İnşaat sektöründe arz talep dengesi oluşacak!

İnşaat sektöründe arz talep dengesi oluşacak! İnşaat sektöründe arz talep dengesi oluşacak!

Başyapıt A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat İzsiz, sektörün 2020 yılında normalleşeceğini söyleyerek, "Bence temel sorun üretim noktasında sektörümüzde fırsatçılar var" dedi.


Başyapıt A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat İzsiz, sektörün 2020 yılında normalleşeceğini belirterek, "Ticaretin devam etmesi lazım. Ticaret durduğu zaman kaos çıkar" dedi. Son yıllarda konut mağdurlaru ve imar rantlarıyla sektörün çok kirlendiğini belirten İzsiz, "Bence temel sorun üretim noktasında sektörümüzde fırsatçılar var" ifadelerini kullandı. BAŞYAPIT AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat İzsiz Damga'ya konuştu. İnşaat sektörünün içinde bulunduğu durumu değerlendiren İzsiz, en geç bir yıl içerisinde bütün sorunların aşılacağını söyledi. Üretim noktasında sektörede fırsaçıların baş gösterdiğini ifade eden İzsiz, Türkiye'nin lokomotif sektörünün hala inşaat olduğunu sözlerine ekledi. 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini de değerlendiren İzsiz, Ekrem İmamoğlu'nu, "Mahallemizin çocuğu" şeklinde tanımlayarak, "Ona yapılan haksızlıkları görünce canımız yandı" değerlendirmesinde bulundu. İzsiz, yeni parti kurması düşünülen Ahmet Davutoğlu için de

1- "Memleketimizde yeni bir hikayeye ihtiyaç var" dedi. Sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?

İstanbul’un Esenyurt bölgesinde, 5 yıl önce kurulan, birçok başarı ve projeye imza atan bir firmayız. Sektörde 20 senelik bir tecrübemiz var. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz projelerde yerli ve yabancı yatırımcının ilk tercihleri arasında yer alan bir firmayız. İstanbul dışında Balıkesir Edremit’te başlattığımız projelerimiz de var. Ülkemizde inşaat, önem taşıyan lokomotif bir sektör olma özelliğini sürdürüyor. Bizler bundan sonra yeni projeler üretmeye devam edeceğiz.

2- İnşaat sektörünün şuan içinde bulunuğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekonomik açıdan sektörümüzde bir daralmanın olduğunu söyleyebilirim. Fakat Türkiye’de, konut ihtiyacı oranı var. Bu oranın çok üstüne çıkılmış bir süreçten sonra, şuan için üretimin yavaşladığı bir dönem yaşıyoruz. Bu birkaç yıl içerisinde arz talep dengesinin oluşacağını gösterir. Dolayısıyla ben 1-2 yıl sonra normale dönüşün mümkün olacağını düşünüyorum.

3- Esenyurt bölgesinde inşaatcılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esenyurt maaliyetleri bakımından daha ekonomik bir bölge. Arsa üretilen, uygun fiyatlara konut sahibi olmak isteyenlerin tercih ettiği bir bölge. Bu açıdan alıcı için doğru bir bölge olmasının yanı sıra, yoğunlaşmayla birlikte birçok sosyolojik sorun var. Bunların çözümü için biz girişimciler, yerel yönetim ve ilgili kurumlar kordineli bir şekilde çalışıyoruz. Bölgenizde hızlıca ilerleyen yapılaşma süreci insanlar tarafından “betonlaşma” olarak adlandırılıyor. Öyle ki bir kesim tarafından “beton yurt” olarak anılmaya başlandı. Bunun için ne söylersiniz? Bu eleştirilerin büyük kısmını haklı buluyorum ama bu sadece bölgemize özel bir sorun değil. Bugün Amsterdam’a , Moskova’ya ve Tahran’a giderseniz aynı şeylerin oralarda da olduğunu görürsünüz. Aslında bu problem geçmişe dayalı. İstanbul başlı başına bir handikap. İstanbul belki son 60-70 yıldır maalesef bu halde. Mimar Sinan’ın eserlerini çıkarttığımızda şehrimizde sadece beton yığınları kalır. Dolayısıyla günümüzün sorunu değil. Yerel yönetimlerimizin ve elbette bizlerin bu duruma daha duyarlı olması lazım.

4- İnşaat sektörünün olmazsa olmazı “güven”dir. Bu kavram gelişiminize ne kadar fayda sağladı?

20 yıldır bu bölgede bu işi yapan inşaatçılar olarak, kendi firmamız adına güven oluşturduğumuz için kısa zamanda bugünlere geldik. Biz 3 kardeş olarak işimizin başındayız ve güven esaslı çalışıyoruz. Birçok aileyi ev sahibi yaptık. Yıllardır binlerce konut ürettik, kötü durumda olan birçok konutu tekrar revize edip tadilatını yaptıktan sonra, geri dönüşümle sektöre yeniden kazandırdık. Şöyle söyleyeyim; Davalık olduğumuz tek bir müşterimiz, tedarikçimiz, taşeronumuz, çalışanımız ve müşterimiz kesinlikle yok. Böyle problemler yaşayan birçok firma var. Bizde olmayışı güven konusunda ne kadar yol aldığımızı gösteriyor.

5- Sektör olarak sıkıntı yaşadığınız şeyler var mı? Yatırım ve insan gücü de dahil olmak üzere yaşadığınız sıkıntılar var mı?

İnsan gücü ve yatırımlarla alakalı sorular yok. Malum işler azaldığı için aksine boşa çıkan insan sayısı daha çok. Biliyorsunuz bizim sektörde nitelikli insan sayısı çok az. Dolayısıyla bizim şuan insan gücü ile ilgili sorunumuz yok. Bence temel sorun üretim noktasında sektörümüzde fırsatçılar var. Malzemeler ve yükselen dolar kuru nedeniyle birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Fakat buna rağmen bir normalleşme süreci de var. Küresel anlamda olağanüstü bir şey olmadığı takdirde, tahminimce 2020 yılında sektör tamamen normalleşecektir.

6- İş yaşamızda öncelikli temel ilkeniz nedir?

Bu soru benim için önemli bir soru oldu. Kesinlikle dürüstlüktür. Birlikte yaşadığımız komşumuz, ailemiz, çalışanlarımız ve müşterilerimizin hepsini ailemizden gibi düşünürsek, onların haklarına girmeyi doğru bulmuyorum. Bizim için önemli kıstas dürüst ve vicdanlı olmak. Kimseyi mağdur etmeden sektörde varlığımızı sürdürüyoruz. Buna devam edeceğiz.

7- Önümüzdeki yıllarda kendinizi ve firmanızı nerede görüyorsunuz?

Nitelikli ve doğru projeler üreten ve zamanında projelerini teslim eden, teslim ettiği için de müşterilerinin her daim mutlu olduğunu gören bir konumda görüyorum. Kendimi ise iyi bir iş insanı, iyi bir dost ve iyi bir aile babası olarak görüyorum. Bu arada eğitimi tamamlayarak istediğim konuları araştırdığımı görüyorum.

8- "İnşaat sektörü lokomotiftir." Bugün için bu cümleyi halen diyebiliyor musunuz?

Evet, öyle. Öteki sektörlerin yeterince gelişmediğini kabul etmek lazım. En nihayetinde nitelikli iş gücünün de çok fazla istihtam edilmediği, dolayısıyla niteliksiz iş gücünün en fazla istihdam edildiği sektör bizimkisi. Bunun için lokomotif bir sektörüz. Güç kaybına uğramışız gibi görünsede ben sektörün toparlanacağına inanıyorum. Bir bakımdan sektörünüzün böylece temizlendiğini de düşünüyorum. Çünkü son yıllarda konut mağdurlarıyla imar rantlarıyla sektörün çok kirlendiğini düşünüyordum. Kimseyi yadırgamak niyetinde değilim fakat başka meslek gruplarından başka hayallerle bizim sektöre geçişler oldu. Bu firmaların yaptığı yanlışlar vardı. Şu anda ayakta kalan firmaların doğru işler yapan firmalar olduğunun düşünüyorum. Yani onları sahada kalan gerçek oyuncular olarak görüyorum. Üniversite hocamın söylediği bir söz vardı; Çağımızın en kıymetli insanları girişimcilerdir, girişimcilerin ise en büyük düşmanı gereksiz bilgi kirliliğidir. Dolayısıyla yanlış işler yapan firmalar bir noktada bilgi kirliliğiyle bizleri de zor noktada bıraktı. Böyle firmalar düşünmeden, hızlı üretimler yaptılar. Bunu yaparken de acımasız oldular. Özellikle imar rantçılarıyla da bir araya geldikleri zaman rekabet onların lehine dönmüş oldu. Bizleri de bir noktada hızlı üretim yapmaya zorladılar. Bu da kaliteyi düşürerek, ucuz satış yapmak demektir. Bu etkenlerin piyasadan çıkması demek sektörün rayına girmesi demektir. Ben sektörümüzün bu açıdan iyiye gideceğini düşünüyorum. Hatta bu durağan dönemin bizim için durup düşünme, kendimizi tekrar sorgulama, sektörü yeniden değerlendirmek için önemli bir fırsat olduğuna inanıyorum.

9- Türkiye ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz? İnşaat sektörünün ekonomiye katkısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemizi bir tarım ülkesi olduğunu kabul etmeliyiz. Maalesef son yıllarda yaşanan terör olayları hükümetin ekonomik programları tarımı biraz yavaşlattı, sanayide başarı oranını düşürdü. Ancak savunma sanayisinde bir güçlenme olduğunu görüyorum. İnşaat sektörünün, özellikle konuttaki yoğunlaşmanın ülkemizin son 10-15 yılda Türkiye ekonomisine büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim. Sektöre dahil birtakım eleştirileri kabul ediyorum ama unutmayalım ki son yıllarda ekonomiyi canlı tutan ve ülkenin refah seviyesine katkı sağlayan sektör inşaattır.

10- Geliştirdiğiniz projelerde hangi alıcı segmentini hedefliyorsunuz?

Türkiye’de ki gelir düzeyi yeni maaliyetlerle İstanbul’da, özellikle daha pahalı semtlerde ev alma imkanını ortadan kaldırmıştır. Bizden konut alan yerli müşterilerimiz banka ve kredileriyle işi olmayan, makul düzeyde geliri olan kişiler bu işin çok yoğun olduğu dönemlerde çoğu kişi kredi kullanarak konut sahibi olabiliyordu. Fakat şuan öyle bir dönem yok.

11- Satışlarınız yatırım amaçlı mı yoksa oturum amaçlı mı?

Yatırım amaçlı süreç, yoğun bir sürecin ürünüydü. Biz oturum amaçlı satıyoruz. Özellikle 2+1 konutlar aileler tarafından daha çok ilgi görüyor. Ve satışlarımızın büyük bir kısmı yabancı uyruklu vatandaşlara. Genelde Araplar, İranlılar ve gurbetçiler yoğun ilgi gösteriyor.

12- Sektöre yatırım yapmak isteyenlere ne tavsiye etmek istersiniz?

Piyasayı seyretmeleri gerektiğini ve bu dönemde büyük yatırımlardan uzak durmalarını tavsiye ederim. Ekonomi büyük bir çark. Ticaretin devam etmesi lazım. Ticaret durduğu zaman kaos çıkar. Dünyanın neresine giderseniz gidin sektörde sorunlar var. Bana göre Türkiye bazı meselelerde diğer ülkelere göre kendisini koruyabilen ülkelerden biri. Özellikle son birkaç yıldır milli ve yerli duyguları çok abarttık. Ortak noktada buluşma yetimizi canlandırdık diye düşünüyorum. Mesela dünyanın hangi ülkesinde yükseleceğini bilerek gidip dövizini, altınını bozanlar vardır. Bunun karşılığı aynı duyguda buluşan yöneticiler midir bilmem ama milli duygularla ülkemizi daha koruyucu bir hale gelebiliyoruz. Ben dünyanın diğer halklarında bu denli bir şey olduğunu görmedim. Devletin hataları olsa da sahip çıkan bir milletiz.

13- Dış ülkelere yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?

Rusya gibi ülkelerde gezme şansı elde ettik. Bu anlamda talep gördük fakat yurt dışı yatırımına sıcak bakmıyoruz. Şuan için kendi ülkemizde nitelikli konutlar üretmeye devam edeceğiz.

Ekrem İmamoğlu doğru bir adaydı

14- Son seçimleri ve Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu bizim mahallemizin çocuğu onu seviyoruz ve sayıyoruz. Siyasi görüşlerimiz ayrı olsa da medyaya yansıyan olumsuz haberleri gördüğüm zaman üzülüyorum. İmamoğlu başarılı bir seçim dönemi geçirdi. Bölgemizden birisinin olması da bizi ayrıca sevindirdi. Yani bir gün bizlerden bir talebi olursa gönülden yerine getireceğimi söylemek isterim. İmamoğlu CHP için doğru bir adaydı. Bence AK Parti’nin adayı da doğru bir adaydı. AK Parti’nin ülke politikaları kötüydü. Özellikle kürt seçmenlerle yaşanan sorunlar kötü sonuçlar doğurdu. Bu yüzden Kürt seçmeni kaybettiklerini düşünüyorum. Sonunda bu sorunu çözmeye başladılar fakat geç oldu. Dolayısıyla İmamoğlu çok büyük projeler getireceği için değil, AK Parti yanlış politikalar izlediği için kaybetmiştir.

15- Önümüzdeki süreçte AK Parti'de siyaset yapar mısınız?

Etkili bir noktada bulunmadıysam da AK Parti Gençlik Kolları’nda görev aldım. Fakat son zamanlardaki politikalarıyla benim dünya görüşümün çok uzağında. Dolayısıyla AK Parti'de siyaset yapmak kendimle çelişmek olur. Ak Parti'nin gerçek anlamda bir yenilenme hamlesi olur ve kuruluş ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olduğu yeni bir dönem başlarsa elbette yeniden görev almak isterim.

Türkiye'nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var

16- Peki Ahmet Davutoğlu’nun yeni bir parti kuracağı söylentileri var. Bu yeni parti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Böyle bir partide yer almayı düşünür müsünüz Öncelikle ülkenin menfaatini düşünmek lazım. Böyle bir partiye ihtiyaç olup olmadığı, ne kadar fayda sağlayacağı, kamuoyunda böyle bir talebin olup olmadığı anlaşılmalı.Bana göre ülkemizde büyük bir kucaklaşmaya ihtiyaç var. Maalesef ayrıştırmalar yaşandı. Ülke olarak doğru yöneticileri seçmekte zorlanıyoruz, seçmekte geç kalıyoruz. Neden Erbakan’ı özlediğimizi düşündüğüm zaman aklıma tek bir şey geliyor. Sıfır çıkar ve menfaat gözetmeyişi. Aynı zamanda Bülent Ecevit’i ve Atatürk’ü de özlüyorum. Çünkü bu insanlar gerçekten ülkeleri için siyaset yaptılar. Günümüzde ülkemize değer katacak politikacılar var ama şuan gerekli önemin verildiğini düşünmüyorum. Ve bu noktada Ahmet Davutoğlu’nu değerli görüyorum. Memleketimizde yeni bir hikayeye ihtiyaç var. Bu hikaye herkesin katıldığı bir kucaklaşma olmalı.