27 / 06 / 2022

Türk demir-çelik endüstrisinde Yeşil Mutabakat dönüşümü 2025'e kadar yapılmalı!

Türk demir-çelik endüstrisinde Yeşil Mutabakat dönüşümü 2025'e kadar yapılmalı!

Türk Demir Çelik Sanayisi AB Yeşil Mutabakatı'ndan en çok etkilenecek sektörlerden biri olacak. Bu nedenle sektörde Yeşil Mutabakat dönüşümünün 2025'e kadar tamamlanması gerektiği ifade ediliyor.



Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi, sınırda karbon mekanizmasının oluşturulmasıyla ilgili yönetmelikleri Yeşil mutabakat başlığıyla 14 Temmuz 2021 tarihinde duyurdu. Dünya Gazetesi'nde yer alan habere göre; AB Yeşil Mutabakatı ile karbon salınım oranları yüksek olan başta Çimento Sanayi, Demir Çelik Sanayi, Gübre Sanayi, Alüminyum Sanayi ve Enerji Üretim Sanayi sektörlerine ilişkin pek çok yeni uygulamaya start verilecek. Sektör temsilcileri AB yeşil Mutabakatı'nı Kyoto Protokolü ve devamında Paris Anlaşması ile ortaya çıkarılan karbon azaltım hedeflerine erişmek amacıyla Avrupa'nın uzun zamandır kendi sınırlarındaki üreticilere uyguladığı karbon vergilendirmesi ve düşük karbonlu üretim ve teknolojilere teşvik yönteminin bütün tedarik zincirinde bulunan ülkelere de yaygınlaştırma planı şeklinde görüyor.

Türk demir-çelik endüstrisinde Yeşil Mutabakat dönüşümü 2025 e kadar yapılmalı!

AB Yeşil Mutabakatı'nın hemen akabinde Ticaret Bakanlığınca açıklanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı ise Türk sanayisinin süreçten etkilenmemesi için gerekli altyapının kurulması amacıyla bir yol haritası şeklinde belirtiliyor. Çünkü AB Yeşil Mutabakatının özellikle 2030 yılının ardından farklı sektörlerle dozunu yükselterek sürdürmesi planlanıyor.

Türk Demir Çelik Sanayisi'nin AB Yeşil Mutabakatı'ndan en çok etkilenecek sektörlerden biri olacağına dikkat çeken Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler, mutabakat çerçevesinde duyurulan Sınırda Karbon Vergisi Mekanizması ile AB'nin tespit ettiği öncü sektörler için Avrupa sınırlarına sokulan ürünün içerisinde, üretiminde meydana getirdiği karbon miktarı üzerinden bir vergilendirme sistemi kuracağını dile getirdi. Yurt içi üretimin yaklaşık yüzde 40'ı AB'ye ihraç edildiği dikkate alındığında, yeni vergilendirme sistemiyle ciddi maliyetlerin ortaya çıkacağına vurgu yapan Uğur Dalbeler, bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli konunun Karbon Emisyonu oluşumu açısından mevcut durumun net bir şekilde belirlenmesi ve raporlanması olduğunu ifade etti. Türk demir çelik endüstrisinin dünyadaki diğer firmalardan farklı şekilde çark ocaklı üretim sistemini kullanması ve yeni nesil makinelerle üretimde bulunması sebebiyle yeşil dönüşüm sürecinde hem düşük karbon oluşumu hem de hurda geri kazanımı yönü ile önemli fırsatlar elde edeceğinin altını çizen Dalbeler "Bu süreci avantaja çevirmek için mevcut durumumuzu bilmemiz ve yatırımlarımızı düşük karbon teknolojileri üzerine kurgulamamız gerekmektedir" diye konuştu.

Türk demir-çelik endüstrisinde Yeşil Mutabakat dönüşümü 2025 e kadar yapılmalı!

"Proses optimizasyonu, atık minimizasyonu yatırımlarına ağırlık verilmeli" Avrupa pazarlarında meydana gelen yeni fırsatların kaçırılmaması amacıyla Türk firmaların bir an önce düşük karbon içerikli alternatif hammaddeler, proses optimizasyonu, atık minimizasyonu, enerji verimliliği ve yeşil enerji konularında yatırım projelerine başlaması gerektiğine vurgu yapan Uğur Dalbeler, "Sektörümüzün temel ihtiyacı hammadde ve enerjidir. Bu da karbon oluşumu açısından en önemli iki kaynağa yönelik çalışmaların yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve düşük karbonlu üretim Ar-Ge çalışmaları devlet tarafından desteklenmelidir. Sektörün dışa bağımlılıktan kurtulması adına tüm girdilerine yönelik teşvik ve desteklerin ortaya konması önemlidir. Hammadde konusunda yaşanan darboğazların ve alternatif düşük karbonlu hammadde yatırımlarının önünün açılması gerekmektedir. Bu tip yatırımların destek mekanizmaları ile kontrollü bir şekilde desteklenmesi hem millileşme hem de karbon azaltımı hususunda ciddi fayda sağlayacaktır" şeklinde konuştu.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Üyesi Denis Kvasov ise AB Yeşil Mutabakatı'yla ilgili Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı'nın Türk demir Çelik Endüstrisi açısından yerinde bir çalışma olduğuna vurgu yaptı. Türkiye'nin AB Yeşil Mutabakatı sürecinden etkilenmemesi için Yeşil Mutabakat Eylem Planı ile gerekli alt yapının hazırlanmasının planlandığını ifade eden Denis Kvasov, "AB Yeşil Mutabakatı'nın karbon kaçağı yönünden riskli olarak belirlediği sektörler, 2021 ile 2030 yılları arasında geçerli olacak. 2023-2025 yılları arasında geçiş döneminin uygulanması ve bu dönem içerisinde ürünlerin üretilmesinden kaynaklanan sera gazları için AB Komisyonunca belirlenen ücretsiz tahsisten yararlanılması söz konusudur. Ücretsiz tahsisten kasıt AB ülkelerinde benzer ürün gruplarına tanınan CO2 kotasıdır. Geçiş sürecinin tamamlanmasından itibaren ücretsiz tahsis dağıtımı ortadan kaldırılıp üretilen emisyonun tamamına sınırda karbon vergisi uygulanacaktır" şeklinde konuştu.

Türk demir-çelik endüstrisinde Yeşil Mutabakat dönüşümü 2025 e kadar yapılmalı!

"Hammadde, enerji ve transfer yöntemlerini kayıt altına alacak sistemler geliştirilmeli" 

AB Yeşil Mutabakatı kapsamında ihracatı yapılan ürün ve ürün grupları için ayrı ayrı karbon ayak izi hesaplarının yaşam döngüsü perspektifinde raporlanması ve AB komisyonunun tespit ettiği bağımsız doğrulayıcı kuruluşlara doğrulatılmasının sağlanması gerektiğine dikkat çeken Deniz Kvasov, şunları kaydetti: 

"Zaman kaybetmeden üretilen her ürüne ait hammadde, enerji ve transfer yöntemlerini kayıt altına alacak sistemler ve ölçü aletleri üretim sürecine entegre edilmelidir. Kullanılan her ölçü aletinin kalibrasyonlarının yapılması ve kayıt altına alınması sağlanmalıdır. Her döküme ait ürün karbon ayak izi hesaplanarak ücretsiz tahsis değeriyle kıyaslanmalıdır. Ayrıca temiz enerji kullanımı üretim sürecine dahil edilmelidir. Ayrıca karbon ayak izinin azaltılması için ülke ve sanayi olarak yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırmalıyız. Hammadde transfer emisyonlarının azaltılması için de kaliteden ödün vermeden yerli kaynakların kullanılmasını, hidrojen üretim sistemlerinin sanayilerde kurulması ve yakma sistemlerinin bu doğrultuda revizyona uğratılmasını sağlamak zorundayız. onoa Enerji verimliliğinin arttırılması, baca gazı / emisyonlarının azaltılması için filtreleme sistemlerinin iyileştirilmesi de karbon salınım oranlarının düşürülmesine aktif etki yapacaktır."

Türkiye çimento ve çelik sektöründe düşük karbona geçiş dönemi!