Özel bankalar gayrimenkul değerlemelerini yaparken karamsar senaryolar mı çiziyor?

Özel bankalar gayrimenkul değerlemelerini yaparken karamsar senaryolar mı çiziyor? Özel bankalar gayrimenkul değerlemelerini yaparken karamsar senaryolar mı çiziyor?

Özel bankaların kredi hacminin yılbaşından itibaren düşmesi ile yeni bahaneleri teminat oldu.  Reel sektöre yeni kredi vermek istemeyen özel bankalar, teminat bedellerini yarı yarıya düşürüyor…


Kamu bankaları,  faiz indirimleri ve kredi paketleri yolu ile ekonomiye destek oluyorlar. Özel bankalar ise çeşitli uygulamalarla reel sektörü zora sokma yoluna gidiyorlar. Özel bankaların krediler için verilen teminat değerlerini yarı yarıya düşürmesinden iş dünyası şikayetçi.

Sabah’tan Betül Alakent’in haberine göre, özel bankaların gayrimenkul değerlemesi ile ilgili yaptıklarını iş adamları şu şekilde ifade ediyor, "Örneğin, 500 bin dolar kredi çekmek istiyoruz. Bunun teminatı olarak da bugünkü değeri 2 milyon TL-400 bin dolar olan gayrimenkulümüzü gösteriyoruz. Son dönemde gayrimenkul fiyatları düşse de bankalar, bu arsa veya konutları ölü fiyatına değerleme yapmak istiyor. Değeri 400 bin dolar olan gayrimenkule 200 bin dolar değerleme yapıyor. Ekonomideki veriler iyileşme göstermesine rağmen bankaların bu kadar olumsuz davranmalarının tek nedeni kredi vermemek için bahane üretmek."

Proje bazlı teminata geçilsin

İş insanları,  özel bankaların reel sektör üzerinde çok yoğun baskı kurduğunu belirterek,  birçok firmanın özel bankalarla ilişkisini kesmeye ve kamu bankaları ile çalışmaya başladığını ifade ediyor.  İş insanları, teminatta Japonya modelinin örnek alınarak, gayrimenkul değil proje bazlı teminat sistemine geçilmesinin altını çiziyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, yılbaşından bu yana kamu bankalarının kredi hacmi yüzde 16.7 artış gösterdi. Özel bankalarda artış oranı yüzde 0.3. Yabancı bankalarda ise yüzde 1.4 oldu.

ASKON Başkanı Orhan Aydın

Özel bankalara güven bitti

ASKON Başkanı Orhan Aydın, özel bankaların faizler arttığında aynı gün kredi faizlerini de yükselttiğini söylerek "Ancak faizler düştüğünde inanılmaz nazlı davranıyorlar. Faiz indiriminin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen bazı bankaların ticari kredi faiz oranları hâlâ yüzde 23-24'lerde" dedi. Özel bankaların teminat baskısının birçok şirketi çıkmaza sürüklediğini anlatan Aydın, "Bankalar çok korumacı hareket ediyor. İş dünyası ciddi bir yükün altına girerken özel bankalar riski asla paylaşmıyor. Bu nedenle özel bankalara duyulan güven bitti. Birçok üyemiz bir an önce özelle bağını koparıp kamu bankasına geçmek için çalışıyor" diye konuştu.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir

Bütün yükü kamu bankaları sırtlandı

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, "Bankaların firmalardan ısrarlı bir şekilde gayrimenkul teminatı istemesinin bir anlamı yok çünkü kriz dönemlerinde gayrimenkulü satıp paraya çeviremezsiniz. Böyle olunca elinizde bir gayrimenkul yığılması olur" ifadelerini kullandı.

Bankaların artık Japonya modeli kredi sistemine geçmesi gerektiğini belirten Özdebir, "Yani proje bazlı teminat sisteminin hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi durum kimseye fayda sağlamıyor" diye konuştu. Son dönemde bütün yükü kamu bankalarının sırtlandığına dikkat çeken Özdebir, "Özel bankaların da artık elini taşın altına koyması gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan

Değerleme boşluğu yaşanıyor

MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, bankaların 15 Temmuz'dan sonra iş dünyasına daha çok yüklendiklerini ifade ederek, "2 milyon dolarlık kredi için senin 4 milyon dolarlık mülkünü teminat gösteriyor. Bunun da değerini kur yükselecek bahanesiyle 2 milyondan dahi az gibi gösteriyor" dedi. Sorunun bu alandaki değerleme boşluğundan oluştuğunu aktaran Kaan, Gayrimenkul Borsası'nın (GABORAS) büyük önem taşıdığının altını çizdi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç

Kefalet sistemi değişmeli

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç, bankaların gayrimenkul teminatına dayalı finansman sisteminin artık değişmesi gerektiğini belirterek, "Bankaların gayrimenkul teminatına dayalı, kredilendirme sistemini bir an önce değiştirmeleri şart. Şirketlerin varlık kaynakları sadece sahip oldukları gayrimenkuller değil. Bankaların, şirketleri rasyoları, bilanço verileri, projeleri, insan kaynakları dikkate alınmadan; çek ve gayrimenkul kefaletiyle değerlendirmeleri piyasa çarklarını tıkıyor" ifadelerinde bulundu.

Gayrimenkullerin değerleme yöntemlerinin dövizdeki dalgalanmalardan etkilenerek iş dünyası üzerinde teminat tamamlama gibi baskılar oluşturduğunu belirten Avdagiç, "Ekonominin tüm aktörlerinin yeni bir anlayışa geçtikleri bu dönemde, bankaların kredi teminat sistemini değiştirmesi gerek. Burada sıfır risk, garantinin garantisine odaklanan bir bakış açısıyla çalışmak her aktöre zarar verir" şeklinde konuşmasına devam etti.

Kuveyt Türk konut finansmanı oranlarında indirim!