Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan dikey mimari eleştirisi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan dikey mimari eleştirisi!



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimari, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir" dedi...


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayınında, Serdar Karagöz ve Sermin Baysal Ata'nın sorularını cevaplandırdı.

Anadolu Ajansı'nda yer alan habere göre; 1994 öncesinde İstanbul'da çöp dağları ve susuzluk yaşandığını, Ümraniye'de yaşanan çöp faciasında 34 kişinin ölümünün hesabının sorulmadığını belirten Erdoğan, o dönemde Ümraniye ve Büyükşehir Belediyesi'nin CHP'li olduğunu ifade etti.

Erdoğan, "Hala kendilerini savunabiliyorlar. Neyi savunuyorsunuz? Neymiş, grevdeymiş. Ne demek grevde. Eğer grev varsa onun da sorumlusu sensin. Greve fırsat verdin. Biz bunu aldığımız anda adeta devrim ruhuyla aldık." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasımpaşa'da Haliç'in kenarında bir yerde doğup büyüdüğüü, cumartesi günlerinde sandalla Fener'e geçerken tahammül edilemeyen bir kokunun olduğunu anımsatarak, Erdoğan, 7 yıl sonra Haliç'in içinde adacıklar oluştuğunu, adacıkların arasından sandalla gittiklerini söyledi.

Erdoğan, şu anda Haliç Kongre Merkezi'nin yerinde o zaman mezbahaneler olduğunu ifade ederek, şu andaki güzelliklerin o dönemde bulunmadığını dile getirdi.

Şimdi haliç Kongre Merkezi'nde sanatsal etkinlikler, kongreler ve çeşitli toplantılar yapıldığını vurgulayan Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti;

"O malum yerden böyle bir güzel eser meydana geldi. Haliç'ten Alibeyköy'e 2,5 milyon metreküp çamur taşıdık. 9,5 kilometre bir boru hattı kurduk. Oradan pompa sistemiyle çamuru Alibeyköy'deki taş ocağına pompaladık ve orada süzdürdük. Çamuru çökertildi, su ise tekrar Haliç'e pompalandı. 650 bin metrekarelik taş ocağının olduğu yerde şimdi Vieland var, çocuklar için bir oyun parkı kuruldu. Böyle bir belediyecilik anlayışı var. Orada İstanbul halkı gidip eğleniyor. Öbür tarafta Haliç Kongre Merkezi var. Artık rahatlıkla Haliç'te balık avlanabiliyor. Bununla da kalmadık, daha ileriye gittik. Boğaz'ın suyunu Haliç'e bağladık. Çünkü Haliç'e o dağları delerek Boğaz'ın suyunu aktarmasaydık şu andaki Haliç'i yakalayamazdık. O durgun su yine eski haline dönecekti. Ama şimdi adeta devir daim gibi yukarıdan geliyor, aşağıda Marmara'yla bütünleşiyor. Artık kirli su diye bir şey söz konusu değil. Böylece zaten orada balık avlayabilir hale geldi. Bunu AK Parti iktidarı olarak biz yaptık. Bu işte gerçekten Veysel Eroğlu bakanımızın ciddi emekleri var. O zamanlar İSKİ Genel Müdürümdü. Profesör Adem Baştürk hocamızın ciddi emekleri, katkıları var. Biz burada, bu işi yaparken dertli olmanın bize verdiği o güçle, imkanla bunları başardık. Bu iş bir aşk işidir. Eğer varsa bir aşkınız bunları yaparsınız."

Erdoğan, yeni kuşağın Haliç'in böyle bir geçmişi olduğunu bilmediğini, bu nedenle de değerini anlamadığını, gençliğe şu anda bunun anlatılması gerektiğini söyledi.

"İzmir'i suya biz kavuşturduk"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in körfezinin de koktuğunu ifade ederek, "İzmir susuzdu. İzmir'i suya kavuşturan yine biz olduk, merkezi yönetim olarak." dedi.

Erdoğan, CHP'den alınan Kocaeli'de de körfezin durumunun kötü olduğunu, susuzluğun yaşandığını, Yuvacık Barajıyla skandallar yaşandığını anlattı.

Kocaeli'de de bir değişim ve dönüşüm yaşandığını ifade eden Erdoğan, "Çöp, çukur, çamur derken, benim derdim bu. İstanbul'un ilçelerini aldığımızda tüm ilçeler böyleydi. Buralarda yaptığım çalışmalarla tüm o ilçeler şimdiki modern Güngören, modern Bağcılar, modern Esenler oldu. Buralara böyle geldik. Bunu yeni kuşağın bilmesi lazım." şeklinde konuştu.

Erdoğan, Bağcılar, Esenler ve Güngören halkının büyük oranda bunları bildiğini, o dönemde hizmetin bu ilçelere değil Bakırköy'e verildiğini, Londra asfaltının altına hizmet sunulurken üst kısma yapılmadığını kaydetti.

"CHP dediğimiz zaman, çöp, çukur, çamur akla gelir, derken ben bunu kastediyorum." diyen Erdoğan, AK Parti'nin de bunlardan arınmak anlamında olduğunu vurguladı.

Dikey mimari eleştirisi 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belediyeciliğin gönül işi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bütün belediye başkan adaylarına  şunu söylüyorum. Biz şunu bileceğiz. İnsanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı. Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimari, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir."

Erdoğan, dikey mimarinin insan ilişkilerini de ortadan kaldırdığını, bu yapılarda oturanların birbirini tanımadığını dile getirerek, kendi büyüdüğü mahallede komşularının bırakın tanımayı, çamurlandıkları, kirlendikleri zaman kendilerini yıkadığını, annesinin de komşuların çocuklarına aynısını yaptığını anlattı.

O günleri özlediği için yatay mimari dediğini ifade eden Erdoğan, yatay mimarideki okuluyla, camisiyle, ailelerin bir araya geldiği kıraathaneleriyle olan yapılanmanın, şehircilik anlayışının çok önemli olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, yeni dönemde  TOKİ  ile daha önceden başlayarak buna doğru bir yönelişe geçtiklerini ve bunu başaracaklarını vurgulayarak, TOKİ'nin yüksek katlı bina döneminin artık biteceğini kaydetti.

"Yatay mimari komşuluk ilişkilerini artıracak" 

TOKİ'nin de yanlışlarını anladığını ifade eden Erdoğan, yatay mimariyle yapılanlara da zemin artı 4 kat dediğini söyledi. Bazı yerlerde arazi ve arsa sorunu olduğunu, kentsel dönüşüm ve farklı türlerinin yaşandığını belirten Erdoğan, bunlardan dolayı da sıkıntılar yaşandığını anlattı. 

Binaların zemin artı 5 katı geçmemesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Buna dikkat edilmesi gerekir. Fakat arsamız var, arazi  imkan veriyorsa, orada bu işi daha da düşürmemiz lazım. Zemin artı 3 olsun. Seyrek olsun, hava sirkülasyonu noktasında sıkıntı olmasın, oralarda da okulumuz. mabedimiz, millet kıraathanesi, hepsi olsun. Hepsinden öncelikli olarak millet bahçesi olsun. Orada oturanlar o millet bahçesinde icabında pikniklerini yaparlar. Çocuklar oralarda yatar, koşar, yuvarlanırlar. Bu çok daha farklı bir kaynaşmayı, sevgiyi, muhabbeti  arttıracaktır. Birbirinin derdiyle dertlenmeyi artıracaktır. Bu tarihin yeniden inşallah bir dirilişi, bir geri dönüşü olacaktır. Bunun başarmamız gerekir diye düşünüyorum. O komşuluk ilişkilerin arttırma noktasında bize ayrı bir heyecan kazandıracaktır. Onun için 94 ruhu buna özellikle diyor ve bunu savunuyorum."