İnşaatçılar ‘Strateji Belgesi’ istiyor!

İnşaatçılar ‘Strateji Belgesi’ istiyor! İnşaatçılar ‘Strateji Belgesi’ istiyor!

ASO ve DÜNYA gazetesi tarafından düzenlenen yuvarlak masa toplantısına Ankara Sanayi Odası Yapı Elemanları İmalat Sanayi Komitesi üyeleri katıldı...

İnşaat sanayicilerinin üretim hatlarını kapatma noktasına geldiğine dikkat çeken  Ankara  Sanayi Odası (ASO) İnşaat Sektörü Meclisi Üyeleri, turizm, makine, demir-çelik sektörleri için hazırlanan 'Strateji Belgesi’nin inşaat sektörü için de hazırlanmasını istedi. 2 milyon istihdamın, son bir yılda 1.5 milyona düştüğünü kaydeden sektör temsilcileri, yüksek faiz, dövizdeki aşırı ve ani değişimler, konkordato ve iflaslar sonucu piyasada güven kaybı yaşandığını, bu sıkıntılı sürecin, mortgage sistemi, vergi ve prim teşviki gibi uzun vadeli uygulamalarla aşılabileceğini dile getirdi. Toplantıya Yapı Elemanları Komitesi adına; Yiğit Hazır Beton Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, Ankara Alçı Mad. Kim. AŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Söylemez, Aytaş Alçı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ayrancıoğlu, Baştaş Genel Müdürü H. Burak Akın, Betonel Prefabrik Yönetim Kurulu Üyesi Servet Tekin, Kocalar Hazır Beton Genel Müdürü Sedat Koca ile Tuğsan Tuğla-DTS Bims Genel Müdürü Sinan Derin katıldı. Sektör temsilcileri ASO ve DÜNYA gazetesi tarafından düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, Dünya Gazetesi Ankara Temsilcisi Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı.

AYTAŞ ALÇI YÖNETİM KURULU OYESİ MEHMET AYRANCIOĞLU: İç piyasadaki daralma nedeniyle yurtdışına yöneldik

İç piyasadaki daralmadan sonra alçı imalatçıları olarak biz de diğer sektörler gibi yurtdışında pazar arayışına girdik. Düzenli olarak ihracatımız vardı ama daha fazla hacimli daha düzenli satış ve sevkiyat çabalarımız oldu. Herkes bir şekilde ihracattaki payını artırarak iç piyasadaki daralmayı daha az sıkıntıyla aşmaya çalışıyor. Sonuçta inşaat malzemesi üretiyoruz, ürettiğimiz ürün teknolojik olmadığı için navlunu çok tutan ürünler. Nakliye teşviklerden faydalanıyorduk ancak teşviklerin geri ödemeleri çok uzun. Bir de 2019’da bu teşvikler çıkmayacak gibi gözüküyor.

Özellikle Afrika pazarında sertifikasyon ve gözetim evrakları konusunda sıkıntılar yaşıyoruz.Uygulamalar sürekli olarak değişiyor. TSE’nin ciddi bir laboratuvarı ve organizasyonu var. Lobi faaliyetleri kapsamı bu Afrika ülkelerindeki standart sertifikakonularında- kolaylık tanıyarak en azından sıkıntılardan birini eksiltme anlamında Türk ürünlerine faydası olacağına inanıyorum. İç piyasadaki daralmadan dolayı boşta ciddi kapasiteler var şu anda. Düşük kapasite kullanım oranlarıyla bunlar çalışıyor veya çalışmıyor. Navlunu, nakliyesi çok tutan ürünler yerinde imalat yapılarak çok farklı karlar, çok farklı projeler çıkabilir. Örnek olarak Ticaret Bakanlığı’nın uluslararası Türk Ticaret Merkezleri, lojistik merkezleri ya da yurtdışında Türk sanayi bölgeleri kurulması programlarında var mı? Örnek olarak söylüyorum. Tanzanya Doğu Afrika’nın lojistiği açısından kapısı. Tanzanya’da mesela Türk sanayi bölgesi kurulabilir.

ANKARA ALÇI MAD. KİM. AŞ GENEL MODORO VE Y0NETİM KURULU BAŞKANI YUSUF SÖYLEMEZ: Yeni imarlarla ucuz arsa sağlanmalı

Yaşadığımız süreçte, son yılların en yüksek kredi faizlerini ödüyoruz. Mevduat faizleri de her gün biraz daha yükseliyor. Piyasalara güven duyulmadığı için vatandaş birikimlerini faizde tutmayı tercih ediyor. Bu güvensizlik ihtiyaç harcamalarının ertelenmesine sebep olduğu gibi yatırımlarında önüne engel teşkil ediyor. Diğer yandan bankalar yatırımcının krediye ulaşmasını da zorlaştırıyor. Yatırım projelerine hem krediye ulaşma kolaylığı sağlanmalı hem de özel düşük faiz politikası uygulanmalıdır. Böylelikle işsizliğin önüne geçilip istihdam yaygınlaştırılır. Şu anda pek çok sanayici üretim ünitesini kapatmış durumdadır. Bir kısmı da zar zor hayata tutunmaya, ekonomik krizlere karşı koymaya çalışıyor. Devletimiz zaman zaman KGF kredileri çıkararak sanayicinin nefes almasına yardımcı olsa da, denetim yetersizliğinden dolayı bu KGF kredilerinden istenilen rahatlatıcı sonuç alınamıyor. Bir de krizi fırsata dönüştürerek işini büyüten işletmelerimizin, daha küçük ve eski üniteleri aparat ve malzemeleri bir köşede çürümeye terk ediliyor. Bu tip ikinci el aparat ve malzemeleri ile yeni üretim üniteleri kurulumunda özel krediler sağlanmalıdır.

Şu anda ekonomimizin lokomotifi olan inşaat sektörü can çekişmektedir. Bu yüzden inşaat işinde kullanılan 300 kalemden fazla malzeme üreten işletmelerin kapısına teker teker kilit vurulduğunu izliyoruz. Elbette yurt içindeki konut fazlalığının bunda rolü var. Piyasalara olan güven eksikliği ile dövizlerle ilgili kasıtlı spekülatif dedikodularda bu krizi körüklüyor. Belediyelerden takip ediyoruz 2019 yılında inşaata başlama ruhsatı alan müteahhit firma yok denecek kadar az. Bu ise inşaat sektöründeki krizin uzun süreceğine işaret eder. Alacağı paraya karşılık müteahhitten daire almak mecburiyetinde kalan tedarikçi esnaf bu daireleri yüzde 25-30 eksiğine nakde dönüştürmek istiyorsa da alıcı bulamıyor. Gerekiyorsa devlet yatırımcıya makine ve ekipman hibesi yoluna gitmelidir. Kazanmadığımız paranın yergisini peşin alma uygulamasından vazgeçmelidir. İhbar ve kıdem tazminatlarına adil bir çözüm getirmelidir.

BAŞTAŞ GENEL MÜDÜRÜ H. BURAK AKIN: Mortgage sistemi ile sektör rahatlanabilir

Ekonomide her şey güven esaslı. Ekonomi, her zaman hayaller ve beklentiler ile dönüyor. Güven ortamını inşaat ve konut sektörü için de oluşturabilmek çok önemli. Bunu nasıl yapabiliriz? Bunun ABD’de-ki modeli devlet garantili mortgage kredileri. Kişinin işi var, belli kredi skoru var, bu kredi skoru ortalamanın üzerindeyse, belli
bir ödeme takvimi oluşturabilirsen, sana devlet o ev alımında garantör oluyor. İlk ev alıntında, orta sınıf ev alımında banka da daha rahat kredi verebilsin, satın alan da riskin altına daha rahat girebilsin. Kişi işinden olursa ne olacak? Burada işsizlik fonu var, işsizlik fonu nasıl ki işten ayrılınca size bir süre boyunca işsizlik faturası ödüyor, onun paralelinde bu kredilerin de taksitlerini ödeyebilir. Kimse işsiz kalmak istemez. Bunun suistimal edilemeyecek yöntemleri de geliştirilebilir. Orta sınıfı ev sahibi yapabilecek bir döngü oluşturmak zorundayız. Yoksa bir kısım birikim mevduat var ülkemizde ama mevduat birikim sahipleri zaten muhtemelen ev sahipler, ikinci ev sahipleri. Bunlara tekrar paranızı bozun ev alım demek çok mantıklı ve kolay değil. Ev sahibi olmayan büyük kitleye bir şekilde ulaşamamız lazım. Bunu  TOKİ  üzerinden yapmaya çalıştık. Ortaya çok değişik uydukentler çıktı ekonominin geneline çok dokunmadı, dar alanlarda kümelenmiş döngü haline geldi. Bu krediler en azından 10-15 senelik krediler olmalı. Tekrar tekeri döndürmemiz lazım, güveni oluşturmamız lazım.

BETONELPREFABRİK YÖNETİM KURULU ÖYESİSERVETTEKİN: Kapasite kullanımı yüzde 30'lara düştü

Prefabrik yapı kısmında yatırımlar tamamen durdu. Sanayici ve yatırımcılar 2018 Eylül’den bu yana yeni bir fabrika yapımına girmiyorlar. Olumsuzluğun ana sebeplerinden en önemlisi yüksek faiz, dövizdeki aşırı ve ani değişimler, konkordato ve iflaslar sonucu piyasa şartlarının nakde dönmesini gösterebilirim. Mevcut işini yapan firmaların iflası sonucunda boş fabrika ve fabrika alanları çoğalması da, olumsuzluğu körükleyen bir başka unsur olarak önümüze çıktı. Fabrikalar inşa ediyoruz, fabrika yapan fabrikayız yani ama kimsenin fabrika yatırımı yapmaya mecali kalmadığı için bu duruma geldik. Ekonominin diğer sektörlerindeki durağanlığı da hesaba katıldığında en az 3-4 yıl düzelmeyeceğini düşünüyorum.

ALAR HAZIR BETON GENEL MÜDÜRÜ SEDAT KOCA: Firmalarımızı ayakta tutmamız gerekiyor

Herkesin ortak kanısı güven. Şu an nitelikli konut sayısı pek fazla yok. Oturulabilir, yaş anabilir konutlara ihtiyacı var Ankara dahil birçok ilimizin. Mevcut konutlarda, sosyal donatılar, nitelikli bir oyun alanı vs. yok. Ben bu tür konutlara büyük ihtiyaç duyulduğunu biliyorum. İnsanlarda da parayla ilgili bir problem görmüyorum. Her-kesin parası var. Sanayici de, esnafta, üretici de para kalmadı. Ama çalışan kısımda az da olsa bir birikim var. Onların da gelecekle ilgili kaygıları olduğu için harcamıyor. Şöyle bir şey var. İnsanlar oturduğu evi bedeli ne olursa olsun satıyor, gidiyor faize yatırıyor. Seçimin bittiği gün üç tane daire sattım, ondan sonra bir tanesinin tapusunu verdim, paramı aldım. Bir tanesinin tapusunu verdim bir kısmının parasını aldım. Bir tanesinin tapusu da kaldı. Böyle kısır döngüyle yürümemiz mümkün değil. Bu firmalar kolay kurulup, büyütülmedi. Benim iyi dediğim birçok kişinin çeki yazıldı. Bu ülkede güven duyulacak, ehliyet sahibi insanlara ekonomiyi teslim etmek gerekir. 2017 Nisan ayına kadar yazları personel olarak 400 kişiye çıkıyorduk. Hazır betonda 125 kişiydik. 50’ye kadar düştük. 5 kişi daha çıkarmayı düşünüyorum. Firmalarımızı ayakta tutmamız gerekiyor. Kapasitemiz yaklaşık yüzde 40 kadar düştü. Yurtdışı fuarlara katılmamız için teşvik edilmeliyiz.