27 / 05 / 2022

Ortaklığın giderilmesi davası haciz süresini keser mi?

Ortaklığın giderilmesi davası haciz süresini keser mi?

Ortaklığın giderilmesi davasını taşınmaz malda tapu ile malik olan paydaş veya paydaşlar açabiliyor. Peki, hissedarların birinin haciz durumunda, ortak mala haciz konur mu? Ortaklığın giderilmesi davası haciz süresini keser mi?



Ortaklığın giderilmesi davası haciz süresini keser mi?

Ortaklığın giderilmesi davasını taşınmaz malda tapu ile malik olan paydaş veya paydaşların dava açması gerekiyor. Bu dava hissedarlar dışında 3. kişilere açılamıyor. 


Bir taşınmaz malda, mülkiyet hissesi olmayıp intifa hakkı bulunan şahsın ortaklığın giderilmesi davası açması mümkün değil. İştirak halindeki mallarda tasfiye memurunun dava açma hakkı bulunuyor. 


Borçlunun alacaklısı olan davacı tarafından icra mahkemesinden aldığı yetkiye dayanılarak dava konusu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılabiliyor.


Borçlu paydaşın alacaklısı tarafından İİK. nun ilgili maddesine göre icra mahkemesinden alınan yetkiye dayanarak açılan ortaklığın giderilmesi davasında, borçlunun müstakil payının haczi mümkün ise de, taşınmazların niteliğine göre 5403 Sayılı Yasa uyarınca taksimin mümkün olup olmadığının araştırılarak, 5403 Sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca pay satışının mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. 


Ortaklığın giderilmesi haciz davası örneği!

Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılar tarafından ayrı ayrı süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.


Dava, borçlu ortağın alacaklıları tarafından açılan borçlunun paydaşı olduğu iki adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan borçlu E. G. tarafından temyiz edilmiştir.


Elbirliği mülkiyetinde borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden İ.İ.K.nun 121.maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bunun için icra hakiminden yetki belgesi alması zorunludur. İcra hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan İcra Müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip, icra hakiminden yetki belgesi almak üzere önel verilmelidir.


Paylı mülkiyette ise, borçlu paydaşın alacaklısı, borçlunun bağımsız payının haczini ve satışını isteyebileceğinden İİK.nun 121. maddesi uyarınca İcra Mahkemesinden aldığı yetki belgesine dayanarak taşınmazın paydaşlığının giderilmesini isteyemez.


Ancak, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 5578 sayılı kanunla değiştirilen 8. maddesine göre; parsel büyüklüğü mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarım yapılan arazilerde 0,3 hektar ve marjinal tarım arazilerinde 2 hektardan küçük olamaz. Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere tarım arazileri, belirlenen büyüklükte parsellerden daha küçük parsellere bölünemez. Bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun, birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu araziler ifraz edilemez, payları üçüncü şahıslara satılamaz, devredilemez veya rehnedilemez.


Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, yasa koyucunun amacı dikkate alındığında bu hususun kamu düzeninden sayılması gerekir.


5403 sayılı Kanunun 8. maddesi hükmü gereğince, pay satışı mümkün olmayan paylı mülkiyete tabi tarımsal nitelikli taşınmazlarda ise, alacaklı İİK.nun 121. maddesi uyarınca aldığı yetki belgesine dayalı olarak taşınmazın tamamının satılması suretiyle paydaşlığın giderilmesini isteyebilir.


Bu şekilde açılacak davada borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur.


Somut olaya gelince, borçlunun alacaklısı olan davacı tarafından icra mahkemesinden aldığı yetkiye dayanılarak dava konusu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır.


Yukarıda açıklanan ilkelere göre, borçlu paydaşın alacaklısı tarafından İİK.nun 121.maddesine göre icra mahkemesinden alınan yetkiye dayanarak açılan ortaklığın giderilmesi davasında, borçlunun müstakil payının haczi mümkün ise de, taşınmazların niteliğine göre 5403 Sayılı Yasa uyarınca taksimin mümkün olup olmadığının arattırılarak, 5403 Sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca pay satışının mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile satış kararı verilmesi hatalı olmuştur.


Ayrıca kabule göre, karar tarihi itibariyle Harçlar Yasası gereği satıp bedeli üzerinde binde 9,9 nispetinde harç alınması gerekirken, binde 9 nisbetinde harç alınması, satış bedelinin tapudaki payları oranında paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, infaza müdahale edecek şekilde, borçlu payına isabet eden paranın, icra müdürlüğüne tevdiine ilişkin karar verilmesi de hatalı olmuştur.


Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.


Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme!


Öznur YASLI/Emlakkulisi.com