalandığı krizden başarıyla çıkmayı bildi. Öyle ki, 2017 rakamlarıyla dünyada en fazla araç üretilen ülkeler arasında Türkiye otomobilde 15., ticari araçta 9.ülke olma başarısını yakaladı. 

Demem o ki, Türk beyaz eşya ve otomotiv sektörleri tekel olmaktan çıkarıldıklarında çökmedilerse, yatırım araçlarında gayrimenkul tekel olmaktan çıktı diye neden Türk inşaat sektörü çöksün? Bilakis sıra Türk inşaat sektöründe. Nasıl ki, Türk beyaz eşya sektörü ve Türk otomotiv sektörü başardıysa, Türk inşaat sektörü de bu krizi yeni başarılara ulaşmak için bir milat olarak kullanabilir. Yeter ki, şuan yaşadığı krizi tıpkı beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinin krizden çıkmak için, dünya çapında/kalitesinde üretim yapma anlayışını benimsemeleri ve sonrasında da artık arge yapmaya başlamaları şeklindeki aynı yolu izlesin. Bu yoldan hiç sapmasın. 

Olur ya, bu dediklerimize yanlış diyen, ülkemizde çok kanallı TV’lerin yayına başlaması ile yerli otomobillerde sağ dikiz aynasının opsiyonel olmaktan çıkarılıp standart olmasının neden aşağı yukarı aynı döneme denk geldiğini araştırsın. Yerli beyaz eşya ve otomobil üreticileri bir sabah kalkıp artık dünya çapında/kalitesinde üretim yapalım, hatta ne duruyoruz arge yapalım demediler. Eski anlayışlarıyla gelebilecekleri yere kadar gelmişlerdi. Ta ki krize girene kadar. 

Yokluktan sonra en iyi öğretmen mecburiyettir. O da, yokluktan anlamadıysa, bari mecburiyetten anlayanlar için. Hala anlamayanlara, tarihin çöp sepetindeki yeni yerleri hayırlı olsun… 90’lı yıllarda yerli beyaz eşya ve otomobil üreticileri içerisinde, oyunun kuralının değiştiğine hızlı adapte olanlar yukarıda görüldüğü üzere hızla kazandı. 
Endişe etmeyin kıymetli müteahhitler, oyunun sadece kuralları değişti: sizden de buna hızlı adapte olanlar hızla kazanacak.

Bu bir teşhis yazısı oldu. Sıra kısmetse detaylı bir tedavi yazısında. 

-Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD)’nin verileri için bkz. http://www.turkbesd.org/bilgiler.php Erişim Tarihi: 25.11.2018
-Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği  (OICA)’nın verileri için bkz. http://www.oica.net/category/production-statistics/2017-statistics/ Erişim Tarihi: 25.11.2018


Sosyolog Faruk Özcan
Bursa/2019

 

Kentsel dönüşümde yeni şeyler söylemek lazım!