Döviz piyasalarındaki hareketlilik gayrimenkulü nasıl etkiliyor?

Döviz piyasalarındaki hareketlilik gayrimenkulü nasıl etkiliyor? Döviz piyasalarındaki hareketlilik gayrimenkulü nasıl etkiliyor?

Döviz piyasalarındaki hareketlilik ilk olarak gayrimenkul sektöründe görülüyor. Konut fiyatları önce duraksar, sonra enflasyon karşısında yavaş yavaş gerilemeye başlar.



Döviz piyasaları hareketlendiğinde ilk belirtilerin görüldüğü yer, gayrimenkul sektörüdür. Konut fiyatları önce duraksar, ardından enflasyon karşısında yavaş yavaş gerilemeye başlar.

Ekonomist Dergisi’nden Talat Yeşiloğlu’nun haberine göre; şirketlerin mali riskleri nedeniyle finans sistemi, kredi limitlerini daraltmaya çalışır, hatta kapatılmasını ister. Yeni projeler askıya alınır. Yürüyen projeler de şirketin likidite durumuna göre ya durdurulur veya hızla bitirilir.

Birinci seçenek daha ağır basar. Arzu eden, İstanbul başta olmak üzere, her gün yolunun geçtiği güzergahta, yukarıdaki tanıma uyan kaç proje olduğunu saysın.

Türkiye’nin şimdi, birkaç yıldır negatif sonuçlar üreten bu sürecin son aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Neden mi? Temel faktör, deprem korkusu. Bence çok haklılar.

Silivri, Manisa, ardından da Elazığ-Malatya hattında yaşanan deprem, Türkiye’nin büyük bir bölümünün deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu tekrar anımsattı. Çare, ortalama yaşı 30 ve üzeri olan yapı stokunu aşama aşama yenilemek.

Gelirlerimiz artmış değil. Reel satın alma gücü düşmeye devam ediyor. Düzeltilmiş milli gelir hesabına göre bile 10 yıl öncesine geri döndük. İşsizlik tarihi yüksek seviyelerine yakın seyrediyor.

Olumlu tahminler var ama analitik çalışmalar, mevcut büyüme oranıyla işsizliği sabit tutmanın bile imkansız olduğunu gösteriyor. Dolasıyla hanelere giren gelirlerde reel büyüme olmayacak gibi görünüyor.

İnşaat şirketlerinin, müteahhitlerin de işi kolay değil. Satın alma gücü artmadan, eldeki konut stokunu bile eritmekte zorlanıyorlar. Üstelik, yapım maliyetlerindeki artışı bile fiyatlara yansıtma konusunda sorun yaşanıyor. İyi de bu düğüm nasıl çözülecek?

Gayrimenkul eskisi kadar ‘yatırım’ kategorisindeki yıldızlardan biri değil. Levent’in kaleme aldığı kapak haberinde okuyacağınız gibi, Endeksa’nın bize özel çalışması gösteriyor ki, ‘amortisman’ süresi, düşse de hala yüksek görünüyor.

Uzmanların dillendirdiği normale göre kabaca 17-18 yıl aralığında olması gereken amortisman süresi 40 yılı aşan ilçeler, semtler, mahalleler var. İsviçre’den yeni dönen ve ev kiralayan bir arkadaşım, amortismanın yüksekliğine dikkat çekti ve “Evi alsam, öldükten sonra ancak kendini amorti ediyor. Ben de kiralama yolunu seçtim” diyor.

Kapak haberinde okuyacağınız gibi, müteahhitlik şirketlerinin patron ve yöneticileri, “Fiyatlar burada kalmayacak, çünkü yeni proje yok denecek kadar az” ifadelerini kullanıyor. Sektör, yön arayışında.

Deprem korkusu nedeniyle yeni konuta geçmek, kendini güvende hissetmek isteyenler de öyle. Düşen mortgage faizleri, talebi bir miktar canlandırdı. Doğal olarak metrekare birim fiyatları da bir miktar arttı.

Sonuçta orta yol bulunacak mı? Bence bulunacak. Deprem olgusu, bence ‘amortisman’, ‘yatırım’, ‘kazanç’tan çok daha önemli.

Depreme hazırlığı daha çok konuştuğumuz bir hafta diliyorum…

Gayrimenkul sektörü 2020’ye rekorla başladı!

Altan Elmas: Konut sektörü toparlanıyor!